T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Tiyatro hayatın beşiği

İstanbul Şehir Tiyatroları'nın çiçeği burnunda Genel Sanat Yönetmeni Nurullah Tuncer, malzemesi insan olan tiyatroda söylenti ve dedikoduların hiçbir zaman eksilmeyeceğini söylüyor.

Kenan Işık, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği'nden ayrıldığından beri tiyatrodaki çalkantılar bir türlü durulmadı. Son olarak Şükrü Türen'in yerine Genel Sanat Yönetmenliği'ne Nurullah Tuncer'in atanması polemiğe neden oldu. Basının yaylım ateşine maruz kalan yeni Genel Sanat Yönetmeni Tuncer, 17 yıldır tiyatroyla aktif bir şekilde ilgileniyor. İstanbul Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu üyesi olan Tuncer, 1985 yılından beri Şehir Tiyatroları'nda dekoratör olarak çalışıyor. Aynı zamanda Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü Öğretim görevlisi. Polemiklerle ilgili düşüncelerini de sorduğumuz Nurallah Tuncer'le tiyatroya yönelik yeni projelerini konuştuk.

Tiyatronun temeli insan

Basında çıkan Tiyatro Araştırma Labratuvarı'nın (TAL) kapandığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, TAL'ın çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Tuncer, geçtiğimiz sezonda Şehir Tiyatroları'nın izleyici erozyonuna uğradığını, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü'nde dahi Şehir Tiyatroları'nın perde kapatmak zorunda kaldığını belirtiyor.

Tuncer, göreve gelir gelmez hakkında iddialar ortaya atılmasını ise şöyle değerlendiriyor: "Her dönemde bu tür olaylar yaşanmıştır. Benim zamanımda da benden önceki dönemlerde de.. Bunlar tiyatronun yapısından kaynaklanıyor. Çünkü tiyatronun malzemesi insandır. Malzemesi insan olan bir kurumda da karşı koymaların veya karşı çıkışların olması çok doğaldır. Aslında böyle şeyler yaşanmamalı. Sonuçta bizim derdimiz tiyatro ve sadece tiyatro hakkında konuşmalıyız. Bunun dışında söylenen şeylerin sonu gelmez."

Dedikodu sanata galebe çaldı

Kendisinin atanma sürecinde Şehir Tiyatroları yönetmeliğine aykırı bir şey olmadığını söyleyen Tuncer, ulusal basının Şehir Tiyatroları'ndaki yönetim değişikliğiyle ilgilendiği kadar yıl boyuncu sahnelenen oyunlar ve kendilerinin hazırladığı repertuarda yer alan konu başlıklarıyla ilgilenmediğini kaydediyor.

Tuncer, geçtiğimiz yıl basında polemiğe yol açan konuların başında yer alan Necip Fazıl'ın oyunlarının sahnelenmesi hususunda Şehir Tiyatroları'nın önümüzdeki yıl nasıl bir yol izleyeceğini ise şöyle açıklıyor: "Nazım Hikmet'e ne kadar yakınsak Necip Fazıl'a da o kadar yakınız. Nazım Hikmet'e ne kadar uzaksak Necip Fazıl'a da o kadar uzağız. Çünkü Necip Fazıl'ı sadece bir oyun yazarı ve şair olarak görmüyoruz. Necip Fazıl 40 yıl önce yazdığı 'Bir Adam Yaratmak' adlı oyununda, bugün de hâlâ cevapları aranan soruları o dönemde sorgulamış."

Şehir Tiyatroları'nın Necip Fazıl'ın Bir Adam Yaratmak adlı oyununu sahnelediğinde kendilerine yönelecek eleştiri okları karşısında nasıl bir tavır takınacaklarını sorduğumuz Tuncer, böyle bir tartışmanın parçası olmak istemediklerini, Nazım Hikmet'in şu an Şehir Tiyatroları'nda iki oyununun sahnelendiğini, bir şair ve tiyatro yazarı olan Necip Fazıl'ın da oyunlarının sahnelenmesinin doğal olduğunu söylüyor.

'Erol Keskin de tasarımcı kökenliydi'

"Tiyatro benim için hayatın beşiği gibidir. Bizim bu beşikte büyüteceğimiz bütün oyunlara aynı sıcak ilgiyle bakmamız gerekiyor. Binlerce yıldır insanlığı büyüten bu beşiğin birilerinin görüşüyle veya bir yerden bakmasıyla değişmediğini göreceksiniz. Benim yaptığım işler ortadadır" diyen Tuncer, kendisinin Genel Sanat Yönetmenliği'ne getirilmesinde en çok karşı çıkılan noktalardan biri olan "Tasarımcıdan genel sanat yönetmeni olmaz" iddiaları karşısında ise eski Genel Sanat Yönetmenlerinden kendisi gibi tasarımcı olan Erol Keskin'i ve dünyadaki benzer tasarımcı kökenli tiyatrocuları örnek gösteriyor.

 
Uluslararası ölçülere uygun ilk kayıt stüdyosu
İTÜ'ye bağlı olarak Türkiye'nin uluslararası standartlara sahip ilk kayıt stüdyosu hizmete girdi.
'Yazmak istiyorum' diyenler yazabilecek
Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı, yaz ayları boyunca devam edecek "Artık Yazıyorum" adlı bir yazma kursu düzenliyor. 1 Temmuz günü başlayacak ve 15 Ağustos'a kadar sürecek kursun amacı "Anladığını gördüğünü, duyduğunu, bildiğini, hissettiğini, düşündüğgünü, plânladığını ve hayâl ettiğini doğru ve düzgün anlatabilme becerisini kazandırmak için yazma tekniklerini öğretmek". Yazılı Anlatımda Temel Kavramlar, Dil Malzemesinin Kullanımı, Yazmak İçin Okumak ve Denemeler'den oluşan kursa katılmak isteyenlerin Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı, Peykhâne Sokağı, No: 3 Çemberlitaş/İstanbul adresine başvurmaları veya 0 212 516 23 56 numaralı telefondan bilgi almaları gerekiyor. E-posta: kubbealti@superonline. com
Sporun hikayesi
Yazdığı spor hikayeleriyle tarzını ve kitlesini oluşturan Sadık Söztutan'ın trübünleri, stat tünellerini, soyunma odalarını, sahipsiz hakemleri, Anadolu takımlarını, gazete mutfaklarını gözlemlediği kitabı "Spor Bir Hikayedir" adlı kitabı yayımlandı. Futbolla yetinmeyip diğer sporlarla da ilgilenen Söztutan kitapta bazıları ödüllendirilmiş hikayelerini okurla paylaşıyor. Babıali Kültür Yayıncılığı / 0 212 454 21 65
Filistin ve Arafat
Kenan Akın'ın Filistin üzerine detaylı ve kapsamlı bilgi içeren kitabı "Filistin Dramı ve Yaser Arafat" çıktı. Akın kitapta Siyonizm fikrinin körüklendiği 'Erez İsrail' hareketi ile Yahudilerin Filistin topraklarına akın ettiği günlerden başlayarak Filistin üzerinde yaşananları, batının İsrail desteğini, Filistin tarihi, Arap-İsrail savaşlarını ve Filistinlilerin özgürlük mücadelerini liderleri Yaser Arafat'ın öyküsünün paralelinde anlatıyor.
Birey Yayınları / 0 212 511 33 69
26 Haziran 2002
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED