T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Hakan Şükür oynatılmalı

Brezilya ile yeniden oynayacağız. Hem de final için...

Bunun için her türlü tedbiri almak zorundayız. Bu tedbirlerin başında, Hakan Şükür'ün oynatılıp, oynatılmaması geliyor. Bence, grup maçlarından beri formsuzluğunu defalarca kanıtlayan Hakan Şükür, Brezilya maçında da oynatılmalı.

Gerekçesi ise, basit..

Bugüne kadar Milli Takım'a çok büyük yararlar sağlayan Hakan'da ısrar edilmesinin yararlarını maç içinde göreceğiz de, ondan.. Her şeyden önce, Hakan'ı tutmak için iki savunma oyuncusu çakılı oynamak zorunda. Bu durumda Brezilya savunmasının, ofans futbolunda eskilliğiyle görüntü verecek.

Futboldan, uzaktan yakından herkesin bildiğine göre, Brezilya futbolun öncülerinden. Adamlar bugüne kadar düzenlenen Dünya Kupaları'nın hepsine katılmış, 4 kez de kupayı müzesine götürmüş durumda. Futboldaki başarıları ise, sayılmayacak kadar fazla. Onları savunmada rahatsız edecek futbolcuların başında, formsuz dahi olsa, Hakan Şükür birinci sırada yer alır. Onun için "formsuz" dahi olsa, Hakan'da ısrar edilmeli diyorum.

Millî Takımımız bugüne kadar elde ettiği başarıların altında hep "mantık" vardı. Duyguların karışmayacağı bu gerçekten hareket edersek, Hakan Şükür gibi bir forvete sarılmamız gerekir. Yukarıda izaha çalıştığım gibi, Brezilya maçında Hakan Şükür oynatılması lazım. Tekrar ediyorum, Hakan formsuz, ancak rakip savunma için her zaman tehlikeli bir oyuncu. Bu düşünceye sarılıp, aklın yolunda gitmemiz gerekir.

Tıpkı, grup maçlarından bu yana ortaya koyduğumuz gibi.. 60 maçta 152 golün atıldığı bu büyük turnuvada, Brezilya'nın 15 golle bu konuda birinci sırada yer aldığını düşünürsek, rakibimiz önünde işimizin zor olduğunu biliyoruz.

Bunun ötesinde 2 kırmızı ve 12 sarı kartla "hırçınlığımızda" tescil edildi. Tüm bunlara karşın, Türkiye bugün Dünya'nın dört takımından birisi konumunda.

Finale çıkmamız zor. Bugüne kadar hep zorlukları, "kolay" yaparak görüntü verdik. Şampiyon olmak ise, en büyük arzumuz. Olamazsak ta, Türkiye "gönüllerin Şampiyonu."

Yazımı, bir kaplumbağa hikayesi ile tamamlayacağım. Kaplumbağa, "hacı olacağım" diye tutturmuş. Arkadaşları bu düşünceden vazgeçirmek için çırpınıp, durmuşlar. Ancak bizim kaplumbağa inat etmiş. Kaplumbağa hac yoluna çıkmış ve başlamış yürümeye. Arkadaşları dönmüş ve "sen bu hızla hacca gitmen mümkün değil, gel vazgeç" diye ısrarlarını tekrarlamışlar.

Bu laflardan bunalan kaplumbağa, durmuş ve "ben de biliyorum, bu hızla hacca gidilmez. Ama hiç değilse yolunda ölürüm" sözünü sarf etmiş.

Evet, Milli Takımımız belki şampiyon olamaz, ama bu yolda olduğunu bugüne kadar aldığı sonuçlarla ispatlamadı mı?

Tıpkı, Hac yolundaki kaplumbağa gibi.


26 Haziran 2002
Çarşamba
 
GÜRAY SOYSAL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED