T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Süper işadamları ve süper umursamazlık!..

Arada bir İstanbul'da bir grup işadamı biraraya geliyor.. Basın bu topluluğa, "Süper İşadamları Kulübü" adını verdi..

Rahmi Koç, Ersin Özince, Sakıp Sabancı, Ferit Şahenk, Aydın Doğan, Tuncay Özilhan, Bülent Eczacıbaşı, Ömer Dinçkök ve Mehmet Emin Karamehmet gibi isimlerden oluşuyor Süper İşadamları Kulübü..

Bu isimler, şirketlerinin veya holdinglerinin temsilcileri..

Türkiye'nin en büyük girişimcileri bunlar.

Bir anlamda, TÜSİAD'ın "G-8"leri..

Geçen haftaya kadar, Çukurova'nın patronu, Pamukbank ve Yapı Kredi'nin ve 100'ü aşkın şirketin sahibi olan Mehmet Emin Karamehmet de, bu Süper İşadamları Kulübü'nün doğal üyesiydi..

Bunların toplantılarına, Yapı ve Kredi'nin Yeniköy'deki korusunda, Karamehmet de ev sahipliği yapardı..

Acaba yarınki toplantıda, Karamehmet de bulunacak mı?

Çünkü o artık süper işadamı değil.. Milliyet'in başlığıyla, o "Rüzgar gibi geçti."

Ve eğer, Türkiye böyle kötü yönetilmeye devam ederse, gelecek sene yapılacak toplantılarda, Süper İşadamları'ndan kaç tanesi daha, rüzgâr gibi geçmiş olacak?..

"Ecevit'li Koalisyon"un, 1999'un Kasım'ında, ilk krizi patlattığı günden bu yana, kaç tane süper işadamının ve kaç şirketin, bankanın, işletmenin rüzgâr gibi geçtiğini hiç hesapladınız mı?

Ve enflasyondan arındırılmış bilançoları ile, kaç tane Türk bankasının ne duruma düştüğünü düşündünüz mü?

Hep merak ederim..

Bir meslekte "süper" olmanın gereğini, biz Türkler neden fazla düşünmeyiz?

Acaba, bu geçmiş dönemde, Devlet'in ve ekonominin kötü yönetilmesinden ötürü, elinden bankası, işletmeleri, malı-mülkü giden işadamlarına, meslektaşları gidip, "yanındayız" dediler mi?

Süper olmanın gereği, "Süperlerin Dayanışması" değil midir mesela?

Bizim meslekte, yani gazetecilikte de durum aynı olmalı..

Eğer yıllarca aynı meslekte ve hatta aynı çatı altında çalıştığınız bir "Köşe yazarı", siyasi ve ekonomik baskılarla susturulursa, yapılması gereken nedir?

O susturulan köşe yazarı için, en azından bir destek yazısı, yazarsınız.. Hiç olmazsa bir telefon edip, "Üzüldüm.. Ama elimden birşey gelmiyor" dersiniz..

Ben bu deneyi, 28 Şubat döneminde, post-modern darbenin politikacılarına mecbur medya sermayesi tarafından susturulduğum dönemde, yaşadım..

Elbet, yanımda duran meslektaşlarım da oldu..

Ama bazıları, "iyi ki susturuldu" diye yazılar bile yazdılar..

Bazıları da, olayı görmezden geldi..

Bu koalisyonun kötü yönetimi yüzünden, şimdi, süper işadamları da, birer birer iş hayatında susturuluyorlar..

Ve şimdiye kadar hep aynı şeyi gördüm..

Bankası, malı-mülkü elinden alınan arkadaşlarının, meslektaşlarının arkasından sessizce baktı, şimdilik ayakta kalan süper işadamları..

Daha da kötüsü, batırılan arkadaşlarının malına-mülküne-şirketine göz dikenler de oldu..

Rekabetin giderek eritilmesini, kendileri için bir fırsat sandılar..

Ben olsam yarınki "Süper İşadamları Toplantısı"nı, Karamehmet'in evinde yapardım..

"Sıra ne zaman bize gelecek" diye, kuzuların sessizliğini oynamak yerine, "Yeter artık.. Bu böyle olmaz" diye tepki koyardım..

ŞAKA

Sahnedeki seyirci!..

Devlet Bahçeli, yine hem Avrupa Birliği'ne, hem de Türkiye'deki Avrupa Birliği yanlılarına rest çekti..

-AB oyununda, figüran ya da baş aktör olarak rol almayacağız dedi..

Madem öyle.. O zaman şu "Koalisyon Oyunu"ndan çıkıp gitse ve sahnede kalabalık etmese ya..

Seyirci ise, seyirci koltuğuna oturup, oyunu seyretse bari..

"ECEVİT'SİZ YAŞAM" ÇAĞRISI

DSP, bir ana okulu gibi!..

Dün DSP'li 9 milletvekilinin, "Ecevit'siz yaşama geçiş" çağrısı, bu partinin içinde bulunduğu gülünç durumdan çıkabilmesi için, bir fırsattır..

Gerçekten gülünç bir durum var ortada..

Sayıları 130'a varan, seçilmiş, yetişmiş, yaşını başını almış milletvekilleri, sanki "Ana okulu öğrencileri" gibiler..

Bütün amaç, sanki Rahşan Ecevit'ten "Aferin.. Sen uslu çocuksun" övgüsü almak..

Bulundukları her ortamda esip gürleyen, TBMM kürsüsünde sert konuşmalar yapan DSP milletvekilleri, ORAN'daki evin kapısına gelince, kuzulaşıyorlar..

Bülent Ecevit'i görmeyeceklerini bile bile gidiyorlar.. Heyetler halinde, Rahşan Ecevit'e bağlılıklarını bildiriyorlar..

Bu arada Avrupa Birliği hedefi dağılıyor..
Bu arada piyasalar çöküyor..
Bu arada halk daha da yoksullaşıyor..
Ama DSP milletvekilleri, ana okulunun kapısında bekleşmekte..
DSP'li 9 milletvekilinin çıkışı, DSP'nin yeniden parti olabilmesini sağlayabilir.. Ama öbür çocuklar, ana okulundan işaret beklemeyi sürdürecek galiba..


26 Haziran 2002
Çarşamba
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED