T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Başbakandan maç izni

Millî takımın yarı final maçı dolayısıyla, bugün öğleden sonra memurlar izinli.

İzin kararı alınırken Bülent Bey'e danışmışlar.

- Çarşamba günü öğleden sonra tatil olsun mu efendim?

- Olsun tabii. Ben aylardır evimdeyim. Memurlar da yarım gün dinlensinler. Yarım günlük izinle ülke batacak değil ya... Hem galiba televizyonda önemli bir dizi varmış.

- Dizi değil efendim, spor karşılaşması var.

- Muhammet Ali'nin unvan maçı mı?

- Hayır efendim, millî takımın futbol maçı.

- Öyle mi? İyi iyi!.. Eskiden ne güzel Muhammet Ali'nin maçları olurdu. Gece yarısı kalkar seyrederdik, değil mi?

- Evet efendim... Biz o zamanlar çocuktuk.

- Ah ah!.. Neydi o yıllar. Ben o zamanlar gençtim. Taşı sıksam, suyunu çıkarırdım.

- Şimdi de çıkarırsınız efendim.

- Öyle mi dersiniz? Nasıl olacak, gücüm yeter mi?

- Vekalet verirsiniz, taşı gösterirsiniz, biz de sıkar suyunu çıkarırız.

- Neyse, suyunu çıkarmayalım!

- Emredersiniz efendim. Maç sonrası için bir açıklama hazırlayacak mısınız? Malum, millî takımın maçı.

- Elbette, hemen hazırlansın açıklamalar. Her durum gözönünde bulundurulsun. Ulusal takım yenerse, yenilirse ve berabere kalırsa...

- Beraberlik sözkonusu değil efendim. Mutlaka biri galip gelecek.

- Ya hiç gol olmazsa...

- Uzatmaya gidilecek.

- Yine atılmazsa?

- O zaman da penaltılara geçilecek.

- İlginç!.. Biz bu sistemi niye siyasete uygulamıyoruz?

ZAFER

Haber Alma Dairesi Başkanı, hepsi aynı şekilde giyinmiş olan 15-16 genci makam odasına alıp ıslak ıslak öptükten sonra:

- Kahramanlarım benim, diye konuşmaya başladı. Bu vatanın yiğit cengaverleri. Son zaferinizle bizleri ne kadar sevindirdiğinizi ve ülkemize neler kazandırdığınızı bilemezsiniz.

Gençler şaşkın şaşkın birbirine bakarlarken, adam devam etti:

- Birbuçuk saatlik bir çarpışmayla ezeli düşmanlarımızdan 20'sini öldürüp 20 binini yaralamayı başardınız. Üstelik onlara 20 milyon dolar kaybettirip bize de televizyon yayınlarından 20 milyon dolar kazandırarak.

Gençler tekrar birbirine bakınırken, en uzun boylu olanı:

- Sayın başkanım, diye söz aldı. Özür dilerim ama siz bizi herhalde gizli örgüt elemanlarıyla karıştırdınız. Böyle bir şerefe ulaşmak, bizim ne haddimize.

Yaşlı adam, ayaklarını alabildiğince uzatıp sigarasının dumanından halkacıklar yaparken:

- Siz milli takım oyuncuları değilmisiniz? diye sordu. Geçtiğimiz Çarşamba gecesi maçları olan.

Yine aynı genç:

- Evet efendim diye atıldı. Ama o maçta, yıllardır perişan ettiğimiz Türklere karşı ilk defa mağlup olduk.

Başkan bey, ağır adımlarla delikanlının yanına gelip yanağından bir makas alırken:

- Esas zaferiniz de bu ya zaten, diye gülümsedi. Adamlar sevinçten bayram yaparken, 20 milyon dolarlık mermi yakmış ve kazayla birbirini öldürüp yaralamışlar. Bu zaferinizi arada bir tekrarlayıp bizlere yardımcı olursunuz değil mi?

(Cüneyd Suavi/Hayatın İçinden)

BU İŞİN SONU

Hikâyeci Ömer Lekesiz anlattı. Dünya Kupası'nın başladığı günlerde, Sultanahmet'te Türkiye Yazarlar Birliği lokalinde oturmuş şu maç ne olacak, bu maçı kim alacak tartışması yaparken, yanımızda bulunan ve hiç söze karışmayan yaşlı bir esnaf, bir ara bir soru sordu:

- Evlat, Filistin'de kan gövdeyi götürüyor, İsrail'in zulmü sürüyor, nereye varacak bu işin sonu?

KANAL 7'YE SİTEM

Antalya'nın bazı kesimlerinde özellikle Kepez'den yukarısında, iki-üç aydan bu yana Kanal 7'nin yayınları izlenemiyor.

Hüseyin Çevik, defalarca arayıp bildirdiği halde bir şey değişmediği için sitemde bulunuyor.

"Acaba neden?" diye soruyor okurumuz.

İletiyoruz.

CAMİDE İNTERNET

Selçuk İlahiyat Dekanı Prof. Mehmet Aydın, İslam dininin bilimsel gelişmelere ve kültürel değişimlere açık olduğunu belirterek, camilerde bilgisayar salonları ve kafelerin açılabileceğini söyledi.

Maksat, gençlere dini sevdirmek ve din anlayışını soğuk bir görüntüden kurtarmak.

İyi fikir gibi görünüyor.

Yalnız, görünüşe aldanmamak lazım.

Karar vermeden önce, herhangi bir 'internet kafe'ye gidip bir-iki saat bakmalı. Gençler nerelere girip çıkıyor, hangi siteleri dolaşıyor, bir fikir edinmeli.

GÜNÜN SÖZÜ

Uçurtmalar, rüzgâr kuvvetiyle değil, bu kuvvete karşı uçtukları için yükselirler.
Çörçil


26 Haziran 2002
Çarşamba
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED