T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Pamukbank battı mı? (2)

Cuma günkü yazımızda, Pamukbank'ın Fon'a devir kararıyla ilgili basına yansıyan açıklamalar ve bilgileri sıralamış, olayın perde arkasının, sadece bu açıklamalar ve bilgiler ışığı altında sorgulanmasını bugüne bırakmıştık. Değerlendirmemizi sıralayalım.

1. Pamukbank operasyonunda BDDK, Başbakan tarafından yönlendirilmiştir. Operasyona karşı çıkan 4 BDDK üyesinin, Başbakan'ın açıklamasından sonra görüş değiştirmesi başka şekilde izah edilemez. Hatırlanacağı üzere, Başbakan ekonomi kurmaylarıyla görüştükten sonra BDDK'yı gereken kararların alınmasında geç kalmakla suçlamıştı.

Açıkça ortaya çıkmıştır ki BDDK'nın Pamukbank'la ilgili kararı siyaset tarafından yönlendirilmiş ve hatta karar siyasetin ağır baskısı altında alınmıştır. Bu durum üst kurulların iddia edildiği gibi 'bağımsız' hareket etmediğinin çok açık göstergesidir. BDDK'dan istediği kararı çıkartamayan Kemal Derviş Başbakan'ı devreye sokmuş ve devir gerçekleşmiştir.

Kararın alınış biçimi hukuka aykırıdır. BDDK hür iradesini kullanamamıştır. Siyasiler de esasında bağımsız olması gereken BDDK'ya müdahele ederek görevlerini kötüye kullanmışlardır. Yani suç işlemişlerdir. Siyasilerden kastedilen Başbakan Ecevit ve Kemal Derviş'tir. Hiç kuşkusuz bu konuda takdir Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir.

Ancak bugünden itibaren hiç kimse üst kurulların bağımsız kuruluşlar olduğunu iddia edemeyecektir.

Başbakan'ın ekonomi kurmaylarıyla gerçekleştirdiği ve Pamukbank'a el konulmasıyla ilgili kararın alındığı toplantıyı ilginç kılan bir başka özellik de MGK toplantılarına dahi katılmayan Başbakan'ın böyle bir toplantıya iştirak etmiş olmasıdır.

2. BDDK, bir taraftan Pamukbank'ın sermayesinin verilen süreye rağmen artırılmadığını açıklarken diğer taraftan grup şirketlerine mevzuata aykırı olarak kredi kullandırılmasının el konulma gerekçelerinden birisi olduğunu belirtmiştir.

BDDK dolaylı olarak, sermaye artırımına gidilmiş olsaydı Pamukbank'ın Fon'a devredilmeyeceğini söylemektedir. Halbuki, banka kaynaklarının usulsüz şekilde grup şirketlerine aktarılması fiili Bankalar Kanunu'na göre suç teşkil etmektedir. Suç olan bu fiil sermaye artırımı yoluyla ortadan kaldırılamaz. Bir başka ifade ile Mehmet Emin Karamehmet Pamukbank'ın sermayesini artırmış olsaydı, BDDK suç olduğunu bildiği fiili görmezlikten gelerek Pamukbank'ı Fon'a devretmeyecek ve grup şirketlerine kullandırılan kredilerle ilgili olarak suç duyurusunda bulunmayacaktı.. Bu fiilin gerçekte olup-olmadığını bilmiyoruz. BDDK'nın açıklamasını veri olarak alıyoruz.

3. Pamukbank'ın Yapı Kredi ile birleşmesine izin verilmemiş ve makul bir süre tanınmamıştır. Halbuki birleşme gerçekleşmiş olsaydı yeni oluşacak banka ciddi tasarrufta bulunacaktı. Bu çerçevede bankanın bir çok şubesi kapatılacak, personel giderlerinde önemli azalmalar meydana gelecek, boşa çıkan gayrimenkuller satılacak veya kira ödemeleri ortadan kalkacak; bakanın hem karlılığı artacak ve hem de sermaye rasyolarında iyileşme meydana gelecekti.

4. Karamehmet Grubu'nun rekabet gücü bir hayli yüksektir. Özellikle GSM işletmeciliğinde iç pazarın büyük bölümünü kontrol etmektedir. Piyasaya yeni giren firmalar da Türkcell'in önünü kesememişlerdir. Pamukbank operasyonu Türkcell'i de etkileyecektir. Türkcell'in Karamehmet Grubu'na ait hisseleri fiilen Fon tarafından yönetilecektir. Böyle bir operasyon, Türkcell'in el değiştirmesi sonucunu doğurabilir. GSM işletmeciliğinde gözü olan grup ya da gruplar için zahmetsiz ve son derece karlı bir lokma olarak ortada durmaktadır.

Türkcell hem karlılığı ve hem de sağladığı prestij açısından harika bir yatırımdır. Karamehmet Grubu'nun amiral gemisidir. Karamehmet'e 'en zengin Türk' ünvanını kazandıran şirkettir. Şu anda Türkcell üzerindeki tasarrufu ortadan kalkmış durumdadır. Sadece bir kararla. BDDK tarafından, Başbakan'ın yönlendirmesi ile aldığı bir kararla.

5. Karamehmet Grubu'nun gücü sadece Türkiye'deki faaliyetlerinden gelmemektedir. Türkcell'in hisseleri Newyork Borsası'nda işlem görmektedir. Türk Cumhuriyetleri ve Balkanlarda GSM işletmeciliğinde söz sahibidir. Bu yönüyle aynı alanda faaliyette bulunan uluslar arası şirketleri rahatsız etme ihtimali yüksektir. İMF'nin epeyden beri bu operasyonu istediği anlaşılıyor. Uluslar arası rakipleri adına İMF'nin taşeron olarak fonksiyon ifa etmesi ihtimal dahilindedir.

Pamukbank kısa sürede ve muhtemelen yabancı sermayeye satılacak. Zira, Türkiye'de Pamukbank'ı satın alacak yerli sermaye kalmamıştır. Pamukbank operasyonu aynı zamanda İMF ve Dünya Bankası'nın, Türk bankacılık sektörünün yabancı sermayenin kontrolüne aktarılma operasyonunun bir parçası da olabilir. Krizden sonra ayakta kalmakta zorlanan yerli şirketlerin önemli bir bölümü yabancı sermaye tarafından satın alınmıştır ve süreç devam etmektedir. Bu noktada Hükümet'in yabancıların satın aldığı şirketlerin isimlerini açıklamaları ve kamu oyunun bilgisine sunması gerektiğini düşünüyorum.

6. İlk kez yapılan uygulamayla, el konulan Pamukbank'ın hakim hissedarı olan Karamehmet Grubu'nun sahip olduğu şirketlerdeki ortaklık payları BDDK tarafından yönetilecektir. Yani, Karamehmet Grubu tamamen bloke edilmiş durumdadır. Bu uygulamanın sadece Pamukbank için uygulanmasının nedeni izaha muhtaçtır. Dışardan bakıldığında tam bir linç operasyonu gibi görülmektedir.

Aksi iddia edilse dahi Yapı Kredi Bankası da Karamehmet Grubu'nun kontrolü dışına çıkmıştır. Yapı kredi'nin % 40 hissesi Pamukbank'ta rehinlidir. Yapı Kredi fiilen BDDK'nın kontrolüne geçmiş durumdadır.

7. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Ecevit'in çekilmesi için sert manşetler atan gazete ve yayın yapan televizyonlar, Pamukbank operasyonu öncesi ve sonrasında bu konudaki yayınlarını kestiler. Başbakan'a beyninin sulandığı şeklinde hakaretler yağdıran basının birden çark etmesi sizce de anlamlı değil mi?

Söz konusu yayınlar belki Ecevit'e Pamukbank operasyonun gerçekleştirilmesi için baskı amacını taşıyordu. Amaç tahakkuk edince yayınlar durdurulmuş olabilir. Bu şekilde Ecevit Başbakanlık koltuğunda bir süre daha oturabilecektir. Pamukbank'a el konulmasından sonra Kemal Derviş'in erken seçimle ilgili söylemlerinde yumuşaması ve yakın gelecekte erken seçim olmayacağı şeklinde açıklama yapması da böyle bir ihtimali güçlendirmektedir.

Pamukbank'ın 2 milyar dolar olduğu söylenen sermaye açığı gerekçe gösterilerek başarılı yerli bir müteşebbis ve sermaye ortadan kaldırılmak istenmektedir. Önümüzdeki günlerde olayın perde arkası daha net olarak kamu oyunun gündemine gelecektir.


26 Haziran 2002
Çarşamba
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED