T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
AB mi, hükûmet mi?

AK Parti, idam cezasının kaldırılması için Anayasa değişikliği şartından vazgeçti mi?

Parti'nin kurmaylarından Bursa milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır'ı Merkez Yönetim Kurulu toplantısı öncesi yakaladık ve sorduk.

İşte cevabı:

"Şimdi size söyleyeceğim partinin resmi kararı değil. Ama benim gibi, başka arkadaşlar da bu istikamette düşünüyor. Tayyip Bey de, benzer cümleler telaffuz etti. Bizim ana amacımız Avrupa Birliği yolunu tıkamamak. Halkın hassasiyetlerine saygı gereği önce, ağırlaştırılmış müebbet hapsin Anayasa'da yer almasını savunduk. Diyelim ki, bu A planıydı. Yeterince taraftar toplamadı. Ne yapacağız? Parti programında yer alan AB hedefinden vaz mı geçeceğiz? Elbette hayır. DSP'nin teklifinin müzakereye açılmasını istiyoruz. Ben şahsen bazı iyileştirmeler yapmak suretiyle, teklifi kabul edilebilir buluyorum."

AB Uyum Komisyonu

Saadet cephesinde de, hukukçu kurmaylardan Mustafa Kamalak ve Genel Başkan yardımcısı Teoman Rıza Güneri ile konuştum.

Saadet Partisi'nin idam cezasının kaldırılmasına desteği sürüyor. Ama, DSP'nin teklifinin yetersiz olduğu ve AB'nin taleplerini tam anlamıyla karşılayamadığı kanaatini taşıyorlar.

Kamalak'a göre, Türk Ceza Kanunu'nda, Kaçakçılığın Men ve Takibi Kanunu'nda ve Orman Kanunu'nda yer alan ölüm cezalarının -savaş ve yakın savaş dışında- ağırlaştırılmış müebbede çevrilmesi, yeterli değil. Aynı zamanda 647 sayılı, Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun da değiştirilmeli. DSP'nin teklifinde olduğu gibi, ağırlaştırılmış müebbed, ömür boyu devam eder veyahut 36 yıl sürer, denildiği takdirde, acaba, Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun'un koyduğu kurallar ve indirimler bertaraf edilebilecek mi?

Saadet Partililer, tıpkı AK Partililer gibi, aynı Anayasa Uyum Komisyonu'na benzer bir komisyonun, AB sürecinde de kurulmasını talep ediyor. Her partiden görevlendirilecek milletvekilleri kanalıyla, uzlaşmanın daha kolay sağlanacağı fikrindeler.

Hükûmet sahip çıkmadığına göre, muhalefetin, kanun teklifinin oluşmasına katkı yapması, belirli bir diyalog içinde mutabakat aranması doğal. Bu diyalog, her partinin, elde kanun teklifi, kapı kapı diğer partileri dolaşması ile temin edilemiyor. AB ile Uyum Komisyonu bunun için gerekli.

Askerî Ceza Kanunu

DSP'lilerin teklifinde, eksik noktalardan biri de, Askerî Ceza Kanunu'ndaki idama hiç dokunulmaması. Gerçi, 6. Protokol'e göre, savaş ve yakın savaş hallerinde idam cezası muhafaza ediliyor. Ama Askerî Ceza Kanunu'nda bunun haricinde kalan hususlarda da ölüm cezası var.

Askerî Ceza Kanunu ek madde 4:

"A) Fevkalâde halin devamı müddetince, askerî bir hizmet yaparken, milli müdafaa vasıtalarına veya askerî ihtiyaçlara taallûk eden, taahhüt, imal, inşa, alım, satım, teslim, tesellüm, nakil, muhafaza veya tevzi yahut celp, sevk ve muayene gibi işlerde, zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet veya hırsızlık suçlarından birini işleyenler, 10 seneden ağır olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılır.

B) Bu vahim hallerde ölüm cezası hükmolunur."

*   *   *

Askerî Ceza Kanunu'nun yukarıdaki maddesini yorumlayan Mustafa Kamalak, savaş ve yakın savaşın dışında, olağanüstü hallerde, hırsızlık, irtikâp gibi suçlarda, vahim bir durum doğarsa, ölüm cezasına hükmolunmasını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ek 6'ncı Protokolü'ne aykırı görüyor.

Kürtçe eğitim

İdam tartışmasını bir kenara bıraksak dahi, ana dilde (Kürtçe) eğitim meselesinin halli için de, Anayasa değişikliği gerekiyor.

Anayasa'nın 42'nci maddesine göre, "Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez."

Kürtçe'nin "yabancı dil" değil de, "ana dil" olarak öğretilmesi düşünüldüğüne göre, önce Anayasa'nın 42'nci maddesi aşılmalı.

Bunun gibi engelleri bertaraf edebilmek için, partilerarası bir Uyum Komisyonu'nun toplanması akla yakın bir çözüm.

Hükûmet yıkılmasın

Meclis'in Temmuz'da tatile sokulması, öncelikli amacın AB değil, hükûmetin devamı olduğunu gösteriyor.

Hazır AK ve Saadet gibi MHP'nin boşluğunu dolduracak iki parti bulmuşken ve hazır kamuoyunun baskısı ile Çiller biraz yumuşamışken, fren yerine gaza bassanız ya!

Hayır... Frene basıp Meclis'i tatile sokuyorlar.

Hürriyet'in haberine göre, AK Parti'nin, DSP teklifine yanaşması -Anayasa değişikliği ısrarından vazgeçmesi- Hüsamettin Özkan tarafından, hükûmeti yıkmaya yönelik bir öneri gibi algılanmış: "Tayyip Erdoğan'ın atağı Ankara'da duyulur duyulmaz, hükûmet kanadında karışıklık başlıyor. Hüsamettin Özkan, anında diğer iki başkan yardımcısını arıyor ve şu değerlendirmede bulunuyor: Bana göre, bu, hükûmeti yıkmak için bir taktik. O nedenle, biz buna evet demeyelim ve Meclis'i tatile sokalım." (Hürriyet- 25 Haziran 2002)

Oysa hem AK, hem de Saadet Partisi, iyi niyetle çözüm arıyor. Ve her ikisi de, bir komisyonda konular müzakere edilmeden sonuca ulaşılmayacağını düşünüyor. Müşterek bir metinde anlaşmak ve herkesin içine sinen orta yolu bulmak lâzım.

Hüsamettin Özkan ise, Meclis'in açık olmasının, hükûmetin ömrünü kısalttığının farkında. Artık kanun çıkartamıyorlar; milletvekillerine hâkim olup, onları Parlamento'da tutamıyorlar.

Meclis faaliyetine ara versin ki, genel tatil havası içinde Ecevit'in "nekaheti" göze batmasın.

Ecevit'e çekil

DSP'li 9 milletvekilinin "Ecevit'e çekil" çağrısında bulunması önemli bir gelişme. Üstelik bunlar sıradan milletvekilleri değil. Emin Karaa, Adalet Komisyonu Başkanı. Ali Arabacı, Adalet Komisyonu'nun fevkalâde aktif bir üyesiydi. Hükûmetin her getirdiğine evet demeyip, özgürlükçü davrandığı için Adalet Komisyonu üyeliği sona erdirildi. Uluç Gürkan, yıllardır kişiliğinden taviz vermemiş, gazeteci kökenli bir milletvekili; RTÜK tartışmalarında Kartel'e karşı tavırlarıyla ön plana çıktı. Ertuğrul Kumcuoğlu; değerli bir eski bürokrat ve büyükelçi. Cengiz Güleç, Fırat Dayanıklı, Ahmet Arkan, Sadık Kırbaş ve Tahir Köse, ağırlığı olan isimler. Özellikle Tahir Köse, yılların politikacısı, tecrübeli bir milletvekili. "Ecevit çekilsin" diye ortaya çıkmaları olumlu gelişmelere gebe.

İşte bu yüzden Meclis alelacele tatile sokuluyor.

AB trenini kaçırmak mühim değil, yeter ki hükûmet ayakta kalsın!


26 Haziran 2002
Çarşamba
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED