|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye sarsıntıyı sadece sandık sonuçlarıyla değil, sonuç sonrası havayla da yaşıyor. Şu açık: Seçmenin tavrı ve sandıktan çıkan oy oranı AK Parti'ye, AK Parti üzerinden "siyasi alan"a uzun süredir görülmeyen bir "meşruiyet zemini" sağlamıştır. Seçmen ittifakları demokrasi dışı ve siyaset dışı girişim riskini ve bunlara uygun bir ortamın oluşması ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Erdoğan'ın olgun, başarıyı sindirmiş, Türkiye partisi olma iddiasını pekiştiren, AB'yi birinci mesele ilan eden konuşmaları bu meşruiyet dalgasını iyice pekiştirmiştir. Bunların sonucu olarak piyasalardan gelen olumlu tepki, Batı'nın desteği, merkez güçlerin ve medyanın aldığı olumlu tavır, CHP'nin siyasi alanının meşruluğuna sahip çıkan duruşu, "AK Parti'nin varlığına yönelik her tür ters girişim ihtimalini daha başından imkansız ve anlamsız hale getirmiştir." AK Parti'nin alacağı oy çapı ve "erken bir gerginlik ihtimali" konusunda yanılmış olduğumu görüyorum ve yanılmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Görülüyor ki, "2002 seçimleri Türkiye'nin yaşadığı 10 yıllık siyasi kriz ve olağanüstü dönem araçlarını, iklimini sona erdirecektir." Görülüyor ki, Türkiye'de bir "normalleşme süreci" başlayacaktır. Bu yazının yazıldığı saatlerde gelen bir haber, Cumhurbaşkanı Sezer'in Perşembe günü Tayyip Erdoğan'ı Çankaya'ya davet etmesi bu sürecin en önemli göstergelerinden birisidir. Bu yolla seçimler öncesi başlatılan bir gerginlik sona ermiş bulunmakta, "Erdoğan'ın siyasi varlığı ve genel başkanlığının devlet katında kabul gördüğü" açığa çıkmaktadır. Genelkurmay Başkanı'nın seçim sonuçlarını sindirdiğini ilan eden açıklamasını da buna eklersek, anlaşılmaktadır ki, devlet kademeleri karşılarına çıkan bu durumu doğru değerlendiriyorlar. Muhtemelen, böyle yapmamaları halinde ilk seçimlerde AK Parti'nin yüzde 50 oy alabileceğinin, halkın karşısında yer alan bir devlet mekanizmasının yaşacağı meşruiyet sorunlarının ortalığı allak bullak edebileceğinin farkındalar. Bu durum halk oyunun, yani iç dinamiklerin ve demokrasinin çarpıcı gücü olarak karşımızdadır. Ve devletin işleyişi ve tavrındaki bir değişim yaşanacaksa, o da bu iç dinamiklerden hareketle yaşanacaktır. Kanımız o dur ki, "bir süre önce sadece AB'nin ve dış dinamiklerin etkisine bırakılan, toplumsal meşruiyet sıkıntısı yüzünden bu etkinin siyaseti yeniden devletleştiren bir dalgayla iç içe girmesine yol açan", bizim sıkça "ittihatçı liberalizm" olarak adlandırdığımız bir anlayış da "kadükleşecek", belki de çıkmazdan kurtulacaktır. Bu çerçevede şunu görmek gerekir: AK Parti "Türkiye'nin siyaseti, toplumu, bunlardan kaynaklanan değişim meşruiyetini keşfetme gereksinimi" ile AB hattı da dahil olmak üzere "ekonomide ve siyasette çağdaş yapılanma ihtiyacını" en azından biçim açısından bağdaştıracak bir parti, daha doğrusu bir hareket görünümündedir. "Değişim projelerinin toplum dışı, siyaset karşıtı bir söylemin içine sıkışıp kalması", buna karşılık "temsil kabiliyeti olanların bastırılması ve dar nitelikli bir yaşam alanı genişletme politikalarına itilmeleri" arasındaki o "dev çelişki" AK Parti varlığı ve girişimleri sayesinde aşılabilir. Başka bir deyişle "değişim projelerinin toplumsal meşruiyet üzerinden gerçekleştirilmesi" ile bunun kalıcılığı açısından AK parti önemli bir misyona sahip olabilir. Bu açıdan AK Parti, yanlısı olalım olmayalım, Türkiye için büyük bir şanstır. Kaldı ki, daha genel olarak muhafazakar kesimin, İslami çevrelerin yaşadığı dönüşüm, modernleşme öyküsünde aldığı yol, Türkiye'nin aldığı yol olacaktır. Evet, çok büyük hatalar yapılmadığı takdirde bu noktadan geri dönüş zordur. Somut siyaset açısından şu söylenebilir: Elbette AK Parti kurmayları devletin kendilerini yakından ve hassasiyetle izleyeceğini, devletin belirlediği ana politik konularda eylem alanlarının çok geniş olmayacağını biliyorlar. Bu konuda yeni iktidarın akıllı politikalar izleyeceklerini, toplumun ve devletin hassasiyetlerini zaman içinde ve tedrici olarak bir araya getireceklerini, siyasi alan ile temel hak ve özgürlükler alanını genişletme işini AB projesiyle ilişkilendireceklerini sanıyoruz... Şimdi top onlarda...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |