|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Günlük, anı ve gezi izlenimlerini okumayı çok severim. Dergilerde ilk okuduğum, bu tür yazılardır. Düzenli olarak günlük tutanları çok severim. Ancak ben yazı yazmakta çok güçlük çekerim. Bu yüzden de, uzun yazı yazamam. Ne konuşurken, ne de yazarken, sözü uzatmaktan hiç keyif almam. Kısa yazmak iyi de, bazan bir cümlenin, bir sayfa açıklanması gerekebilir. Çoğu kez, bir cümle birkaç sayfa yazdırır. Yakınlarım yazılarımda "okuyucu bıraktığın boş kısımları okumakta güçlük çekiyor, bir cümle yazıyorsun, ancak açıklaması gelmiyor, okuyucuya çok iş bırakma" diye eleştirirler. Bir yazı, hele bu, gazete yazısı olursa, yalın, açık ve kısa olmalı diye düşünürüm. Zaten bir yazıdan geriye ya bir kelime ya da bir cümle kalır. Önemli olan Rodin'in mermerde heykeli bulması gibi, o cümleyi bulabilmektir. Bir sayfa yazı, gerçekte o cümle için yazılır. O cümle de yoksa, yazı ve kitaptan geriye pek birşey kalmaz. Bir kitapta beni çeken, değişik zaman aralıklarında, farklı yerlerde geçmiş olayların biraz günlük, biraz anı, biraz da deneme tarzında anlatılmasıdır. Bu tür anlatımda, mutlaka kalıcı bir anı, bir anekdot ve bir paragraf yakalanır. Böyle kitapların canlılığı da bundan kaynaklanır. Rahmetli Cahit Zarifoğlu çok okur ve çok kolay yazardı. Yazı konusunda etrafını sürekli uyarırdı. "Herkesin günlük bir kotası olmalı" derdi. Nasıl su içme, yemek yeme ve uyuma ihmal edilemezse, yazıyı o eylemlerden biri gibi, kabul edip, ihmal etmemek gerekir, diye düşünürdü. Zarifoğlu'nun "Yaşamak" isimli kitabı, sözünü ettiğimiz türün en güzel örneklerinden biridir. Yer yer gezi notları, yer yer izlenim, yer yer şiir ve yer yer de deneme tadı verir. Yine de kitap ne yalnızca gezi notu, ne de denemedir. Yaşamak Rasim Özdenören'in dediği gibi, kendine özgü bir edebiyat türüdür. Bizde anı, izlenim, gezi notları ve deneme türünün en güzel örneklerinden biri de Nuri Pakdil'in "Batı Notları"dır. Pakdil, bu kitabı Paris'i odak noktası alarak, Fransa'yı anlatma yanında, enine boyuna, tam bir kültür ve medeniyet hesaplaşmasıdır. Pakdil, kültürsüz bir politika ve ekonomi olamayacağını çok iyi bildiği için, kitapta ağırlığını hep kültürden yana koyar. O oyunu hep sanat ve edebiyata vermiştir. Ben onların izinden giderek, "Hicaz'dan Endülüs'e"yi yazdım. Yöntemim gözlem, izlenim ve anılarımdan çıkarak, bulunduğum ülkelerdeki hayatın her boyutuna ilişkin değerlendirmeler yapmak oldu. Günlük hayat içinde önemli olan herkesin gördüğünü görüp, ancak kimsenin dikkat etmediği ayrıntıları yakalamaktır. Mühendislik bilimlerinde ayrıntı çok önemlidir. Küçük bir hata bütün sistemi çalışmaz hale getirir. Uzun zamandan beri gazetede kısa bir dizi halinde yayınlanan "Amerika" izlenimlerini kitaplaştırmaya çalışıyorum. Amerika dünyayı şekillendiren "Yeni Roma"dır. Onun Atlantik ve Pasifik olmak üzere iki yakasını iyi kavramadan sağlıklı bir kültür ve medeniyet hesaplaşması yapmak mümkün değildir. Dünyada medeniyetlerin hesaplaşması denizler çevresinde yoğunlaşmış. Kültürler bir dönem Akdeniz çevresinde harman olmuş. Sonra hesaplaşma Akdeniz'den Atlantik Okyanusu'na kaymış. Şimdi kültürler Pasifik Okyanusu'nda harman oluyor. Türkiye Amerika'da olmazsa Avrupa'da olamaz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |