|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Devir nasıl ve ne çabuk değişiyor... Geçenlerde, 28 Şubat sürecinin 'kudretli' kişisi, emekli Org. Çevik Bir'le karşılaştım. Düzenlediği önemli bir stratejik toplantıya katılmaya söz vermiştim; gidebilseydim, kendisiyle daha önce biraraya gelmiş olacaktım. İlk sözü, "Toplantıya bekledik, gelmediniz" oldu Çevik Bir'in... Mâzeretimi aktardım. Org. Bir emekli olduktan sonra bazı kurumlara danışmanlık yapıyor, stratejik ağırlıklı bir derginin de yöneticisi. Ayaküstü görüşürken yanımızda beliriveren Rusya'nın Ankara büyükelçisi Lebedev, "İlginç konular görüşüldü" dedi katılamadığım toplantı için, Çevik Bir'den konuşma metinlerini talep etti. İçimden "Keşke gidebilseydim" düşüncesinin geçtiğini tahmin edebilirsiniz. "Rusya NATO'ya katılacak. İlk yapması gereken, ordusunun silâh ve gereçlerini NATO standartlarına yükseltmek. Bunun için 100 milyar dolarlık bir fon kullanacak. Bu furyadan Türkiye de yararlanabilir. Komşu olduğumuzu düşünürseniz, 'yenilenme' kapsamında yapacakları harcamaların üçte biri bize gelebilir. Bunları biliyor muydunuz?" Bu tespit ve soru Org. Bir'e ait; benim yutkunduğumu görünce, "Belki biliyorsunuz, ama yazılarınızda pek değinmiyorsunuz" deyiverdi... Yutkunmamın bilmekle, ya da yazmadığım için tedirginlik duymakla bir ilgisi yoktu. Benim zihnim, o tespitin kafama üşüştürdüğü bir konudaydı. Dayanamayıp ağzımdan çıkardım: "İyi de..." dedim "Kendi gerçekleştirebileceği tank modernizasyonunu, bir milyar dolara yakın bir meblâğ mukabilinde İsral'e devreden Türkiye'ye, silâh ve gereçlerinin modernleşmesi işini Rusya neden versin?" Sanırım benim sorum da Çevik Bir'i düşündürttü... En az bir ay eski bu olayı neden şimdi hatırladığımı merak ediyorsunuzdur. Ben merak ederim çünkü. Sebebi basit: İşittiğim yeni bir olay Çevik Bir'i gündemimin birinci sırasına oturttu da ondan... Dün de değinmiştim. Bizim gazetelerin Ak Parti zaferinden duydukları dehşeti manşetlerine taşıdıkları güne, piyasalar, oldukça tedirgin başladılar. Dolar 1.725 bin liradan işlem gördü ilk saat. Borsa açılınca spekülatörler 'satış' eğilimlerini dışa vurdular. Faizlerin tavana vuracağı hissi yayıldı... Ancak, bu ilk saatin şaşkınlığı, Londra, Brüksel ve Frankfurt'ta mesainin başlamasıyla geçiverdi. Yabancı finans kurumları yeni hükümete şans tanıyacaklarını açık bir dille ifade ettiler. Ak Parti'nin korkulacak bir yönü bulunmadığını bizim yatırımcılar bile yabancı mukabillerinden öğrendiler. Piyasanın şişi indi. Dolar sâkinleşti, borsa çıktı, faiz düştü... Bu gelişmede, Ak Parti'nin ekonomik kurmaylarının bazı Batılı başkentlere yaptıkları çıkartmanın payı elbette var. Ali Babacan ile Prof. Nazım Ekren'in başını çektiği kurmaylar, Amerikalıların 'road-show´dedikleri turda, partilerini ve izleyecekleri ekonomik programı yabancı uzmanlara anlattılar... Muhataplarını etkilediklerini biliyorum... 'Davos Toplantıları' diye de anılan 'World Economic Forum' toplantısı için gittiği New York'ta, ABD'nin öndegelen finans kuruluşlarıyla Tayyip Erdoğan da bizzat karşı karşıya gelmişti. Muhataplarını etkilediğinin yakın tanığıyım. Türkiye'yi önemli bir pazar olarak gören yabancı yatırımcıların, yalnızca parti yetkililerin anlattıklarıyla güven hissine kapılacaklarını herhalde sanmazsınız. Ağızlarından 'farklı' görüş duyabilecekleri kişileri de dâvet edip konuşturdu yabancı firmalar. Türkiye'ye para yatıranların gerçek durumu 'farklı' uzmanların ağzından öğrenmek istemelerini anlayışla karşılamalısınız. Hiç değilse ben bunu anlayabiliyorum. Ancak, bir ad var ki, onun bu çorbada tuzu bulunduğunu öğrenmek beni müthiş şaşırttı: Org. Çevik Bir... Yanlış anlamamanız için hemen kaydedeyim: Bir ay önceki Rusya büyükelçisinin de bulunduğu o tesadüfi görüşmeden sonra Çevik Bir'i görmüş veya kendisiyle görüşmüş değilim. Şimdi size aktaracağım bilgiyi onun ağzından duymadım. O bakımdan müsterih olabilirsiniz. Dünyanın birçok başkentinde büroları bulunan Deutsche Bank'ın Türkiye'ye ilgisi biliniyor. Bilmeyenler, bizdeki seçimle ilgili Konda'ya anket yaptırmasından öğrenmişlerdir. İşte o Deutsche Bank ve MorganStanley, Chase Manhattan, Moore Capital, American Express gibi finans kurumlarının Türkiye'ye ilgi duyan uzmanları, başka tanıklıklar yanında Org. Çevik Bir'in görüşlerine de başvurdular... Çevik Bir, bazen tek başına bazen ortak yapılan toplantılarda, uzmanlara, Türkiye'deki siyasi durumu anlattı, onların sorularını cevapladı. Birer gün kaldığı Londra'da 18, New York'ta 10 önemli kurumun etkili ve yetkili ismi karşısında konuştu Çevik Bir... "Ne dedi?" mi dediniz?.. Ak Parti'nin tek başına iktidar olma ihtimalinin büyüklüğünden söz etti. Bunun korkulacak bir şey olmadığını da söyledi. Bana aktaran şu cümlenin onun ağzından çıktığına emindi: "Geçmişte onlar da biz de hata yaptık..." Mesut Yılmaz'ın kuzeni Mehmet Kutman'ın desteklediği Çevik Bir'li 'yabancıları aydınlatma' gezisine, Verso araştırma şirketinin başkanı Dr. Erhan Göksel'in de katıldığını öğrendim... Seçim sonuçlarını yansıtmak için "Merak etmeyin, ordu var" manşeti atmayı düşünen 'eşek şakası' meraklıları, umdukları gelişmelerin yaşanmamasında Çevik Bir'in de rolü olduğunu öğrenince bakalım ne diyecekler?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |