|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
AK Parti'nin tek başına iktidara gelmesi ile oluşan piyasa hareketleri, bir yandan umut verirken, diğer yandan eski tecrübelerin de etkisiyle spekülatörlerin varlığını akıllara getirdi. Çağrı Menkul Değerler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nüvit Topaloğlu ile söyleşimizde, bu sorulara cevap ararken, Topaloğlu'nun AK Parti ve Türkiye'nin geleceğine ilişkin umut verici, olağanüstü, inanılmaz görüşleriyle karşılaştık. Türkiye ve ekonomimiz 3 Kasım'a nasıl geldi, seçim sonrası tabloyu nasıl yorumluyorsunuz? Türkiye 11 yıldır yürüyemiyordu. Bir seçim umut oluyor ama sonradan geriye gidiş devam ediyordu. 2001 yılında satın alma paritelerine göre 1960 seviyelerine düşmüşüz. Her krizin siyasi neticesi gelecektir. Şu an ortada o siyasi netice var. Siyasetin tasfiyesi var. Şu an borsa ve faize yansıyan şekliyle insanların satın aldıkları şey, aslında sadece daha eskinin tasfiyesidir. Yatırımcı daha AK Parti'yi satın almadı. AK Parti'nin aday adayı olduğum için program olarak ne gibi hazırlıklar olduğunu biliyordum. AK Parti'nin ne kadar hazırlıklı olduğunu AK Parti de çok az üst düzey kişiler haricindeki hemen hemen bütün AK Partililer de bilmiyor. Gerçekte inanılmaz şekilde hazır olduklarının farkındaydım. Sadece ben değil, özelllikle AK Parti yurtdışına iyi anlatıldığı için, yabancılar da bu ciddi hazırlığı biliyorlardı. Yoksa seçimin hemen ertesinde S&P bir ülke görünümünü negatiften durağana çevirmezdi. Merlinch, Solomon Simith Barney, GP Morgan gibi kuruluşlar, Türk tahvillerini artırma öngürüsünü hemen vermezlerdi. Seçimden 10 gün evvel yurtdışındaki Türk euro bondlarında yaklaşık 10 puanlık çok ciddi bir hareket oldu. Türkiye'deki seçim sonuçlarını yurtdışındaki yatırımcılar seçimden 10 gün evvel satın aldılar. Yabancı kuruluşlar, IMF ile çalıştığı halde, koalisyon hükümetine güvenmiyorlar mıydı? - Onların ötesinde ülke umudunu kaybetmişti. Güven denen hadise zaten yok. Seçim sonuçlarının ilk çarpıcı özeliği eskiyi tasfiye etmesi. Bu halkın gözünde sadece umuttur. AK Parti'nin ne olduğunu, ne yapacağını daha Türk insanı gerçek manada bilmiyor. Seçim öncesinde, savunma yapmaktan programlarını anlatmaya fırsat bulamadılar. Anlatsalar da kitle bunu anlamaya müsait bir yapıda değildi. AK Parti tarafı için de aynı, karşı taraf için de... Çünkü halkın hareketi tepkiye yönelikti ve tamamen geçmişin tasfiyesine yönelmişti. Çok iddialı bir sözüm var; Türkiye Cumhuriyeti'nin gelmiş geçmiş en iyi hükümeti geliyor. Bugünkü bu borsanın yükselişi, faizlerin düşüşü kısa dönem için müthiş birşey olmasına rağmen daha hiçbirşeydir. Bunları yükseliş olarak kabul etmeyeceğimiz günler çok fazla uzakta değil. Bir kere her kesimden insanlar arızanın nerede olduğunu biliyorlardı. Hareket edilmesi gereken yol da belli. Siyasi kararlılık olmadığı için geçmişte yapılmamıştı. Nedir hareket edilmesi gereken yol? Çünkü farklı çözüm önerileri getiren kesimler var; IMF'li, IMF'siz... - IMF Türkiye'ye kendi gelmedi, biz çağırdık. IMF'nin politikaları da belli. Sadece IMF'ye takılı kalmak bence son derece gereksiz. Aslında hadise açık ve basit; kamu açıkları... Kamu açıklarının sebebi de kötü yönetim. Şu anda insanların gündeminde en önemli konu Türkiye'deki yolsuzluklar. Türkiye'nin kötü yönetiminden dolayı kaybettiği rakamların yanında yolsuzluklar hesaba alınmayacak kadar küçük kalır. Benim tahminim, son 10 yılda kötü yönetimiden kaynaklanan hasar, 250 milyar dolardan asla daha az değildir. Hortumlama denen rakam da 25-30 milyar dolar. Kötü yönetimin onda biri kadar. Borsa halkı soyuyor Türkiye'nin borsasında bugüne kadar yapılan tek şey halkı soymaktır. Halk başka yerlerde nasıl soyuluyorsa, borsada biraz daha güzel soyuluyor. Bu tabloda ben dahil, kim varsa herkes suçludur. Halbuki dünyanın son yirmi yıllık gelişimi bu sermaye piyasalarına borçludur. Mali kesimdeki bu hızlı çıkışın birazı spekülatif olabilir. Spekülasyon kötü bir şey değildir. Spekülasyon manipülasyondan farklıdır çünkü. Spekülatörlerin ömrü kelebek kadardır. Kazançları da hamalların kazandığı kadardır. Eski spekülatörlerden hiçbiri ayakta kalmadı, hepsi battı. Paraları halka geri mi döndü? Yok. Asıl büyük hırsızlara; şirketlere geçti... Hortumlanacak halk kalmadı Halkta hortumlanacak bir şey kaldı mı ki? Çok doğru. Bir önemli sonuç ülkenin hemen hemen bütün kaynaklarının son krizde yok edilmiş olmasıdır. Sadece devletin ve özel sektörün de değil, halkın sermayesini yok ettiler. Cepten yiye yiye birşey kalmadı artık. Halkın sermayesinin tüketilmesinin bir tek sonucu olacaktı; artık bu halk hortumlanacak bir halk değil. Çünkü halkın elinde hortumlanacak bir şey kalmadı. Onun için AK Parti iktidarına hortumcu olarak tabir edilen kesimin hemen hemen hiç tepki göstermeyişinin altındaki sebep de budur. Peki tüm bunlar yapılırken kimler rahatsız olabilir, kimler bu icraatları engelemek için neler yapabilir? Atılacak her olumlu adım mutlaka birtakım çevrelerden direnç görecektir ama bu direnç geçmiştekilerle kıyas edilebilir bir direnç alsa olmayacaktır. Çünkü en önemli sebep; hortumlanacak halkta varlık kalmamıştır. Eğer bir yerde hortumlanacak varlık yoksa, orada gerçek manada iyi şeylerin yapılması aşamasında gerçek bir dirençle karşılaşmazsınız. Türkiye'nin ve AK Parti'nin şu anda en büyük şansı bu. Dış dengeler de bizim lehimize Irak operasyonu, tüm bu olumlu gelişmeleri baltalamaz mı? ABD resesyonu engellemezse, bana göre engelleyemeyecek, Irak'a saldırmak zorunda. Birincisi hiç olmazsa kendi ülkesindeki silah sanayiini harekete geçirmek için. İkincisi Irak'taki petrol rezervlerini kontrol altına alarak, dünya petrol fiyatlarını düşürmek için. Bunların hepsi Türkiye'nin menfaatine. AB ilişkileri açısından da çok önemli bir safhadayız. Kopenhag kriterlerinde eksik kalan kısımlar bu hükümet döneminde çok rahatlıkla geçecek. Kopenhag kriterlerinde sorun kalmaması Türkiye'nin hemen AB'ye gireceği anlamına gelmez. Türkiye milli geliri 2 bin dolar olduğu sürece AB'ye giremez. Bunlar Maastricht kriterleridir yani ekonomik kriterlerdir. Bu bahsettiğim tabloda görülüyor ki Türkiye en geç 5 yıl sonra ekonomik kriterleri yakalayacak. Zaten o aşamadan sonra AB, bizi alsa ne yazar almasa ne yazar. Belki o tablo oluştuktan sonra Türkiye, 'yok arkadaş ben AB sevdasından vazgeçtim' der. Sermayenin yeni adresi Türkiye olacak Bu olumlu gelişmeleri sadece AK Parti'nin programı mı sağlayacak? AK Parti, 20'nci yüzyılın en gelişmiş, en kısa sürede en fazla ekonomik atak yapan ülkesini çok iyi tetkik etti. Önümüzdeki 5 sene içerisinde Allah'ın izniyle Türkiye'yi tanıyamayacaksınız. Türkiye Cumhuriyeti'nin gelmiş geçmiş en iyi programıyla bu hükümet geliyor. 5 yıl sonra Türkiye Avrupa'nın ilk 5-6 ülkesi arasına girerse benim için sürpriz olmayacak. Türkiye'nin dış satışı 5 yıl sonra 300 milyar doların altında olursa ben bütün herşeyimi hibe etmeye hazırım. Çünkü bu hükümetin iki şansı var. Dünya ekonomisi durağanlığa giriyor. ABD, faizleri, yüzde 5.5'lerden yüzde 1.25'e düşürdü. Çok ciddi bir rakam. Resesyon buna rağmen aşılamıyor, buna rağmen borsa aşağıya doğru gidiyor. Orada çok büyük bir sermaye var. Yatırım fonlarının ve emeklilik fonlarının oluşturduğu rakam 15 trilyon doların üzerinde. Bu para kendine yer arıyor. Allah'ın izniyle bu adres Türkiye olacak. İşin bu kısmını AK Parti de bilmiyor.
RÖPORTAJ: YILMAZ YILDIZ
|
|
|
|
|
|
|