Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Son dönemde tasavvuf

Prof. Dr. Mustafa Kara, Dergah Yayınları arasından çıkan "Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri" isimli son çalışmasında, insan psikolojisinin en derinine tesir eden tasavvuf kültürü ile yakın tasavvuf tarihini, yeni nesillere nakledilmek üzere kapsamlı bir çalışma halinde sunuyor.

1970'ten bu yana gazete ve dergilere verdiği yazıları ve kitaplarıyla tanıdığımız araştırmacı yazar Prof. Dr. Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri isimli kitabında, 1925 öncesi ve sonrasında, son yüzyılın siyasi ve askeri hareketleri ile şekillenen tasavvuf hareketlerini ele alıyor. Cumhuriyet dönemi sosyo-kültürel ve siyasi hayatının farklı bir boyutuna da ışık tutan eser, içeriğinin zenginleştiren belgelerle okuyana kıyas imkanı da sunan bir kaynak kitap niteliğinde. Mustafa Kara, yakın tasavvuf tarihini anlatan benzersiz yapıtı ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Günümüz Tasavvuf hareketlerini kaleme almak fikri nasıl doğdu, bu süreci biraz açar mısınız?

Uzun zamandan beri tasavvuf hareketleri ile ilgili araştırmalara yapıyor ve yayınlıyorum. 'Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi' isimli eserimi okuyan öğrencilerimden zaman zaman şöyle sorular alıyordum: Eseriniz 1925'lere gelip bitiyor. Bundan sonrası yok mu? Tasavvuf ve tarikatların tarihi 1925'te tekkelerin kapatılmasıyla bitti mi? Haklı bir soru. Fakat Türkiye'de tarikatlar tarihinin 1925 sonrasını anlatmak, öncesini anlatmak kadar kolay değildir. Bununla birlikte konu ile ilgili araştırma ve incelemelere devam ediyordum. 1990'lı yıllarda YÖK tarafından İlahiyat fakültelerinde okutulmak üzere 'Günümüz Tasavvuf Hareketleri' adıyla seçmeli bir ders kondu. Bu, çalışmalarımı hızlandırdı. Nihayet elimizdeki eser ortaya çıktı.

İstanbul merkezli tasavvufi hayat üzerine yoğunlaşma sebebiniz nedir?

Tasavvuf tarihi bütün İslam dünyasının incelenmesini gerektirir. Endonezyadaki tarikatlar kadar Afrikadaki sufileri de içine alır. Bu anlamda tam bir tasavvuf tarihi yazmak çok zordur. "Bu eserde İstanbul merkezli bir tasavvuf tarihi ele alınmıştır" demek Osmanlı merkeze alınarak inceleme ve araştırma yıpılmıştır anlamına geliyor. Gerçi eserin bir bölümü İslam dünyasındaki tasavvufi faaliyetlere ayrılmıştır. Ama yine de haddimizi bilmek gerekiyor. Popüler kültürün egemen olduğu bir zaman içinde tasavvufu yaşatabilmek mümkün mü? Mümkündür. Günümüzdeki yaygın kültür ve kanaat tasavvufi hayatın aleyhinde ise de bu kültürü yaşamak ve yaşatmak mümkündür. Bunun iki şartı var: Bu kültüre yatkın bin yaratılış ile bu kültürü aşılayabilecek bir mürşid-i kamil. Bu iki şartın bir araya gelmesiyle 'gönülden gönüle' olan bu yakınlık gerçekleştirilebilir, mürşidle mürşid arasındaki ve müredin kendi içine doğru esrarengiz seyahat tahakkuk edebilir.

Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet süreçlerinde yaşanan batılılışma hareketlerine karşı ehli tasavvufun tavrı, genel olarak ne oldu?

Genel olarak teslimiyetçi bir gözle bakmış 'eyvallah' demişlerdir. Ama sayıları az da olsa muhalifler de çıkmıştır. Şeyh Naili Efendi, Şeyh Esad Efendi gibi II. Abdülhamid muhalifi hızlı meşrutiyetçileolduğu gibi, Şeyh Safvet, Şeyh Veled Çelebi gibi cumhuriyetçiler de görülmüştür.

Cumhuriyet döneminden bugüne, Menemen olayı, Şeyh Said İsyanı ve 28 Şubat gibi yaşadığı darbelerle birlikte, tasavvuf dünyası ve tarikatların bugün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?

Ülkemizde tasavvufi hayatın müessesesi olan tekkeler ve zaviyeler 1925 yılında Şeyh Sait olayının ardından kapatılmıştır. 1930 Menemen olayı ile tedbirler daha 'sıkı' hale getirilmiştir.Tarikatar 1925'ten beri resmen yasaktır, fiilen vardır. 28 Şubat'tan sonra da böyledir. Ancak 28 Şubat bu yürüyüşün hızını kesmiştir. Tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Fakat şu hususu hiç unutmamak gerekir: Tasavvufi hayat 1925'ten beri kan kaybetmektedir. 80 yıldır illegalitenin getirdiği olumsuzlukları yaşayan tasavvufi hayatın 'seviyeli' olduğunu kimse iddia edemez. 'Gözüaçık' bazı kimselerin posta oturması başka şeydir, kamil insanların gönül eğitimine omuz vermeleri başka şeydir. Fakat kanuni zorunluluklar sapla samanın birbirine karıştırılmasına sebep olmakta, denetim mekanizmasının olmaması 'aktör şeyh'lere imkan! sunmaktadır.

Tarikatlar bugüne dek birçok sosyal alanda adlarını duyurdular. Bunun içine siyaset de girdi. Bu durum tasavvufun ruhunu olumsuz etkiledi mi? Tarikatlar siyasetle ilgilenmeli mi, bunun kazancı ya da kaybı ne olur?

Tasavvufi terbiyenin hedefi siyasi değildir. Yani sufiler "Devleti en iyi biz yönetiriz" cümlesini seslendirmiyorlar. Onların hedefi Allah'ı seven, Allah tarafından sevilen insan tipini yetiştirmektir. Böyle bir insanın siyasi-idari mekanizmada yer almasına da karşı değillerdir. Fakat mürşid makamında olan bir zatın siyasetin fiilen içinde olması bence uygun değildir. Siyaset ister istemez farklı şeyler söylemenize sebep olur. Bazen tasavvufun 'masiva' dediği 'tul-i emel' şeylerle düşüp kalkmaya başlarsınız. İç huzurunuz bozulur, gönül dünyanız dinginliğini kaybeder. Giderek rüyalarınız, hülyalarınız başkalaşır.

Tasavvuf hareketleri, sosyal alanda yankı uyandıran skandallara, direkt / dolaylı olarak karışmasına rağmen, dışarıdan bakıldığında korunmuş bir kitle gibi görünüyor. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Bunun birinci sebebi toplumumuzda var olan husniniyet ve tasavvufi hayata olan saygı olmalıdır. Veli, evliya, eren, derviş bize sıcak mesajlar vermiştir genellikle. Önceki asırlarda tarikatın 'yükselen değer' olması kısmen de olsa tesirini sürdürüyor. Bir diğer sebep şu olabilir: Tarikatlar yasak olduğu için bilinmiyor ve tanınmıyorlar. Bilinmeyen, görünmeyen, ortada olmayan şeylere karşı insanoğlunda esrarengiz bir merak oluşmaktadır. Bununla birlikte sayıları çok az da olsa tasavvuf deryasında kulaç atan ve samimi taliplere bu ilmin sır dolu dünyasını tanıtan arifler de vardır. Bundan sonra da olacaktır.

Tarikatlar birçok zaman, birçok nedenle tenkid edildi. Yapılan eleştirilerdeki haklılık payı nedir sizce?

İnsanlık tarihi boyunca 'kayda değer' iş yapan bütün alim, arif ve sanatkarlar tepki görmüştür. Tepki gören gruplardan biri de mistik ve dervişlerdir. Bu tepkilerin bir kısmı haklı bir kısmı haksızdır.

Mistik yorumlar insan mahsülüdür. İnsan mahsulu olan fikir ve düşünceler doğru da olabilir, yanlış da. Bu noktada dervişlerin rüçhaniyeti yoktur. Fakat tenkidlerin bir kısmı 'tarafsızlık'tan uzak olduğu veya konuyu bütünüyle kavramaktan yoksun olduğu için gerçeği aksettirmemektedir. Hissi tesbit ve konjonktürel tehditlerin altında, yazılan çizilen 'şey'lere de aynı gözle bakmak gerekir.

  • Hale Kaplan ÖZ

  •  
    Üç kızkardeş Bilgi'de
    Birçok uluslararası müzik yarışmasına festivallere katılmış olan Çek asıllı üç kızkardeşten oluşan Zenowitz Trio, bugün saat 17:00'da İstanbul Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü'nde, Çek Konsolosluğu'nca düzenlenen bir konser ile Türk dinleyicilerle buluşuyor. Konser programı Vivaldi, Bach, Hrovec, Camille Saint, Josef Suk ve Lubos Fisher'dan oluşuyor. Bilgi tel: (0212) 216 22 22
    Ekran başında Kur'an öğrenin
    Yazılımını Ahmet Uzun'un yaptığı "Bilgisayarla Kur'an Öğreniyorum" adlı set Damla Yayınları'ndan çıktı. İnteraktif CD, ders kitabı ve yardımcı tecvid kitabından oluşan set sayesinde dileyen herkes, Hafız İsmail Biçer'in sesi ile Hüseyin Kutlu'nun mükemmel hat görüntüleri eşliğinde, 30 günde ve kendi başına tecvidli Kur'an okumayı öğrenebilecek. Bilgi tel: 0 212 526 21 99
    KÜLTÜR HARİTASI
  • Ayten Turanlı'nın Düşünsel adını taşıyan sergisi 10 Aralık'a kadar Pi Artworks'de görülebilir. Tel: 0 212 236 68 53

  • Kent Orkestrası Konseri saat:19.30'da CRR'de. Tel: 0 212 231 54 97

  • Paramparça Aşklar Köpekler adlı filmin gösterim saat:1930'da Bilgi Üniversitesi'nde seyredilebilir. Tel: 0 212 293 50 10

  • Yunanistan'da Yeni Müzik ve Kendi Müziğim başlıklı söyleşi saat:15.00'te Borusan Kültür Sanat Merkezi'nde takip edilebilir. Tel: 0 212 292 06 55

  • Mustafa Erol'un Kaostan Düzene konulu söyleşisi saat:18.30'da İzmir Sanat Editoryum'da. Tel: 0 232 483 56 52

  • Ulvi Alacakaptan'ın Garip ama Türkiye 2000 adlı oyunu Üsküdar Ramazan Çadırı'nda.

  • Gülseren Kayalı'nın Elemanlaşan Suratlar sergisi 22 Kasım'a kadar Tagart Creative Gallery'de görülebilir. Tel: 0 212 296 71 34

  • 18 Kasım 2002
    Pazartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED