|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hece'nin Kasım (71.) sayısının "Dosya" konusu, Mehmet Çetin'in geçtiğimiz haftalarda 3. baskısını yapan "Tanzimattan Günümüze Türk Şiiri Antolojisi" başlıklı çalışmasına ayrılmıştı. Dosyaya yazılarıyla katkıda bulunanlar; Ömer Lekesiz, İhsan Deniz, Mustafa Muharrem, Ali K. Metin ve Necmettin Turinay'dı. Ayrıca, söz konusu antolojiyi hazırlayan Mehmet Çetin'le yapılmış geniş çaplı bir söyleşi de dergi sayfalarında yer alıyordu. Tanzimattan Günümüze Türk Şiiri Antolojisi (TGTŞA) ile ilgili bakış açımı daha önce bu sütunda dile getirdiğim için, bu hafta burada değinmek istediğim husus, antolojinin içeriğinden ziyade, söyleşi esnasında, Mehmet Çetin'in ilginç bir tespitini tartışmaya açmak olacak. Mehmet Çetin, söyleşinin bir yerinde, TGTŞA'nın öne çıkan belli başlı niteliklerini sıralarken, şu tespiti kayda geçiriyor ve diyor ki; "Şunu da belirtmenin gereğine inanıyorum. Hulki Aktunç, Leyla Şahin, Ebubekir Eroğlu, Arif Ay, Necat Çavuş, İhsan Deniz, Mehmet Ocaktan, Süha Tuğtepe, Orhan Alkaya, Osman Hakan A., Sefa Kaplan, Oktay Taftalı, Lale Müldür, Birhan Keskin, Sunay Akın, Hüseyin Alemdar, Seyhan Erözçelik, V.Bahadır Bayrıl, Akif Kurtuluş, Tarık Günersel gibi çok sayıda şair ilk defa Tanzimattan Günümüze Türk Şiiri Antolojisi'nin ilk baskısından sonra diğer antolojilere girdiler." Söz konusu tespitteki vurgudan da anlaşılabileceği üzere, Mehmet Çetin, kendi antolojisi ile saydığı imzalar arasında, bu imzaların bir 'varlık' kazanıp 'hak' elde ederek diğer antolojilere de girmeleri bağlamında, bana göre son derece indî, subjektif ve dolayısıyla TGTŞA'yı sözü edilen şairler nezdinde 'özel' ve 'ayrıcalıklı' konuma oturtan bir ilgi kuruyor. Söz konusu yaklaşımıyla, esas amacı bu olmasa da, sözünü ettiği isimleri, çeşitli antolojilerde 'yer bulmak' hususunda, TGTŞA'ya bir bakıma 'borçlu' kılıyor.. Esasen, Mehmet Çetin'in bu gözlemi, tarihsel süreç göz önüne alındığında doğrulanabilir, katılınabilir ve hak verilebilir bir anlamı taşımıyor değil. Aksine, bu tespit, gerçeklerle örtüşüyor. Ancak, söz konusu durum, dediğim gibi, sadece ve sadece 'tarihsel süreç' eksenindeki bir doğruluk payını barındırıyor. Belki, dahası, Mehmet Çetin'in önsezilerinin, ileriyi görmesinin kimi ipuçlarını içeriyor. Oysa, sayılan şairlerin, sonra çıkan bazı antolojilere de alınmalarında, TGTŞA'nın nasıl bir katkı ve motivasyon sağladığı konusunda yeterli bilgiyi vermekten uzak. Zira, bana kalırsa, bu yaklaşım, şu soruları cevaplamak zorunda: Ağırlığını 80'li yıllar şairlerinin oluşturduğu bu listedeki isimler, eğer TGTŞA'ya alınmamış olsalardı, acaba sonra yayımlanan hiçbir antolojide hayat hakkı bulamayacaklar mıydı? Peki, Mehmet Çetin'in sıraladığı bu şairler dışında, TGTŞA'nın ilk baskısına veya ikinci baskısına giren onlarca isim, niçin diğer antolojilere alınmamıştır? Dolayısıyla, Çetin'in saydığı bütün o şairler, diğer antolojilerde yer almayı salt TGTŞA'ya mı, yoksa bizatihî kendi şiirlerine/şiirsel çizgilerine mi borçludurlar? Bu sorulara Mehmet Çetin'in nasıl bir cevap vereceğini bilemem.. Benim cevabım ise, sorunun içeriğinde zımnen kendini belli ediyor zaten. Ne dersiniz; yoksa Mehmet Çetin'in söyleşideki beyanı, 'maksadı aşan' bir yaklaşım olarak mı değerlendirilmeli?..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |