T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Acil, ama plan dışı dikenli konular...

AKP'nin hükümet program taslağı olan Acil Eylem Planı'nda çeşitli kesimler kendileriyla ilgili birşeyler bulabilir.

Plan daha çok ekonomik ağırlıklı. Hiç olmazsa sorunlardaki tıkanıklıkların aşılması ve bir ölçüde nefes alınmasını amaçlıyor.

Siyasi meseleler ise planda ya çok az yer almış ya da birkaç cümle ile ifade edilmiş.

Bunların bazı önemli olanlarından ise, belki de 'milli' mesele sayıldığı için olsa gerek, hiç sözedilmemiş.

Hadi diyelim ki, Kıbrıs meselesindeki son gelişmeler ve BM Genel Sekreteri'nin çözüm paketi, devletin zirvesindeki bazı odakların da katılımıyla ele alınacak ve Türkiye'nin tavrı belirlenecek.

Ama yine de burada bir çekingenlik seziliyor.

En azından, hâlâ görevi bırakmamış yetkisiz Ecevit hükümetinin dışışleri bakanı ve onun gibi düşünen 'şahinler' takımının Kıbrıs paketine yönelik 'komplo' suçlamalarına cevap teşkil edebilecek bir iki yaklaşım segilenebilir ve AKP'nin Kıbrıs'ta derin çözümsüzlükten yana olmadığı mesajı verilebilirdi.

Bunun gibi, Kürt meselesi ile ilgili olarak da Acil Eylem Planı'nda herhangi bir cümleden vazgeçtik, kelimeye bile rastlanmıyor.

Oysa, Türkiye'nin en önemli ve çözüm bekleyen sorunlarından birisi Kürt sorunu.

AKP, bu meseleyi de Kıbrıs meselesiyle birlikte, daha önceki hükümetler gibi 'güvenlik' meselesi olarak değerlendirip, devletin bazı odaklarına havale etmiş olabilir mi?

Sessizliğinin nedeni bu olabilir mi?

Şu aşamada bununla ilgili kesin bir şey söylemek doğru olmaz.

Enazından hükümet programını beklemek gerekiyor.

Fakat yine de, Acil Eylem Planı'nı açıklayan Erdoğan, DEHAP'ın barajı geçememesi nedeniyle AKP'nin kazandığı 35-40 Kürt kökenli milletvekilinin hatırına, kendisini Güneydoğu'nun da temsilcisi olarak görüp, bölgenin meseleleriyle ilgili bir iki laf etmeliydi.

Bölge insanı bunu bekliyordu.

Olağanüstü Hal'in kaldırılmasıyla, korucu terörüyle, Habur sınır kapısının kapatılması ve Irak'tan petrol nakliyatının durdurulmasıyla ilgili bir iki cümle Plan'da olmalıydı.

Bölge insanının, Türkiye ortalamasının çok altında bir yaşam standardı içinde olduğu ve açlık sınırının altındaki insan sayısı bakımından başı çektiği unutulmadan, Güneydoğu için de acil bir eylem programı telaffuz edilmeliydi.

Bunun yapılmamış olmasını büyük bir eksiklik olarak değerlendiriyorum.

Daha yolun başında bu meselelere ağırlığını koyacağını hissettiremeyen bir iktidar, daha sonra bu meselelere müdahale eden çok unsur ve odak olduğu için istese de çok büyük zorluklarla karşılaşabilir.

Korkumuz, bölge ile ilgili alınacak tedbirlerin, diğer bazı 'milli' meseleler gibi güvenlik kavramı çerçevesinde mütalaa edilmesine müsamaha gösterilmesidir.

Bölgeyle ilgili olarak Türkiye'yi de rahatlacak önemli ve acil kararların hemen alınması ve yürürlüğe sokulması gerekiyor.

Mesela:

Zorla yerlerinden yurtlarından edilmiş yüzbinlerce köylünün, güvenli geri dönüşlerine imkan tanınarak onların bir an önce üretime katılması gerçekleştirilebilir.

Köy korucuları tarafından silah zoruyla ele geçirilmiş bahçeler, evler ve tarlalar üzerindeki işgal derhal kaldırılarak bu mallar gerçek sahiplerine verilebilir.

Yasak meralara ve tarlalara dönüş şartları oluşturulabilir ve bölgedeki mayınlı alanları temizlenme çalışmaları başlatılabilir.

Bir suç işleme mekanizmasına dönüşmüş olan köy koruculuğunun tasfiyesi için de acil bir plan geliştirilebilir.

Kapalı olan sınır kapılarının açılabilir, mevcutların daha verimli çalışması sağlanabilir.

Bölgedeki vahim işsizliğe çare olmak üzere bölgeye yeni yatırımlar teşvik edilebilir, bu yarırımlar için 'güvenlik' kriter olmaktan çıkarılabilir.

Daha fazla ayrıntısına girmeye gerek yok.

Sanırım AKP'nin kurmayları bu sıraladığım konuları yakından biliyorlar.

İşin siyasi boyutunu, kültürel haklar, Kürtçe eğitim, radyo-tv yayını ve Kürt kimliği gibi meseleleri burada saymıyorum.

Onlar, Türkiye Kopenhag Kriterleri'ni tam manasıyla yerine getirdiği zaman zaten gerçekleşmesi gereken olmazsa olmaz işler.

AKP'nin, yukarda sıraladığım meseleler gibi hayati meseleleri de gündeme alması gerektiğini söylüyorum.

Yolun başında işi sıkı tutmasını öneriyorum.

Ve hükümet programını bekliyorum...


18 Kasım 2002
Pazartesi
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED