T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Abdullah Gül'le yeni bir demokrasi baharı...

Bu ülkenin ortasında hep "derin sessizlikler" oldu. 15 Eylül 1961'de Menderes ve arkadaşlarının askeri mahkeme tarafından ölüme mahkum edildiği gün o sessizliği yüreklerimizin ortasında yakıcı bir kor gibi hissetmiş ama kimseye söyleyememiştik.

Daha sonra 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün idamları geldi ve daha sonra 28 Şubat'ın derin acıları, siyasi yasakları...

Daha da önemlisi, ezici çoğunlukla iktidara gelen AK Parti lideri Erdoğan'ın anlamsız yasakların bir sonucu olarak halen bir yerlerde "rehin" tutuluyor olması...

Geriye dönüp baktığımızda bütün bu acıları millet olarak hep birlikte yaşadığımızı, bu şoklar ve travmalarla sınana sınana bugünlere geldiğimizi görüyoruz. Şimdi önümüzde yeni bir "demokrasi durağı" var. Eğer acılarımızın küllerinden yeni bir "demokrasi baharı"na ulaşabilirsek, bu son yıllardaki en büyük kazancımız olacak.

Türkiye bu baharı yaşamaya çalışırken "yeniden yapılanma" denilen o sihirli kavramla da cesur bir şekilde yüzleşmek zorundadır. Çünkü bu ülkenin önünde herbiri bir diğerinden daha acil bir dizi yenilenme ünitesi bulunmaktadır ve yeni hükümetin becerisi bu ihtiyaçların karşılanıp karşılanamayacağını ortaya çıkaracaktır. On yılların bütün sorunlu gündemleri şimdi Ak Parti iktidarının önünde ve yeni Başbakan Abdullah Gül'ün masasının üzerindedir.

Ve Gül'ün bir omzunda şans, bir omzunda da ağır bir yük bulunmaktadır. Çünkü Ak Parti, hiçbir partiye tanınmayan yüksek bir şansla iktidara gelerek büyük bir imkan yakalamıştır. Ama doğal olarak yine hiçbir partiye karşı olmadığı kadar büyük bir sabırsızlıkla sihir göstermesi beklenecektir.

Sabır ve beklentiyi idare edebilmek, bazen büyük krizleri idare etmekden güç olabilir. Gül'ün liderlik becerisi de işte bu idare sanatını sergilemesinden anlaşılacaktır. Bu başarıldığında o devasa sorunların da birer birer çözüm yoluna girdiği görülecektir.

Tayyip Erdoğan'ın yasaklarla "rehin" tutulduğu bir ortamda, Başbakan Abdullah Gül hoşgörülü ve diyaloğa açık kişiliği ve politikadaki birikimiyle Türkiye için çok önemli bir şans.

Nitekim Başbakan Gül, CNN'de Taha Akyol'un sorularını cevaplarken son derece kendinden emin bir şekilde önümüze yeni bir Türkiye fotoğrafı koydu. Temel hak ve özgürlüklere kesinlikle müdahale etmeyeceklerini vurgulayan Gül, "Bunlar bizim zenginliğimiz olacaktır. Herkesin emin olması gerekir. Kimsenin kuşkuya düşmemesi gerekir. Bunlara vaktimiz yok zaten. Türk halkı çok sıkıntı çekti. Enerjimizi seferber etmememiz gerekir" diye konuştu.

Tam yarım yüzyıldır darbeler, müdahaleler, idamlarla çevrili bir kapanın içinde kısılıp kaldık. Artık gerginliklerin olmadığı, herkesin barış içinde yaşaddığı yeni bir Türkiye istiyoruz. Umarız toplumun da hasretle beklediği "uzlaşma formülü" Türkiye'ye yeni bir demokrasi baharı yaşatır.


18 Kasım 2002
Pazartesi
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED