|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başbakan Ecevit, kaç zamandır İsrail'in yaptıklarını tanımlamaya uğraşıyor. İlk tanımı "soykırım"dı. O vardı, Amerika'daki "Yahudi lobisi" gerçekliğine çarptı. Yahudi Lobisi önemsenmeliydi, çünkü Amerika'daki ilişkilerimizin bir boyutu onların tavrına ipotekliydi. Ecevit 7 kere düzeltme yaptı. Ama gene de tatmin edemedi Yahudi Lobisini. Çünkü bu işlerin raconu resmen özür dilenmesiydi. Ama orda vahşet, serde de insanlık vardı. Ecevit en son konuşmasında Filistin'de İsrail'in yaptığını "insanlık faciası" diye tanımladı. Yahudi Lobisi için tam bir şok olmalı, çünkü onlar özür beklerken yeni bir şamar yemiş oldular. Bu kaçınılmazdı. Çünkü Filistin'de olan bitenler gerçekten bir insanlık faciası idi ve bunun faili İsrail'di. Cürmü meşhud halinde tesbit edilen gerçek buydu. Ecevit'in tavrı, "Vahşet ekseni"nde bir ayrışmayı vurgulamaktı. Hani Amerika'nın ilân ettiği bir "Şer ekseni" vardı. Amerika kafasına esen ülkeyi "terörle bağlantılı" gösterip, o eksene sokmuştu. Ve bir başka eksen oluşturma amacındaydı. Amerika - İsrail - Türkiye ekseni. Uluslararası terörle mücadelede Amerika'dan Ortadoğu'ya uzanan stratejik işbirliği çerçevesinde bir eksendi bu. Filistin'de yaşananlar her şeyi tuzla buz etti. İsrail'le yanyana duruş, her ülkenin imajını bozacak kadar tehlikeliydi. Şu anda Amerika bile 11 Eylül sonrasından çok gerilemiş bir imaj taşıyor. Sebebi de, İsrail'le bütünleşmek. İsrail'in vahşetine ses çıkaramamak, hatta destekçi konumunda görünmek... Powell'ın Ortadoğu'daki temaslarının bir "Avara kasnak" işlevi gördüğünü bakın İsrail gazetesi Yediot Ahronot nasıl anlatıyor: "İsrail'e hemen geri çekilmesi için baskı yapan ve buna uyulmasını bekleyen ABD Başkanı George Bush'a konu İsrail olunca gücünün sınırlı olduğu gsöterildi. Başbakan Ariel Şaron, Bush'un 'hemen geri çekil' talebini reddetti." Nasıl? "Konu İsrail olunca..." sözü nasıl bir meydan okumayı anlatıyor size? Bakın daha neler yazmış gazete: "Powell burada temaslarını yürütürken Şaron sürekli olarak Beyaz Saray ve Savunma Bakanlığı'ndaki müttefikleri ile koordinasyon halindeydi." Kaç Amerika var dünyada İsrail söz konusu olunca? Amerika "vahşet ekseni"nde yer almak zorunda kaldı açıkca. Çünkü Bush'un bile gücünün yetmediği bir nokta var söz konusu İsrail olunca... Ecevit'in sancılarını anlamak lâzım. Bunlar her şeye rağmen "Vahşet ekseni" ile araya mesafe koyma çabaları olarak değerlendirilmeli ve hiç şüphesiz "soykırım"ı izah yalpalamaları içinde Türkiye'nin getirildiği zaaf noktasının altı çizilmeli. Ayrıca Cenin'in henüz gerçek boyutlarıyla kavranılmış olduğu söylenemez. Bir depremi fotorğraftan seyretmek, gazeteden okumak neyse onu yapıyoruz şu anda. Türkiye'nin yaşadığı depremleri hatırlayın, oraya gidip facianın kokusunu burnunda hisseden, yüreğine yansıtanla, evinde oturup ağlayan aynı duyguyu yaşamış mıydı? Cenin'e girenler, yaşadıkları derin şoku bakın nasıl yansıtıyorlar: İşte BM temsilcisi Terje Roed Larsen'in tanıklığı: "Kampta olanlar inanılmayacak kadar korkunç ve kesinlikle kabul edilemez. Akıllara durgunluk veriyor. İsrail'in on bir gün boyunca arama-kurtarma ekiplerini kampa sokmaması kabul edilemez. Bu ahlaki açıdan iğrenç." Devam ediyor Larsen: "İki kardeşin babalarını enkaz altından çıkarmalarını izledim. Ölümün kokusu korkunç. 12 yaşındaki bir çocuğun tamamen yanmış cesedini molozların arasından kazıp çıkardılar. Savaş ve deprem bölgesinde çalışmış uzmanlarımız daha önce böyle bir şey görmediklerini söylüyorlar." Ne yaptı İsrail ordusu Cenin'de? Gerçekten anlayabiliyor muyuz? Bu deprem görüntülerini üretmek için ne yaptı? Önce yaktı mı evleri, sonra yıktı mı, sonra üzerinden mi gitti tanklarla? Bu yanmış çocuk cesetleri neyin nesidir? Nasıl girdi İsrail ordusu Cenin'e, bir bela gibi mi, bir afet gibi mi? Savaş suçu... İnsanlık suçu... İnsanlık faciası... Soykırım... Hangisi ile tanımlamalı bunu? Hangisi ile tanımlarsak daha anlaşılabilir bir vahşeti ifade etmiş oluruz? İsrail hangisi ile tanımlanmaya razı olur? Terörle mücadele çok komik kalmıyor mu? Hatta Filistin dramını örttüğü ölçüde çok kalleşçe? Amerika "terörle mücadele"yi önemsiyorsa, yola İsrail'in işlediği vahşeti yoketmeden çıkabilir mi? Ya da bu alçaklık karşısında sessiz kalarak, uluslararası terörle mücadele söylemi, çok arsızsca bir şey olmaz mı? Amerika'nın Afganistan operasyonu, terörle mücadele söylemine rağmen "Asya'da kalıcı konuşlanma" hesabının gölgesi altındaydı. Ve Filistin'de "adil olabilme sınavı" bekliyordu Amerika'yı... Olamadı. İsrail'e mahkum oldu. Şimdi Amerika'nın "terörle mücadele" söylemi çok daha su götürür bir politika halindedir. Türkiye bu vahşet ekseni ile arasına çok net mesafeler koymak zorundadır. Çünkü bu vahşet eksinini Türkiye'nin taşıması mümkün değildir. Çünkü bu vahşet ekseni, bir yerde yere çakılmak zorunda kalacaktır. Türkiye'nin mesafe koyma çabası, Amerika ve İsrail için bile bir çıkış imkanı olacaktır. Çünkü ne İsrail taşıyabilir bu vahşeti ne Amerika... Hitler'i nasıl Almanya taşıyamadıysa, Şaron'u da taşımak mümkün değildir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |