|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tınıların has bahçesinde melez bir 'Alagül'
'KALDIRIMLAR'LA TANINAN FUNDA ARAR GÜR VE ÇOK KATMANLI BİR SESE SAHİP
"Nedense önceleri sanatın her tür dalı meslek olarak görülmüyordu. Ailem beni böyle yönlendirmedi, müziğe karşı olan ilgimi görünce ders almaya başladım, daha sonra da konservetuara girdim." "Ben rock yapmıyorum, pop müzik yapıyorum. Rock müziğinin belli bir felsefesi, yaşam tarzı vardır zaten. Her elektro gitar kullanılan şarkı pop-rock veya rock olacak diye bir şey yok." İlk albümü "Sevgilerde" Necip Fazıl'ın Kaldımlar adlı şiirini seslendiren Funda Arar, seçkin müzik çevrelerinin beğenisini toplamış ancak dinleyici kitlesini genişletememişti. İkinci albümü "Alagül"le müzik piyasasını altüst eden sanatçı, güçlü, gür ve çok katmanlı sesiyle, Zerrin Özer'den Sezen Aksu'ya uzanan Türk pop müziği geleneğinin yeni varisi olduğunun sinyalini veriyor. Pop söylediğini belirtmesine rağmen, Arar'ın sesi dinleyenlerde rock, Türk Sanat Müziği ve Türk Musikisi gibi başka türlere de yatkın olduğu izlenimini uyandırıyor. Müzikal tınılar bahçesinde yer alan bütün çiçekleri özümseyip, sentezleyerek bal yapmaya kararlı olan Arar'la, müziği üzerine konuştuk. İlk albümünüz "Sevgilerde" Necip Fazıl ve Behcet Necatigil'in şiirlerinden yapılan beste çalışmaları yer alıyordu. Bundan sonraki çalışmalarınızda yine şiirlere yer verecek misiniz? Bir şairin şiirini bestelersem veya bestelenmiş bir şiir benim çok hoşuma giderse, yeniden böyle parçalar seslendirebilirim. Ama artık kendi müziğimi yaparak yoluma devam etmek istiyorum. Bundan sonraki albümlerde de kendi parçalarım olacak fakat bütün parçaların bana ait olması taraftarı da değilim. Yani albümde farklı tadların olması hoşuma gidiyor. Çünkü farklı tadlar kattığınızda albüm daha da renkleniyor. Belli kesimlerin benimsediği şiirleri seslendirmek oldukça zordur. Övgülerin yanısıra Kaldırımlar'ını seslendirdiğiniz için eleştiriler de aldınız mı? Hiç tepki almadım çünkü şarkı güzeldi bende iyi yorumladığıma inanıyorum. Sonuçta o şiirin politik bir yanı yok. Necip Fazıl'ın yalnızlığını anlattığı ve benim de gerçekten çok sevdiğim bir şiirdi. Şiirin bestesi de iyi olmuştu. Kaldırımlar'ı severek isteyerek seslendirdim. "Şu görüş acaba şarkıyı benimser de bu görüşün tepkisini alır mıyım?" diye düşünmedim. Benim için insanların hangi politik görüşü benimsediği pek önemli değil. Nazım Hikmet'in bir şiirini de okuyabilirim, Necip Fazıl'ın bir şiirini de... Önemli olan şiirde verilen duygu. Herkesin bildiği, sevdiği bir şiiri bestelemek, kendi şiirlerinizi bestelemekten daha zor değil mi? Tabii onun bir takım zorlukları var. Şiiri insanlar metin olarak okuyorlar, beğeniyorlar, öyle kabulleniyorlar ama onu şarkı olarak söylediğinizde konseptinin çok iyi uyması lazım. Yaptığınız müzikle şiirin uyuşması lazım. Şiirin havasından uzaklaştırıp çok farklı bir müzik ortaya çıktığı zaman, insanlar "bu şiir çok güzeldi ne hale gelmiş" diyebilir. Açıkçası ben de aynı tepkiyi veririm. Çok bilinen, çok sevilen bir şiiri bestelemek zordur. Şiirle müziğinizin birbirine örtüşmesi gerekiyor. Sevgilerde ve Alagül'de pop-rock, türk sanat müziği, tango, tasavvuf, flemenko gibi değişik tınılardan esintiler vardı. Biraz melez bir müzik yani... Farklı tarzları okumayı seviyorum ve belli bir sentez oluşturmaya çalışıyorum. Alagül'de flemenko tarzında şarkı da var, çok slow, balat çalışmaların yanısıra hareketli rock soundlu şarkılar da var. Ben rock yapmıyorum, pop müziği yapıyorum. Rock müziğinin belli bir felsefesi, yaşam tarzı vardır. Her elektro gitar kullanılan şarkı pop-rock veya rock olacak diye bir şey yok. Sonuçta gitar da bir enstrümandır, parçanıza o gitmiştir ve siz onu kullanmışsınızdır. Popüler müzik yapmama rağmen çalışmalarımda farklı tarzları harmanlamaya çalışıyorum. Türk musikisi ve halk müziği eğitimi aldım. Eğitimimin de muhakkak yaptığım müzik üzerinde bir etkisi oluyor. Öyle olunca da değişik tınılar ve değişik tadlar ortaya çıkıyor. Önümüzdeki yıllarda türk musikisine yönelik çalışmalar yapacak mısınız? İlk albümde bayağı zorluk çekmiştim. Çünkü henüz yenisiniz, beğenilip beğenilmeyeceğinizi bilemiyorsunuz. İnsanların sizi hemen kabullenmesi çok zor oluyor. O anlamda bazı şeyleri oturttuktan sonra, türk müziği adına da birşey yapmak istiyorum. Hatta üçüncü albümümde türk musikisinden bir parça yorumlamak istiyorum ama bu şarkı çok bilindik olmayacak. Hatta Aşık Veysel'den de bir parça seslendirebilirim. Musikimizin yurtdışında popüler türk müziğinden daha çok tutulmasını neye bağlıyorsunuz? Onların ses sistemiyle türk müziğinin ses sistemi farklı. Müziğimiz onların pek fazla dinlemediği bir müzik türü. Zaten şu günlerde dünyada etnik müziğe karşı büyük bir ilgi var. Sting bile böyle bir şeyi albümünde denedi. Ayrıca Avrupa'da Doğu kültürüne yönelik bir merak oluştu. Popüler müzik onların kendilerinde de var ama türk musikisi veya halk müziği, bir ney sesi, klasik kemençe yahut tanbur sesi onların bilmediği tınıları barındırıyor. Hangi enstürümanları kullanabiliyorsunuz? Konservatuarda ud eğitimi aldım. Ama malesef son iki-üç senedir ud çalmıyorum. Albüm çalışmaları nedeniyle enstürüman çalmaya pek vakit bulamıyorum ama bu aralar gitar çalmayı öğrenmekle meşgulüm. Kıraç'la düet yapma fikri nereden aklınıza geldi? İleride sizi yine ortak çalışmalarda birarada görecek miyizi? Kıraç'la beraber bir albüm yapmak istedik ve böyle bir çalışma ortaya çıktı. Belki yine birlikte bir albüm yapabiliriz... Ortak bir çalışma olmazsa bile, kendi solo albümlerimizde birlikte şarkı söyleyebiliriz. Ben ona vokal yapabilirim, o da bana vokal yapabilir.... Sindire sindire bir yerlere gelmeli
"Bir sanatçı bulunduğu konumu hazmetmeli, sağlam adımlarla, sindire sindire bir yerlere gelmeli. Gerçekten iyi kaliteli işler yapmak istediğim için açıkcası yavaş ilerliyorum" diyen Funda Arar, daha yolun başında olduğunu ve öğrenecek çok şey bulunduğunu söylüyor. Yeni albümü Alagül'ün satışlarının çok iyi olduğunu ve sevildiğini belirten Arar, yurtdışına açılmaya sıcak bakıyor. Orhan Veli, Cemal Süreya ve Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirlerini zevkle okuduğunu belirten Arar'ın dinlemekten hoşlandığı sanatçılar da kendi müziğine çok yakın: "Ben güzel olan her tarzı dinlemeye çalışıyorum. Çünkü beste yapıyorsanız eğer her tarzı dinlemeniz lazım. Zerrin Özer'i dinlemekten çok hoşlanırım. Sesimin Zerrin Özer'in sesine benzediğini söylerler. Tabii onu çok dinlediğim için ondan etkilenmiş olabilirim. Ayrıca, Nilüfer, Sezen Aksu, Kıraç ve Cem Karaca'yı beğenerek dinliyorum." Bir ara müzik öğretmenliği yapan sanatçı, ileriki yıllarda öğretmenliğe dönmesinin zayıf bir ihtimal olduğunu ancak koro veya orkestra çalışması altında küçük yeteneklere yardımcı olabileceğini kaydediyor. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı'ndan mezun olan sanatçı memur olan anne ve babasının, müzikal geleceğini belirlemesinde yadsınamayacak paya sahip olduklarını belirtiyor: "Onlar beni yönlendirmeseydiler ve müzik eğitimi almasaydım böyle bir albüm yapmış olur muydum, bilemem..."
|
|
|
|
|
|
|
|