|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Radikal'den Enis Berberoğlu, peş peşe yayımladığı iki yazıyla (11 ve 15 Nisan tarihli) bir tartışma açtı. Pek çok okur ve yazarın ilgi gösterdiği bu tartışmanın esası Berberoğlu'nun yazılarının başlığında ilan edilmiş durumda: "Türban yasağını laikler kaldırmalı." Berberoğlu, türban yasağının "siyasi merkezin sağında yer alan partilerin oyuncağı, malzemesi" olduğundan bahisle, bu işe bir son vermenin zamanının çoktan geldiğini söylüyordu. Sağ partiler arasında söz konusu yasağın kaldırılması yönünde sürüp giden yarış "siyasetin gücünü emiyor, yok ediyor" ve sonuç itibariyle de sol partileri zorlayan bir "haksız rekabet" yaratıyordu. Dolayısıyla, türban yasağının (hem de) laikler tarafından kaldırılması, ülke siyasetinin tabii mecrasına girmesi açısından çok hayırlı olacaktı. Hatırlıyorsunuzdur, Berberoğlu'nun kaleminden "türban yasağı"nı sorgulayan başka yazılarla da karşılaşmıştık. Berberoğlu'nun bu yazılarındaki tavrı da yasağın kaldırılması yönündeydi. Ancak unutmayalım; her zaman "ihtiyatlı" bir üslupla... Söz ne zaman "türban"a gelse, "yanlış anlaşılmamak" için yazılara yerleştirmiş "Yanlış anlaşılmasın, onların ideolojisine zerre kadar sempatim yok!" mealindeki açıklamalarla karşılaşıyorduk... Bana sorarsanız, hiç mi hiç gereği olmayan açıklamalardı bunlar. Söylediğim gibi, Berberoğlu'nun bu son iki yazısı çok ilgi çekti. Ayrıca bu ilgi yazarın ikinci yazısında adlarını andığı Özkök, Taşgetiren ve 16 Nisan tarihli köşesinde bu konuyu işleyen Taha Akyol gibi köşeyazarlarıyla sınırlı değil. Radikal'in "internet baskısı"ndan izleyebildiğimiz "okur yorumları" da epeyce sayıda. Dikkat ettim, Berberoğlu'nun yazısına gelen yorumlar içinde "marjinal azınlık" konulu olanları az değildi. "Marjinal azınlık" konusu da ne demek? Şu demek: Berberoğlu, ikinci yazısında şöyle yazıyordu: "Türban serbestisi şu an için sayısal olarak marjinal bir azınlığın talebi. Yani bu sorun çözülmezse kıyamet kopacak değil. Ancak türban sorununun çok daha önemli meselelerde siyasi uzlaşmanın önünü tıkadığı da ortada." İşte, yukarıdaki satırlarda geçen "marjinal azınlık" ifadesi, pek çok okurun itirazına yol açmıştı. İsterseniz, bir örnek olarak "Ali"nin mesajından bir bölümüne birlikte göz atalım: "Türban serbestisinin marjinal bir azınlığın talebi olduğu savına katılmıyorum. Kamuoyu yoklamaları tersini söylüyor..." Ben "Ali"nin yorumunu (ve benzerlerini) doğrusu haklı buldum. Nitekim, Yeni Şafak'tan Ahmet Taşgetiren de bir yazısında, haklı olarak, türban yasağının kalkmasını isteyen "çoğunluk"a işaret ediyor: "Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yapılan bir kamuoyu araştırmasında halkın yüzde 75'lerdeki bir kısmının 'bütün eğitim alanlarında başörtülü öğretim ve başörtülü kamu görevinin serbest olmasından yana' olduğu sonucu çıkmış." Şu itiraz akla gelebilir: "Halkın yüzde 75'i türban yasağının kalkmasını istiyor olması, 'türban serbestisi talebinde bulunanlar'ın 'marjinal' olmadığı anlamına gelmez ki..." Bu tür bir itirazın haklı olduğunu kabul etsek bile, değişen pek bir şey yok. Burada önemli olan asıl husus, halkın büyük bir çoğunluğunun bu yasaktan dolayı canının sıkıldığı değil midir? Berberoğlu'nun yazılarına ilişkin olarak benim tartışmak istediğim husus aslında başka bir şey. Bu hususu kısaca şöyle ifade edebilirim: "Türban yasağı"na, bu yasağı özgürlükler meselesi açısından değerlendirerek karşı çıkmak niçin "siyaset" alanı içinde sayılmasın? Berberoğlu'nun yazılarından bu tür bir pratiğin (yasağa karşı çıkmak) "siyaset"in soylu alanına girmeye değer olmayan bir şey olduğu sonucu çıkıyor. Yani "siyaset"in önünde o derece özel ve hakiki sorunlar var ki, "türban yasağı" ile vakit geçirmenin siyasetin merkez konularından birisi haline gelmesi herşeyden önce "siyaset" açısından kabul edilemez! Doğrusu ben bu fikirde değilim. Doğru, "türban yasağı" bizi toplum olarak haddinden fazla meşgul ediyor ve (Berberoğlu'na yolladığı e-postada Abdullah Gül'ün dediği gibi), ülkedeki partiler "esas rekabet etmesi gereken" konulara bir türlü dönemiyor. Buraya kadar doğru. Ama düşünün ki, "türban yasağı" hakkında düşünmek ve eylemeksizin de ülkedeki "siyaset"in kapılarını açmak mümkün değil... Bu öyle bir yasak ki, sadece devlette hakim olan zihniyetin değil, toplumun önemli bir kesiminin de üzerinde etraflıca düşünüp bir karara varmasını, yani "siyaset" yapmasını gerektiriyor. Çünkü konu asıl olarak özgürlükler meselesi ve dolayısıyla "siyasi." Bu yasağın arkasında yer alan delilleri, korkuları, akıl yürütmeleri Berberoğlu'na ve size hatırlatmak gereksiz. Ama sanırım, bu "delil", "korku" ve "akıl yürütmeler"in ancak "siyaset" zemininde, siyasal bir dille çözülebileceği konusunda mutabıkızdır. Berberoğlu'nun dileğinin, yani yasağın "laikler" tarafından kaldırılmasını beklemenin nasıl boş bir hayal olduğu besbelli. "Laikler"in bu "jesti" bugüne kadar yapmamalarının, bugün yapamamalarının ve yakın gelecekte yapamayacak olmalarının nedeni de "siyasi." Belki aynen, Refahyol hükümetinin okullardan zorunlu din dersini kaldırmak gibi bir "jest"i yapamaması gibi... Sonuç olarak, Berberoğlu'nun "türban yasağı"nın kaldırılması için bir öneri geliştirmesi tabii ki olumlu bir girişim. Ancak, bu yasağın kaldırılmasının da, tek başına bir "siyaset" olduğunu ve hiç küçümsenmemesi gerektiğini de unutmayalım derim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |