T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Gerekçeli kararınızın gerekçesi nedir Sayın Bumin?

Ben de Prof. Mustafa Erdoğan gibi düşünüyorum. Bu ülkede bir "Anayasa Mahkemesi sorunu" var...

Ciddî bir sorun üstelik.

Anayasa Mahkemesi'nin görevi, parlamentodan çıkan yasaların anayasaya uygunluğunu denetlemek ve yasama organını "hukuk çizgisi"ne çekmektir.

Öyle değil mi?

Peki, Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararların anayasaya uygunluğunu kim denetleyecek? Bu mahkemeyi "hukuk çizgisi"nde kalmaya kim icbar edecek?

Hemen alınmayın Sayın Mustafa Bumin?

Dava filan açıp jandarmalarla uğraştırmayın.

Sözlerim şahsınıza değil.

Kurumsal reflekslerden sözediyorum.

Kaldı ki, "açılış" ve "kuruluş yıldönümü" törenlerinde fevkalade "demokratik" konuşmalar yapıyorsunuz.

Mütemadiyen "hukuk"un altını çiziyorsunuz.

Yanlış hatırlamıyorsam, Türkiye'de yargının bağımsız olmadığını da siz söylemiştiniz.

Ama, "hukuk"un altını çizen ve yargının bağımsız olmadığını söyleyen hiçbir yargı adamı, bugüne kadar altına imza attığı kararlarla "hukukun tesisi"ne yardımcı olmadı.

Dehşetli bir paradoks var burada!

Siz bu konuda ne düşünürsünüz bilmem, ama, dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, bizdeki gibi, olağanüstü yetkilerle donatılmış ve "parlamento üstü siyasî erk" işlevi gören özel yargı kurumlarına rastlayamazsınız.

Belki kuruluşu hatalıydı.

Belki böyle bir mahkemenin ihdasına karar veren "61 Konvansiyonu"nun zihninde problemler vardı.

Belki bu kurum hiç olmamalıydı.

Ama, siz de takdir edersiniz ki, ortada, kuruluşuyla, varlığıyla, kimilerine göre aldığı stratejik ve spekülatif kararlarla "sorun kaynağı" olan bir kurum var.

Yani, bir "Anayasa Mahkemesi sorunu" var.

Hatırlarsanız, elan başkanı bulunduğunuz kurum, 12 Eylül'de konumunu muhafaza etmiş, varlık nedeni ortadan kaldırıldığı halde mesaisini sürdürmüştü.

Bazı üyelerin, anayasal düzeni "silah zoruyla" ortadan kaldıranlara teşekkür ziyaretinde bulunması ise, sevgili ve acıklı yurdumuza has bir "hoşluk"tu...

Eminim, siz de tasvip etmiyordunuz bunları.

Etmezsiniz.

Yürümeyen bir şeyler var ama, elinizden bir şey gelmiyor.

Belki de "Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu"nu, "Görev ve Yetkileri"ni düzenleyen Anayasa maddelerini aşamıyorsunuz.

Belki içten içe üzülüyorsunuz.

Ama, hiç değilse, Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili gerekçeli kararınızın "gerekçesini" açıklayın.

Erdoğan, 312/2'den yargılandı, mahkum oldu, gidip efendi efendi cezasını yattı, çıktı.

O dönemde cezasını çekmeyen ya da yurtdışında bulunduğu için hapse girmeyen bir sürü insan yeni yasadan istifade ediyor, ama Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağı devam ediyor.

Siz bunu hangi adaletle, hangi hukukla bağdaştırıyorsunuz?

Gerçekten çok merak ediyorum.

DÜZELTME:

Dünkü yazımda yer alan, "Elbette kasetleri, kasetlerdeki sözleri, bugün fazlasıyla anakronik kaçan o eski 'siyaset yapma' biçimini savunuyorum" ifadesi sehven yanlış dizilmiştir. Doğrusu, "Elbette kasetleri, kasetlerdeki sözleri, bugün fazlasıyla anakronik kaçan o eski 'siyaset yapma' biçimini savunmuyorum" olacaktır.
Düzeltir, özür dilerim.


20 Nisan 2002
Cumartesi
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED