|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Evvelki akşam Ateş Hattı, salvoların gidip geldiği tam bir ateş hattıydı doğrusu. Reha Muhtar bu işin ehli. Tartıştırarak reytingini arttırma çabasında. Seyirci oranının çok yüksek olduğunu dün alışverişe gittiğim Carrefour'da halkın ilgi ve sevgisinden anladım. Adım başı insanlar boynuma sarıldı; tebrik etti... "Yola devam. Pes etmek yok" diye teşvik ettiler. Sonra Beylerbeyi'ndeki balıkçıya uğradım. Aynı sıcak sevgiyi onun gözlerinde okudum. "Tebrik ederim abla. Sen doğru yoldasın" dedi. Kısacası sokağın havası ile, Show TV'nin stüdyosundaki dinleyicilerin havası birbirinden çok farklı. Tayyip rüzgârı giderek daha kuvvetli esiyor. 10 yıl önceki kasetlerle yürütülen psikolojik harekâta, halkın vicdanı ve aklı dur diyor. İslâm devleti ütopyası
İran devriminden sonra, siyasal İslâm bütün dünyada, inançlı Müslümanlar arasında kök saldı. Bir yandan İran'daki rejimin başarısızlığı ve uygulamanın İslâmiyet'e zarar verdiğinin görülmesi, bir yandan soğuk savaşın sona ermesiyle çatışma ortamının yumuşaması, bir yandan da Refah Partisi'nin önce belediyelerde, sonra da Ankara'da iktidar olması ve gerçeklerle yüzyüze gelmesi, bu camia insanında büyük bir değişime yol açtı. Özeleştiri yapa yapa, dine dayalı bir sisteme "Bir İslâm Devleti'ne" ulaşma arzusunun ütopyadan (hayalden) ibaret olduğunu gördüler. Medine şehir devletine benzer bir devletin kurulması ve sürdürülmesi mümkün değildi. Musevilerin özgürce Müslümanlarla birlikte yaşamasını sağlayan Medine mukavelesi söylemi de, ufak bir grup haricinde terk edildi. Bir zamanlar radikal bir üslûbu benimseyen Tayyip Erdoğan "Amaç, insanların mutluluğudur. Demokrasi, bu mutluluğa ulaştıracak bir vasıtadır. Ama din de bir vasıtadır" demeye başladı. Ve ilk defa bir parti programına, dinin siyasette istismar edilemeyeceği hususu, girdi. AK Parti programı
AK Parti'nin programının ilk bölümü "Temel Haklar ve Siyasi İlkeleri" ele alıyor. Temel hak ve özgürlükler bahsinde uzun uzun partinin laiklik anlayışı izah ediliyor: "Partimiz, dini, insanlığın en önemli kurumlarından biri, laikliği ise demokrasinin vazgeçilmez şartı, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak görür. Laikliğin din düşmanlığı şeklinde yorumlanmasına ve örselenmesine karşıdır. Esasen laiklik, her türlü din ve inanç mensuplarının ibadetlerini serbestçe icra etmelerini, dinî kanaatlerini açıklayıp bu doğrultuda yaşamalarını, ancak inançsız insanların da hayatlarını bu doğrultuda tanzim etmelerini sağlar. Bu bakımdan laiklik, özgürlük ve toplumsal barış ilkesidir. Partimiz, kutsal dinî değerlerin istismar edilerek siyaset malzemesi yapılmasını red'eder. Dindar insanları rencide eden tavır ve uygulamaları ve onların dinî yaşayış ve tercihlerinden dolayı farklı muameleye tâbi tutulmalarını anti-demokratik, insan hak ve özgürlüklerine aykırı bulur. Öte yandan, dini, siyasî, ekonomik veya başka çıkarlara alet etmek veya dini kullanarak farklı düşünen ve yaşayan insanlar üzerinde baskı kurmak düşünülemez." Erdoğan değişti mi?
AK Parti, programıyla kendisini bağladığı gibi, 1994'ten sonra Tayyip Erdoğan'ın söylemi de giderek yumuşadı. Daha ziyade Belediye icraatıyla ilgili bilgiler vermek için konuştu. 28 Şubat'ta uğradığı kaza, kendi üslûbundan ziyade, yargının siyasallaşmasının bir ürünü. 21 Ağustos 2001'de Kanal'de Tayyip Erdoğan'ın bir başka kaseti yayınlanmıştı. Söz konusu kasetin yayınını takiben Erdoğan Kalyon'da yaptığı konuşmada, değiştiğini çok açık bir dille ifade etmişti. "Hayatın öğrettiklerinin gerektirdiği bir gelişimin neticesi olarak, ben de bir çok insan gibi kendimi değişime açık tutuyorum. Ve değişmeyi erdem sayıyorum. ...Hayat değişiyor, zaman akıyor ve buna bağlı olarak dünyayı algılama biçimimiz ve olayları yorumlama tarzımız değişikliklere uğruyor. Soğuk savaş şartlarında, iki kutuplu dünya anlayışı içinde, siyasî tartışmalar rasyonel zeminlerde gerçekleşmekten ziyade, siyasal retoriğin etkisi altında gerçekleşmekteydi. Geçmişimizden bugüne sancılı tartışmalarla geldik. Bu sancılı süreç, siyasî yürüyüşümüzün haritasını da şekillendirmiştir. O siyaset anlayışının ülkemize katkısı olacağını düşünseydik, yepyeni bir siyasal anlayışa yönelmezdik." Ve Tayyip Erdoğan son Amerika seyahatinde, üstelik İslâmic İnstitute'de yaptığı konuşmada, bir soru üzerine aynen şunları söylüyor: "Partimizin referansı şüphesiz Anayasa'dır. Referansını, anayasa kurallarından alır ve ona göre hareket eder. Bu hassasiyet sürekli gösterilmiştir... Bu parti din eksenli bir parti değildir." Herkes değişiyor
Dünün darbecileri bugün demokrat olacak, Maocular liberallerin safına geçecek, komünist Rusya'da kapitalizm hüküm sürecek, Apo ile kucaklaşan ve Kürtçülükten hüküm giyen parti başkanı, derin devletle kolkola Kemalizm'in ön saflarında yer alacak, yerel değerlere bağlı olan ve askerin siyasete karışmaması için yıllarca mücadele veren Demirel laikçi ve 28 Şubatçı olacak, 9'uncu senfoni çağdaşlığına kapılacak. 10 yılda herkes değişecek ama Tayyip Erdoğan "Ben değiştim" demesine rağmen, sırf dinî inançları ve o inançlara bağlı bir aile yaşantısı olduğu için yerin dibine batırılacak. Kartele inanılır mı?
Tayyip Erdoğan'a inanmayacaksınız da onun hakkında yazan gazetelere ve peşin hükümlü köşe yazarlarına mı inanacaksınız? 7 Temmuz 1998'de, Hürriyet "Tayyip'in ikinci kâbusu... DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel soruşturma açacak" başlıklı bir haber yayınlamıştı. Bu haberde, Erdoğan'ın il başkanıyken yaptığı bir konuşmanın band çözümü yer alıyordu. Erdoğan'a, o konuşmasından dolayı takipsizlik kararı verildi. Aradan üç yıl geçti. Bu defe aynı kaset sanki yeniymiş gibi, Kartel'in diğer bir yayın organında, Kanal D'de piyasaya sürüldü. İşin en çarpıcı yanı, Hürriyet'in genel yayın yönetmeninin Kanal D'nin yayın yönetmeni Tuncay Özkan'a telefon ederek "Bu kaseti nasıl ele geçirdiğini" sormasıydı. Ertuğrul Özkök olayı sütununda şöyle yazıyordu: "Tuncay Özkan'ı arayarak sordum: -Devletten mi; Saadet'ten mi? -Her ikisi de değil. Kaseti bu konularda araştırma yapan birinden aldım. -Eski Refah'a yakın biri mi? -Hayır sosyal demokrat eğilimli." 3 yıl önce, 7 Temmuz 1998'de, aynı kasetin muhtevasını Hürriyet'te yayınlayan Özkök, ilk defa böyle bir kasetten haberdarmış gibi, Özkan'ı sorguluyordu. Oysa aynı kaset o tarihte (AK Parti kurulduğu gün) Reha Muhtar'a da verilmişti. Muhtar, takipsizlik kararı alan bayat kaseti servise koymama dirayetini göstermişti. Tayyip Erdoğan'a inanmak istemiyorsunuz. Peki bu Kartel'e nasıl inanacaksınız? Show TV'de yayınlanan son kaset ilk defa vizyona çıkıyor. 10 yıl öncesinin tarihini taşıyor. Malûm, Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni tahkir ve tezyif suçunu tarif eden 159'uncu madde değiştirildi ve cezanın üst sınırı 6 yıldan 3 yıla çekildi. Bu gerçeğe rağmen, Güneri Civaoğlu, "cezanın üst sınırı 6 yıl olduğu için, suç, zaman aşımı kapsamına girmiyor. Zaman aşımı 25 Mayıs 2002'de doluyor" diye yazdı. (18 Nisan 2002 -Milliyet) Halbuki üst sınır 3 yıl ve zaman aşımı 5 yıl. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 159'uncu maddesi, cezaları erteleyen yasanın da kapsamı içinde. Tayyip Erdoğan'a inanmak istemiyorsunuz. Peki, doğruları gizleyen ve çarpıtan bu Kartel'e, onun yazarlarına nasıl inanacaksınız? Taliban 1994'te kuruldu. 1996'da işbaşına geldi. Tayyip Erdoğan, söz konusu konuşmayı 1992'de yaptı. Hürriyet ve Sabah, Tayyip Erdoğan'ın "Afganistan'da İslâm Devleti kuruldu" sözlerini Talibancılık olarak nitelendirdiler. (17 Nisan 2002- Hürriyet-Sabah) Oysa, Sovyet işgalinden sonra kurulan Rabbani Hükûmeti söz konusuydu ve bütün Batı dünyası ile birlikte Türkiye de, bu hükûmete destek vermişti. Taliban ortada yokken, Tayyip Erdoğan'ı gözden düşürmek amacıyla ona "Talibancı" diyen, psikolojik harekâtın parçası bu Kartel'e nasıl inanacaksınız? Siz de konuşun
Tertip ortada. Bu konuşmadan hiçbir sonuç çıkmayacağını bile bile piyasaya sürüyorlar. Konuşma, hem zaman aşımından, hem de erteleme yasasından yararlanıyor. Söz konusu konuşmayı, cezası idam olan ve Anayasa'yı cebren ihlâli cezalandıran 146'nın kapsamına sokma çabası ise, tek kelimeyle komik!!! Bunlar, Tayyip Erdoğan'ın ayağına nasıl çelme takarız diye düşüneceklerine, onun kadar hızla nasıl koşarız'a kafa yorsalar ya! Bu durumda belki bir nebze mesafe katedebilirler.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |