|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ne kadar da şeker pembe bir manzara değil mi? "Lanetlenmiş" zümrenin, çekmeye gönüllü yazıldığı yürek dolusu acılara, minibüslerin düşük ses kaliteli teyplerinden, 'dertli ve nikontinli' şarkılarıyla yıllarca tuz biber eken Orhan Gencebay, kulağı küpeli, kıvır saçlı, gitarcı çocukla, evrensel değerler ve müzik adına, kitlesi uğruna "barışıyor". Orhan Abi, "iyilik dolu, güzel insan" tatlarında, müziğin evrenselliğinden ve ideallerinden bahsederken, boşluğa Aşık Veysel hissiyatıyla barış ve iyilik saçan iç ses, mevzuyu koyuyor: "Herkesin bir ideali olmalı!" İnsana itiraz edecek tek bir nokta bile bırakmayan bu manzaranın, ortalığı "güllük gülistanlık" düşünmeye zorlayan; düşünmeyeni, "bozguncu" ilan ediverecekmiş gibi duran, gözle görülmez, elle tutulmaz havası da cabası... Bu noktadan sonra "yok öyle bir şey"li düşüncelerin de kâr etmez, ayrık otu olur çıkarsın artık. Oysa, devasa bir 'hayat harika gidiyor' söylemi bu, dört bir koldan vurularak, kafalara çivi gibi çakılan... Etrafımızı çepeçevre saran ekonomik krizde, "birazcık zorlanırsa, en kötüsünde bile iyi bir yön bulunabilir" mütehassısı reklamcıların, 'kriz uyumlu reklamları'nın uçarı masallarından birisi sadece. Sahi, ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın, ellerinin sinirli hareketlerinden yorgun bakışlarına, hayatla sek sek oynayan yürüyüşünden nereden geldiğini açık eden bakımsız yüz ifadesine kadar, "buralı değil, başka bir yerden" olduğunu bağıra bağıra anlatan, bir türlü "presentıbl" olmayı başaramamış insanlarla, 'gevşek aksanlı', hayat gailesi nedir bilmeyen gitar gençliği arasındaki, kökleri biraz da paraya dayanan sessiz ve çaresiz savaş bitirilebilir mi? Ya da şöyle sormalı; "Bir barış mümkün olabilir mi?" Krizle birlikte fakirken daha fakir olan insanları, gözükara bir çaresizliğin eseri olarak pıtırak gibi çoğalan banka soygunlarını, 'mutsuzluk hastalığından öldüren' intiharları düşündükçe, pek mümkün gibi gözükmüyor. Bu reklam, o mağaza senin, bu mağaza benim gezen "Türkiye İçin Seve Seve" insanları için, ideal olabilir de, 'görünüşünde hep ölümle ilgili bir şeyler taşıyan' parasız ve daha da kötüsü umutsuz insanlara pek yaramaz gibime geliyor. O yüzden Orhan Abi'nin 'İdeal Kart'lı, kapitali kutsayan, tüketimi baştacı eden "Bir Teselli Ver" mesajlı reklamı teselli etmiyor kimseyi... Bu rüyadan uyanmak lazım, hele de hayatı eteğinin ucundan da olsa yakalayamamış, belki de hiç kredi kartı görmemiş bu insanların aç bi-ilaç sesleri, hayal meyal kulaklara doluşurken...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |