T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bağdat'tan Washington'a U-dönüş…

Bülent Ecevit, Amerika'dan döneli beri Saddam Hüseyin ve Irak konusunda açıldı. 19 Ocak tarihli Milliyet'te, Milliyet yazarlarına yaptığı son derece dikkat çekici açıklamaların ardından, önceki gün, TRT-1'de George W.Bush ile Irak ve Saddam konusunda yaptığı görüşmelerin ayrıntılarını açıkladı. Burada kullandığı dil, Ecevit'in Irak-Amerika ile arasındaki 'açmazı'nda Washington'a meyletmeye başladığını ve Türk kamuoyunu buna göre hazırladığını ortaya koyuyor.

İşte Ecevit'in ağzından Bush'un sözleri: "Saddam'a tahammülüm yoktur. Saddam kötü bir adamdır. İktidarda kaldığı sürece, kötü işlere tevessül edecektir. Değerlendirmelerimiz bizi farklı bir yola başvurmaya sevkederse, önceden sizinle mutlaka görüşeceğiz. Irak'a adım atacak olursak, başarılı olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum. Bu da Türkiye için olumlu olacaktır."

Bu sözleri biraz açarsak, anlaşılmasi gereken şudur:

1. Amerika, Saddam'ı alaşağı etmekte kararlıdır.

2. Bu kararı 'uygulama aşaması'na sokması, 'kesin sonuç alma'yı garanti altına alacağı Saddam'ı devirme hazırlıklarını tamamladıktan sonra olacaktır. Yani, Bush, Ecevit'e 'başarı', bir başka deyimle 'Saddam'ın mutlaka devrileceği' garantisini vermektedir.

3. 'Uygulama aşaması'nda Türkiye'ye haber verilecektir. Türkiye bir oldu-bittiyle karşı karşıya bırakılmayacak ve büyük bir olasılıkla katkısı istenecektir.

4. Türkiye ile işbirliği ve eşgüdüm halinde yapılacak Amerikan operasyonu sonucunda, Türkiye'nin 'kârlı' çıkması gözetilecektir.

Ecevit'in bunu böyle anlamaması mümkün değil. Anladığı için son bir 'umut ışığı'na başvuruyor ve Saddam'a çağrıda bulunuyor. Ecevit'in Bush'un sözlerini değerlendirmesi şöyle:

"ABD, düşünme, arayış sürecinde. Bir umut ışığı var. Diplomatik yollardan sonuç çıkmazsa, yapacağımızı biliriz, diyor. Benim çıkaracağım iyimser yorum; Sayin Saddam Hüseyin, kendine çeki düzen vermelidir. Karşısında ABD değil, hemen hemen bütün dünya vardır. Eğer BM görevlilerini topraklarına almazsa, yalnız Irak'ın değil, Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun başına büyük işler açacaktır. Sayın Bush'un sözlerini Saddam Hüseyin'in ciddiyetle değerlendirmesi gerekir. Bilhassa Bush'un ağzından bunu söylemek istedim."

Ecevit, gerçekleşebileceğine pek inanmasa da, 'çıkmamış candan umut kesilmez' misali, Irak'ın kapılarını BM denetçilerine açması umudunu taşıyor. Daha da ileri giderek, bunun gerçekleşmesi halinde Irak'a yönelik ambargonun kalkacağını bile umut ediyor. Ve, devam ediyor: "Bu, Irak'ın vereceği sınava bağlıdır. Sayın Bush'un sözlerinde umut ışığı var."

Beklediği olmazsa?

O takdirde 'günah benden gitti'nin ön hazırlığını böylece yapmış olacak. Türkiye, Irak'a karşı Amerika'nın yanında yer alacak. Zaten, Bush'un müdahale kararı halinde Türkiye'ye danışacağı ifadesinin 'sadece nezaketen söylenmediğini' hatırlatarak, "Herhalde yola çıkmadan önce bile Türkiye ile bazı hazırlıkları yapması gerekir. İncirlik Üssü'nün işlevi değişecektir, bir bakıma. ABD bizimle stratejik işbirliğine çok büyük önem vermektedir. ABD'de bu kez gördüğümüz yakın ve sıcak ilgi bunu gösteriyor. ABD Türkiye'siz yapamaz. Türkiye toprakları olmadan kolay kolay bir harekat yapamaz. Sayın Bush'un bu sözleri boş değil."

Doğru. Bunu, yani Amerika'nın Irak nedeniyle Türkiye'ye 'bakış açısı'nı ve Türkiye ekonomisinin esenliğiyle ilgilenmesini, 'kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez' deyişine uygun biçimde anlamalıyız.

Ecevit, kendisinin Bush'a ne karşılık verdiğini Milliyet yazarlarına açıklamıştı. 'Irak konusundaki kaygılarını' Bush'a aktardığını belirterek şunları söylemişti: "İçinde biz olalım veya olmayalım, Irak'a yapılacak müdahalenin en fazla Türkiye'yi etkileyeceğini, bölgede istikrarsızlık yaratacağını, bir felaket olacağını anlattım. Tabii, benim derdim Saddam değil, Irak'ın toprak bütünlüğü. Müdahalenin yol açabileceği olumsuz gelişmeler. Kuzey Irak'ta doğabilecek gelişmelerden, Türkmenlerin ezilmesinden duyduğum kaygıyı açık bir şekilde ifade ettim."

Tersinden okursak, bu sözler şu anlama da gelebilir:

1. Müdahale kaçınılmaz ise, Türkiye'nin bundan en az etkilenebileceği ve en kazançlı çıkacağı sonuçlarda anlaşalım. Bu anlaşmaya varmamız halinde, destek oluruz.

2. Irak'ın harekat sonucu parçalanmaması güvencesini bize verin. Parçalanmamasını sağlayacak önlemleri ve Irak'ın Saddam sonrası formatını birlikte kararlaştıralım.

3. Bu çerçevede, Kuzey Irak'ta kesinlikle bir 'bağımsız Kürt devleti'nin kurulmayacağı üzerinde önceden anlaşma sağlayalım.

4. Türkmenlerin korunacağına ilişkin güvenceleri oluşturalım.

5. Bu hususlarda 'tatmin edilirsek' gereğini yaparız.

Amerika'nın 'iş bittikten sonra sırtını dönüp gittiği'ne ilişkin kötü bir 'sicili' ya da 'sabıkası' olduğu için, özellikle askerlerin 'Amerikan güvenceleri'ne güvenmedikleri, Newsweek'te bir süre önce Türkiye'de bulunan Fareed Zakaria tarafından yazıldı.

Ancak, daha önce de bu köşede belirttiğimiz gibi, Amerika'nın bu yönetiminde egemen kanı, 'Amerika, 'kesin kararlı' davranır ve Türkiye, buna ikna edilirse', Ankara'nın Washington'u Bağdat'a karşı izleyeceği ya da Saddam'a karşı birlikte davranacağı yolunda.

Ecevit, buna ikna olmuş görünüyor. Baksanıza, 'Bana ne Saddam'dan. Ben Saddam'ı ne tanırım? Benim düşündüğüm Türkiye'nin çıkarları' demeye başladı. Yani, Saddam'dan uzaklaşıyor ve 'Amerikan pozisyonu'na doğru yol alıyor.

Körfez Savaşı'nda da özünde bugünkü siyaset anlayışına sahip olduğu ve Körfez Savaşı sonrası ortaya çıkan gelişmelerde haklı olduğunun kanıtlandığını ileri sürüyor. İşin bu kısmı doğru değil. Arşivler yalan söylemez. Yazdığı yazılar, verdiği demeçlerde sarfettiği sözler önümüzde duruyor. Ecevit, Irak konusunda açıkça 'dil' değiştiriyor. Bu 'dil değişikliği', özellikle Washington ziyareti sonrasında belirgin…

Bağdat'tan Washington'a doğru 'utangaç' bir U-dönüş…


23 Ocak 2002
Çarşamba
 
CENGİZ ÇANDAR


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED