|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bunlar da 'edebi' reklamlar
Daha çok gösteri dünyasında görmeye alıştığımız bazı satış teknikleri, epeyce bir süredir yazın dünyasında da kullanılıyor. Bilboardlara ya da radyo-televizyonlara verilen reklamlar, promosyon amacıyla medyada sık sık görünmeler, kitabın piyasaya çıktığı günlere ya da hemen akabine denk gelen polemikler... Tüm bunlar yakın geçmişte ve halihazırda, bir kitapla birlikte karşılaştığımız "satış teknikleri". Kitapların gazete ya da dergilerde tefrika edildikten sonra mütevazi el ve duvar ilanlarıyla okuyucuya duyurulduğu günler geride kaldı. Artık daha "modern" ve "gösteri dünyasına özgü" yöntemler kullanılıyor bir kitap okuyucuya sunulurken. Bu yöntemlerin yadırganmasına ve eleştiri almasına rağmen, kitapların satışlarını olumlu etkilediği de bir gerçek. Türk okuru kitapların "modern" satış teknikleriyle Orhan Pamuk'un Yeni Hayat romanıyla karşılaştı ilk kez. Yöntemin tutmasıyla bu reklamların sonrası geldi tabii. Pamuk, yeni romanı "Kar"ın tanıtımı için bilboard dışında herhangi bir olaya imza atmadığı halde, bu sefer de romanın ismiyle ülkeyi felç eden karların aynı zamana denk gelmesi üzerinde provakatif öngörüler artaya atıldı.
Reklam mı, değil mi?
Kitaplarında modern satış tekniklerinden fazlasıyla yararlanan isimlerden biri de Murathan Mungan. Saçlarını kırmızıya boyamasıyla konuşulan ve Attila İlhan'la bir polemiğe giren Mungan, "Yüksek Topuklar" kitabı çıkmadan önce bir "kitap okuma" programına "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek başlaması herkesi şaşırtmıştı. Mungan yaptığı açıklamada, "Reklam endişesi filan yoktu. Ben zaten her işe besmeleyle başlarım" demekle yetinse de bu olay kitabın tanıtımı için iyi bir malzeme oldu. Kitap tirajını artıran tekniklerin başında gelen "polemikler"den biri de Zeynep Aliye'nin Atilla İlhan'la yapmış olduğu "Mavi Adam" isimli söyleşi kitabı etrafında gelişmişti. Çıkar çıkmaz edebiyat çevrelerini karıştıran kitapta yeralan iddialar için Enis Batur, İlhan'a cevaben "Türk edebiyatında görüşleri yapıtlarına bu kadar zarar vermiş olan ikinci bir yazar yoktur" diyordu. Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu'nun "Salkım Hanımın Taneleri" isimli romanının sinema uyarlaması üzerinde patlayan tartışmalar ise hala bitmiş değil. Romanda geçen Musevi asıllı karakterin Ermeniyle değiştirilmesi sinema etiği açısından doğrumuydu değilmiydi derken, hem kitabın kendisi hem de filmi adeta yeniden güncelleniyordu. Yılların spor spikeri ve Yeni Şafak Gazetesi Spor Müdürü Ümit Aktan'ın deneyimlerini ve anılarını içeren "Spikeriz diye" isimli kitabında manken Ebru Şallı ile ilgli yeralan küçük bir ayrıntı birden bire basının gündemine oturdu.
Asla planlanmış değil
Aktan, Televolelere kadar yansıyan ve oradan da tehditler ve mahkemelere kadar varan bir polemiğe yolaçan bu ayrıntıya yer verirken kesinlikle tiraj kaygısıyla hareket etmediğini söylüyor. Bu bölümü kitaba almaya, eşiyle birlikte son anda karar verdiklerini ifade eden Aktan, "Yayınevi, biz ne verdiysek onu yayımladı. Keşke o ayrıntıyı koymasaydık. Bu polemiğin kitap satışına etkisini ise yayınevine sormak lazım. Ben telif ücretimi aldım, bundan sonra olacak satışlar zaten benle ilgili değil" diyor.
|
|
|
|
|
|
|
|