T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

'Parti sendikası olmayız'

Şimdi partilerin o kuruluşlar içinde lobileri varsa bu lobiler vasıtasıyla kongrelerle ilgilenmeleri hatta aday çıkarmaları bir ölçüye kadar doğru karşılanabilir.

Sayın Akay, sohbetimize sendikacılığı neden seçtiğinizle başlayalım. Sendikacı olmanızda en büyük etken ne oldu?

Tabiatım gereği bulunduğum her yerde haksızlıklara karşı çıktım. Okul hayatımı 6 vilayette bitirebildim. Bunun üç tanesi sürgün. Kamuda çalışırken de bu tavrım sürdüğü için 6-7 tane kurum değiştirdim. 1991 yılında memur sendikaları kurulmaya başladığı günlerde hemşehrim, Kamu-Sen eski Genel Başkanı, MHP milletvekili Ali Işıklar'ın da aralarında bulunduğu arkadaşlarımın önerisiyle haberleşme hizmet kolunda sendika kurdum. Ancak ben sendika yöneticisi olmaktan imtina ediyordum. Çünkü çalıştığım kurumda (RTÜK) o zaman 160 kişi çalışıyordu. Telekom ile PTT birleşikti ve 90 bin kişi çalışıyordu. PTT'den bir başkanın bulunmasını daha doğru olarak görüyordum. Israrlar sonucu başkan oldum. Her gittiğim yerde 'Neden başkan PTT'den değil' diye eleştiri aldım. Kendimi kabul ettirmek için çok çalıştım. Bu dönemde Kamu-Sen Genel Başkanlığı görevini de yürütüyordum. Ali Işıklar 1995 tarihinde yapılan seçimlerde milletvekili adayı olunca Kamu-Sen Başkanlığı'na getirildim.

Resul Akay dendiğinde sendika yasasının çıkması için Yalova'dan Ankara'ya kadar yürüyen adam akla geliyor...

Anayasa'nın öngörüsü olduğu halde sendika yasası bir türlü yürürlüğe girmiyordu. Bütün partiler söz verdiği halde yasanın çıkarılması konusunda büyük bir isteksizlik vardı. Diyaloglar ve eylemlerle sorunu çözmeye çalıştık. Ancak somut başarı elde edemedik. Mücadeleyi yükseltmek için trafik sorununu gündeme getirmek amacıyla İstanbul'dan yürüyen Boray Uras'dan esinlenerek Yalova'dan Ankara'ya yürümeye karar verdim. Bu yürüyüşün başlamasında Kamu-Sen tabanının sendika yasasını çıkarma konusunda çok güvendiği 57. Hükümet'e karşı başlayan umutsuzluk da etkili oldu.

MHP'YE AÇIK DESTEK VERİLDİ

Kamu-Sen'in tabanı sendika yasası konusunda neden 57. hükümete çok güveniyordu?

Çünkü 57. hükümetin ikinci ortağı MHP'yi 1999 seçimlerinde Kamu-Sen ciddi manada desteklemişti. Oy verme yanında eski Genel Başkan Ali Işıklar ve 6-7 şube başkanı MHP'den milletvekili adayı olmuştu. Arkadaşlarımız MHP'den milletvekili olurlarsa Meclis'te ayağımız olur diye düşünüldü. Çünkü o güne kadar hep sokakta muhalefet yaptık ama bunu Meclis'e taşıyamamıştık.

MHP'yi desteklemeniz doğru muydu?

Partilerin sendikalarda lobileri olmamalı ama sendikaların mutlaka partilerde lobilerinin olması gerekiyor. Biz bu tezden hareket ederek MHP'ye destek verdik. MHP'nin beklediği 12.8'lik oy oranı yüzde 18 olarak tezahür etti.

Peki MHP ve Ali Işıklar'ın yasanın çıkması konusunda hiç mi çabası olmadı?

Yasanın çıkması konusunda hiç destek vermiyorlardı diyemem ama verilen destekten netice alınmıyordu. Belki vardığınızda birilerine telefon ediliyordu ama bu yeterli değildi.

YASA TESADÜFEN ÇIKTI

Fakat sonra yasa çıktı...

Biz 29 günde Yalova'dan Ankara'ya yürüdük. Bu yürüyüş sonrası Çalışma Bakanı ile de diyalog süreci başladı. Yasa çıktı, fakat tesadüfen çıktı. Tesadüften kastım şudur. İktidar bu yasanın çıkması konusunda iradesini ortaya koymamıştır. Yasanın çıktığı gün 25 Haziran'da Meclis'teki milletvekili sayısı 60 kişiyi geçmemektedir. Tesadüfen çıkmasının bir başka nedeni 22 Haziran'da FP kapatılmış ve 25 Haziran'daki görüşmelerde Meclis'i boykot etme kararı almıştır.

Seçim döneminde MHP ile olan ilişkinizde yasa dışında sıkıntı yaşandı mı?

Sendikalar iktidar mevkiinde duruyorlarsa sendikal stratejide bir sıkıntı var demektir. Bunun için bizim duruş yerimiz muhalefet olmalı, olacaktır. Bu da toplumsal muhalefet olacaktır. MHP'nin iktidara gelmesiyle birlikte hükümete yönelik eleştirilerimizde de, zaman zaman hükümetin siyasal kredisinin bittiğini söyledik. Bu rahatsızlığın MHP'ye yansıması da doğaldır. MHP de bu çalışmalarımızdan rahatsız. Dolayısıyla sendika içinde onlar adına hareket edenler varsa, burada bir zaafiyet doğurmak isteyeceklerdir. Bu da doğaldır. Bu Türkiye'deki siyaset yönetim anlayışına çok uygundur. Çünkü 'Ya benim olacaksın ya da hiç kimsenin' mantığı içerisinde hareket eder bizim siyaset anlayışı. Oysa memur sendikacılığı mutlaka bağımsız olmalı.

Konfederasyonunuza bağlı sendikalarda genel kurullar yapılıyor. Bu genel kurullara, iddia edildiği gibi siyasi müdahaleler oluyor mu?

Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ile ilgileniyorlar. Şimdi partilerin o kuruluşlar içinde lobileri varsa bu lobiler vasıtasıyla kongrelerle ilgilenmeleri hatta aday çıkarmaları bir ölçüye kadar doğru karşılanabilir. Ancak, burada antidemokratik yöntemler kullanılırsa, devletin gücü kullanılırsa, orada her şey kopar. İktidar partilerinin özellikle geçmişte bu tür kongrelerde devletin gücünü kullandığını biliyoruz. Buradaki üyeler de parti sendikacılığını isterlerse o benim sorunum değil. Ben kitle sendikacılığını öneriyorum onlara. Hak ve hukuku koruma sendikacılığını öneriyorum. 'Parti sendikacılığını tercih edeceksiniz' diye onlara bir boyunduruk vurulmasına müsaade etmeyiz.

Kamu-Sen'de parti sendikacılığı yapma yönünde bir tehdit var mı?

Tabiî ki bu tür tehditler mevcut. Ama henüz hayata geçebilmiş değil. Bunun ilerlemesi durumunda tabiî ki bu tür müdahalelere sessiz kalacağımızı kimse düşünmesin.

BENİ YIPRATMAYA ÇALIŞIYORLAR

Son dönemde DYP ile yakınlaştığınız söyleniyor. DYP'den milletvekili olacağınız yönünde iddialar var?

Bu görüşlerin hiçbirisinin aslı ve esası yok. Benim hiçbir zaman böyle bir niyetim olmamıştır. DYP de dahil, Kamu-Sen Genel Başkanlığı görevinde iken, aktif siyasete hiçbir şekilde girmeyeceğimi her yerde deklare ediyorum. Eski Genel Başkan'ın parlamentoya girmesi sonrası tabanın bana yansıttığı görüşler, buranın bir sıçrama tahtası olarak kullanıldığı ve insanların omuzuna basıldığı, kullanıldığı hissine kapılmışlar ve bunu bana yansıttılar. Şimdi böylesine bir sosyal olgu ortadayken, bu görevden ayrılıp aktif siyaseti tercih etmem, onlarda aynı duyguyu depreştirir. MHP'deki bazı çevreler bizi suçlamak için Türkiye Kamu Sen'in dinamiklerini bize karşı harekete geçirebilmek için, DYP'den aday olacağımı söyleyerek beni yıpratmaya çalışıyorlar.

Konfederasyonumuzun 15 Eylül'deki tüzük genel kurulunda görevi bırakma konusunda karar almıştım. Görevi Genel Eğitim Sekreterimiz Şuayp Özcan'a bırakmak istedim. "Bırakırsanız mücadeleye zarar verir" şeklindeki değerlendirmeler üzerine görevi sürdürmeye karar verdim. Ben hadiseye hizmet açısından bakıyorum. Amacım kamu çalışanlarının haklarını masaya taşımaktı. Yasasını çıkartarak bunu sağlamış olduk. Bu yetkiyi Türkiye Kamu Sen'in kullanması benim için önemli. Bu aşamada kan değişimi, nöbet değişimi olsun diye düşünmüştüm. Bunu şimdi açıklıyorum. Eğer Şuayip Bey bu görevi kabul etseydi, şimdi ben bu koltukta olmayacaktım.



23 Ocak 2002
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED