T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tekrar "Gerekçeli Karar"

Geçenlerde, Anayasa Mahkemesi'nin Fazilet Partisi'nin kapatılmasına ilişkin "Gerekçeli Karar"ını konu edinen üç yazı yayımlamıştım. Bu yazılarda dile getirdiğim dileğim, 5 Ocak 2002 tarihli Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında 449 sayfayı kaplayan bu "Gerekçeli Karar"ın siyasi partiler, üniversiteler, basın ve sivil toplum kuruluşları (ve tabii vatandaşlar) tarafından mutlaka iyice gözden geçirilmesi yönündeydi. Durum kayıtsız kalınabilecek gibi değildi; ülkenin bir dönem anamuhalefet partisi konumuna kadar yükselmiş önemli bir siyasi partisi "başörtüsü" meselesi merkeze alınarak kapatılmış, iki milletvekili Meclis dışında bırakılmıştı. "Gerekçeli Karar"ın gazetelere yansıyan bölümlerinden, bundan böyle üniversitelerde ve devlet dairelerinde "başörtüsü"nün serbest olması yönünde fikir beyan eden her siyasi partinin, Anayasa Mahkemesi'nden çıkacak kapatma kararını peşinen kabul etmiş sayılacağı anlaşılıyordu. (Merak etmeyin; yakında Meclis Genel Kurulu'na inecek olan Türk Ceza Yasası'nın 159 ve 312. maddelerine ilişkin "iyileştirme" tasarıları olduğu gibi yasalaşırsa, bu yönde fikir beyan etme hakkından sadece siyasi partiler değil, eli kalem tutan herkes mahrum olacak. Yani "ağzımızı kapalı tutma" hakkımızı böylece hepimiz tepe tepe kullanabileceğiz!)

"Gerekçeli Karar"a ilişkin üç yazıyı -o zaman da belirttiğim gibi- gazetelerde yer alan haberlerden hareketle yazmıştım. Hepsi hepsi birkaç sütun haberdi. Oysa şimdi artık öyle değil; bir tuğla kalınlığındaki 5 Ocak 2002 tarihli Resmi Gazete öylece önümde duruyor ve bir "roman" gibi okunmaya başlandı bile. "Roman gibi", Türkiye'de geçerli olan anayasa hukukunun 449 sayfa tutan ilginç mi ilginç romanı... Kısmet olursa, fazla gecikmeden bu "roman" üzerine üç beş yazı daha kaleme alacağım. Bir kenarda bunlar da bulunsun istiyorum. "Roman"ın hemen her bölümü ilginç; savcının iddianamesi de, karar da, davalı partinin savunması da...

Haftasonu elime Resmi Gazete'yi alarak divana uzandım ve başladım sayfaları çevirmeye. "Anayasa Mahkemesi Kararı" tabii olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın iddianamesiyle başlıyor. Daha ikinci sayfada (sayfa 175) bir dönem üzerinde çok konuşulan o ünlü ifade çıktı karşıma: "...adeta kandan başka birşeyle beslenemeyen vampirler gibi..." Aradan epeyce zaman geçtiği için hatırımdan çıkmış. Ve tutup, sanki başka işim kalmamış gibi, "Vampirler gerçekten de kandan başka birşeyle beslenmiyorlar mı?" diye düşünmeye başladım. Yok canım ne münasebet! Pek çok vampir filminden pekâla hatırlıyoruz ki, vampirler sıra "kan"a gelmeden her normal insan gibi basbayağı normal besinlerle besleniyorlardı.. 176. sayfada karşıma çıkanlar da hatırımdan çıkmış. Bu sayfada, Başsavcı'nın, o dönem cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel ve o dönem de şimdi de başbakan olan Bülent Ecevit'in "Merve olayı"na dair açıklamalarını mahkemeye belge/delil olarak sunduğunu görüyoruz. İddianame bu şahsiyetlerden sırasıyla şöyle söz ediyor: "Olay, tarafsız, içtiği andın anlamını bilen ve pekçok kamu görevlisinin aksine içtiği anda bağlı kalan Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel..."; "Olgun kişiliğiyle tanınan Başbakanımız Bülent Ecevit dahi çileden çıkmış, Meclis Kürsüsünden ve olay anında (Türkiye'de hiç kimse hanımların (...) yer değildir) demek zorunda kalmıştır." Mahkeme'nin "olay"da basbayağı taraf olan bu iki şahsiyetin olay hakkındaki görüşlerini nasıl değerlendirdiğini henüz kavrayamadım. Ancak, dönemin başbakanından "O dahi çileden çıktı" diye söz etmek doğrusu bana temelsiz bir değerlendirme olarak göründü. Nedeni basit: "O dahi"nin sırası mı; cümle âlem biliyor ki "olay"ı başlatan zaten o'nun ta kendisi!

176. sayfada yine hatırımdan çıkan ve tekrar karşılaşınca içimin "cız" ettiği bir başka şahsiyetin açıklamasıyla da karşılaştım. Hatırlayacaksınız; söz konusu şahsiyet Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi, söz konusu açıklama ise Ekşi'nin "olay" üzerine kaleme aldığı o ünlü yazı... İddianamede Ekşi'den söz ediliş biçimi de şöyle: "Daima ülkemizde özgürlüklerin genişletilmesinden yana tavır koymuş olan Oktay Ekşi..."

Kendi kendime "Bu iddianame bayağı iddialıymış!" dediğimi iyi hatırlıyorum.

İddianamede ne kadar çok gazetecinin ismi geçiyormuş... Ali Sirmen, Türker Alkan, herkes orada... İlgimi çeken bir başka isim de, Fransız sağının ünlü siyasetçilerinden Charles Pasqua. İçişleri Bakanlığı döneminde göçmen işçilere (aralarında tabii ki Türkler de var!) çektirmediği kalmayan bu sağcı da iddianamede Fazilet'e karşı!

Ve beni gerçekten (ama gerçekten) şaşırtan, hatta şoke eden bir başka isim. Bu isimle, Resmi Gazete'yi adım adım okuyup düşünmekten şimdilik vazgeçip "karıştırma"ya başladığım zaman karşılaştım. Söz konusu kişinin ismi iddianamede "Hannah Aront" olarak geçiyor. Herhalde bir dizgi yanlışı olmalı, çünkü "Hannah Arendt"ı tanıyoruz ama "Aront" adına hiçbiryerde rastlamadım. İnanabiliyor musunuz? Siyaset felsefesinin 20. yüzyıldaki bu "ana kraliçesi" Başsavcı'nın iddianamesinde! O Arendt ki, ömrünü bir toplumun "siyaset"ten vazgeçerek adam olamayacağını anlatmaya hasrettiği halde, Türkiye'de bir siyasi partinin kapatılma davasında şahit olarak gösteriliyor... Ne acı bir kader bu böyle! Aslına bakarsanız, Arendt'in iddianamede yer alması için seçilmiş sözleri bile, tek başına, bu "kader"i bozmaya yetip de artıyor bile: "Dehşetin mutlak suretle hüküm sürdüğü yerde, herşey ve herkes susmaya mahkumdur." Arendt, daha nasıl söylesin...

Sonuç olarak, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın geçen gün düzenlediği basın toplantısında Anayasa Mahkemesi'nin Fazilet Partisi'ni kapatan kararına yönelttiği eleştiriler çok yerindedir. Ve Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı sadece Kutan tarafından değil, (tekrarlıyorum) ülkedeki bütün siyasi partiler, üniversiteler, basın, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar tarafından mutlaka daha da ciddi bir analize tabi tutulmalıdır.


23 Ocak 2002
Çarşamba
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED