T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bu ülke, Fazilet Partisi'nin kapatılmasını unutacak mı?

Geçtiğimiz yıl Haziran ayında, bu ülkede bir partinin kapatıldığını ve bu partinin adının "Fazilet" olduğunu hatırlayanımız var mı acaba? Kapatıldığı gün ana muhalefet pozisyonunda bulunuyordu ve değil rejime yönelik bir eylem, adi bir suça bile iştirak etmemişti. Ne yazık ki, Fazilet Partisi'nin kapatılışı benzeri birçok haksızlık ve hukuksuzluk gibi unutuldu ve dosyası tarihin tozlu raflarına atıldı bile.

Neyse ki, "ateşin düştüğü yerden" de olsa bu hukuksuzluğu hatırlayan birisi çıktı. Kapatılan FP'den ayrılan milletvekillerinin kurduğu Saadet Partisi'nin Genel Başkanı Recai Kutan önceki gün Anayasa Mahkemesi'nin bu partiyi nasıl kapattığını son derece ayrıntılı ve mükemmel bir hukuk dersi vererek izah etti.

Bu konuda defalarca yazmış birisi olmama rağmen; itiraf edeyim, Kutan'ın ortaya koyduğu tablodan sonra dehşete düştüm.

Tamamı, internette www.sp.org.tr adresinden edilebilecek bu metin, sadece Türk siyaset ve hukuk hayatının dramatik bir öyküsü değil aynı zamanda "devlet" dediğimiz aygıt ile millet ve hukuk unsurlarının nasıl bir kural tanımazlıkla karşı karşıya getirildiğinin belgeleriyle doludur.

Bir ülkenin "Anayasa" Mahkemesi, bir partiyi kapatabilmek için "Anayasa"nın 24 maddesini birden ihlal edebiliyorsa, o ülkede hiç kimse güvende olamaz.

Anayasa Mahkemesi, FP'yi kapatma konusunda o kadar kararlı ki, davayı görüşmeden önce, partilerin odaktan kapatılmasına kesin kriterler getiren Siyasi Partiler Kanunu'nun 103. maddesinin ikinci fıkrasını iptal etti. Kutan, mahkemenin bu tutumunu, "Eee, ne yapayım Fazilet Partisi'ni başka türlü kapatamıyorum, buna mecburum" psikolojisi içinde bulunmakla tanımlıyor.

Anayasa'nın 150 ve 152. maddeleri ile 2949 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluş ve Yargılama Esasları Hakkındaki Kanun'a göre mahkemenin kendi kendine iptal davası açma yetkisi olmadığı halde dava açıp bu davayı karar bağladı. Yani Kutan'ın deyimiyle "Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin talebi üzerine, Anayasa Mahkemesi'ne açtığı davayı, Anayasa Mahkemesi'nin hakimi olarak, Anayasa Mahkemesi'nin talebine uygun bir şekilde karara bağladı"

Anayasa Mahkemesi, 1971 yılında Milli Nizam Partisi'ni, 1998 yılında Refah Partisi'ni ve 2001 yılında da Fazilet Partisi'ni kapatabilmek için da Anayasa'yı aynı şekilde ihlal etti. Ne tesadüf değil mi?

Fazilet Partisi, apaçık bir şekilde başörtüsünü ve benzeri dînî hakları savunduğu için kapatıldı. Bu konudaki kararı sözümona "gerekçe"lendiren şu cümlelere bir bakar mısınız: "Anayasa ve kanunlarda başörtüsü ile ilgili bir yasak olmamasına rağmen, Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki kararlarının eleştirildiği veya gözardı edildiği görülmüştür." (Karar, sayfa: 581)

Ne bir Anayasa hükmü, ne de bir kanun maddesi başörtüsünü yasaklıyor ama bir partinin üyeleri bunu savundukları için siyasi yasaklı oluyor ve o parti kapatılabiliyor.

Anayasa'nın 83. maddesi, "TBMM üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden dolayı sorumlu tutulamazlar" diyor, Anayasa Mahkemesi adeta bir Anayasa hükmü koyarcasına, "Bu korumadan parti tüzelkişiliğinin de yararlanması, maddenin getiriliş amacıyla bağdaşmayacağından kabul edilemez" gibi inanılmaz bir gerekçeyle dokunulmazlığı yok sayıyor. Nazlı Ilıcak'ı ve Bekir Sobacı'yı Meclis dışına atıyor.

Ardından, hakkında ileri sürülen suçtan dolayı yargılanıp beraat eden eski milletvekili Ramazan Yenidede'yi "beraat ettiği suçtan dolayı" siyasi yasaklı yapıyor. "Ve madem ki bu milletvekilleri suçludur" diyerek, koskoca bir partiyi irticai faaliyetin odağı sayıp kapatıyor.

Kapatmakla da yetinmiyor. Anayasa'nın 153. maddesindeki "kararının Resmi Gazete'de yayınlanma" hükmüne rağmen FP'nin tüzel kişiliğinin, karar açıklandığı gün bittiğini ilan ediyor.

Şimdi şu soruya dürüst bir cevap arayalım: "Anayasa Mahkemesi bu kadar açık yasa ve anayasa ihlallerini göze alarak bir partiyi nasıl kapatır?"

Bu sorunun cevabı da Türkiye Cumhuriyeti rejiminin gerçek koordinatlarının tesbiti de iki kurumun yetkililerinin, "gizli celse" ya da "gizli oturum"larda ne konuştuklarında saklıdır.

Bu kurumlardan birisi Anayasa Mahkemesi'dir. Diğerinin neresi olduğunu da herkes biliyor.


23 Ocak 2002
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED