T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İhracat sektörü çökertiliyor

4 aydan beri dövizin fiyatı düşüyor. Bu süre içinde dolar TL karşısında yaklaşık % 20 değer kaybetti. Aynı dönemde fiyatlar genel seviyesinde, yani enflasyon oranında % 20'nin üzerinde artış meydana geldi.

Reel rakamlarla ifade etmek gerekirse, son 4 aydaki TL'de meydana gelen artış % 40'ın üzerindedir.

1.650.000 TL'yi aşan döviz, 1.330.000 seviyelerine gerilemiştir.

Dövizin fiyatının düşmesinin eleştirilecek nesi var, diyenler olabilir.

Ekonomi bir dengeler manzumesidir. Dövizin fiyatının düşmesi ya da yükselmesi tek başına bir anlam ifade etmez. Makro ekonomik göstergelerdeki değişim, sistemi oluşturan diğer değişkenlerle birlikte değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır.

Dövizdeki düşüş doğal mıdır?

Dövizdeki düşüşün doğal ekonomik gelişmelerin sonucu olup-olmadığı sorusunun cevabı önemlidir.

Dövizin fiyatı da herhangi bir mal gibi arz ve talep kuralına göre belirlenir. Döviz arzı döviz talebini karşılamazsa dövizin fiyatı yükselir.

Bir ülkenin döviz gelir ve giderleri cari işlemler tablosunda izlenir. Yurt dışına çıkan sermaye ve yurt dışından gelen sermayenin sonucu ile birlikte genel dengeyi oluşturur. Sermaye hareketlerini bir tarafa bırakırsak, cari işlemlerin açık vermesi halinde döviz ihtiyacı ya mevcut döviz rezervlerinden veya yurt dışından borçlanarak karşılanır.

Ülkemizde cari işlemler dengesi genelde açıkla kapanır, fakat, fazla verdiği yıllarda olur. 2001 yılı bunlardan birisidir. Ancak, 2001 yılında da yoğun sermaye çıkışı yaşanmıştır. Yani genel denge açık vermiştir.

Cari işlemler dengesinin açık vermesinin nedeni dış ticaretimizin açık vermesidir. Yurt dışından satın aldığımız mallar için ödediğimiz döviz miktarı, yurt dışına sattığımız mallar nedeniyle tahsil ettiğimiz döviz miktarından çok fazladır. Dış ticaret açığımızın 20 milyar doları aştığı yıllar olmuştur. Bu açığın bir kısmı turizm gelirleri ve işçi dövizleri ile kapatılır, ancak sıfırlanmaz.

Bu hesaba, 1990'lı yıllardan itibaren yoğun olarak uygulanan borçlanmaya dayalı sıcak para politikası nedeniyle yurt dışına çıkan dövizi de ilave ettiğinizde açık daha da büyümektedir.

Döviz açığı yurt dışından borçlanarak karşılanmış ve dış borç miktarı sürekli yükselen bir trend içinde olmuştur. Artan dış borç ve finansmanı için uygulanan yöntemler ülkemiz ekonomisindeki istikrarsızlığın temel nedenidir. Aynı zamanda milyarlarca dolarlık kaynağın yurt dışına çıkışının da aracı haline gelmiştir.

Cari işlemlerin dengede olması yeterli değildir, bir de mevcut dış borçların ödenmesi problemi mevcuttur. Cari işlemler dengesi fazla vermeden borçların geri ödemesi yapılamaz.

2001 yılında cari işlemler dengesinin fazla vermesi yüksek oranlı devalüasyondan kaynaklanmaktadır. Hem ekonomideki daralma ve hem de dövizin fiyatındaki yükseliş ithalatın % 25 oranında azalmasına yol açmış, beklentilerin altında olsa da ihracattaki % 13'lük artış dış ticaret dengesindeki açığı küçültmüş ve cari işlemlerin fazla vermesini sağlamıştır.

Dövizdeki düşüşün 2001 yılındaki cari işlemler fazlalığından kaynaklanmış olma ihtimali söz konusu bile değildir. Zira aynı dönemde 15 milyar dolar civarında net sermaye çıkışı yaşanmıştır. Bunun neredeyse tamamına yakını kısa vadeli yabancı sermayedir. Yani genel denge yine açık vermiştir.

Dövizin fiyatındaki düşüşün bilimsel bir gerekçesi yoktur. Dövizin fiyatını kontrol etmekte zorlanan Kemal Derviş, İMF'nin desteğinden sonra, basını da arkasına alarak dövizin fiyatını aşağıya çekmektedir. Aslında Kemal Derviş misyonuna uygun hareket etmektedir.

Kim kazançlı?

Dövizdeki düşüşten, borsa ve kamu kağıdından çıkıp dövize dönenler ve döviz borcu olanlar kazançlı çıkmaktadır.

Dövizin fiyatı düşerken borsa endeksinin yükselmesi beklenir. Son günlerde hem döviz ve hem de borsa endeksi iniştedir. Borsa endeksi 15.000'lerden 12.500'lere ve dolar da 1.650.000 liradan 1.330.000 liraya gerilemiştir.

Borsadan çıkan para dövize yönelmektedir. Birileri döviz toplamakla meşguldür.

Şöyle bir soru akla gelebilir: Borsadan çıkan para dövize yöneliyorsa, artan talep dövizin fiyatı neden yükseltmiyor? Cevap açık: Döviz piyasası manipüle ediliyor. Piyasaya fiktif satıcılar giriyor ve büyük miktarda satış teklifinde bulunuyorlar. Bunun karşısına yine fiktif alıcılar çıkıyor, satış teklifinin altında bir miktarla alış talebinde bulunuyorlar. Döviz piyasasında fiktif arz fazlası oluşuyor. Bu durum döviz fiyatının düşmesine neden oluyor. Gerçek alıcılar ise gerçek satıcılardan gerçek dövizleri topluyor.

Birileri eğer, 4 ay önce, yani doların fiyatı 1.650.000 lira iken, dövizin 1.330.000'lere kadar düşeceği bilgisine sahip olsaydı çok büyük paralar kazanırdı. Örneğin, dövizle borçlanır, TL'ye dönüştürür, bankada mevduat yapar, bugünlerde de tekrar dolara çevirir ve borcunu kapatırdı. Bu şekilde yüzlerce milyon dolar, hatta milyarlarca dolar kazanma imkanı olurdu.

Türkiye'de bu bilginin birilerine aktarılmış olduğuna inanıyorum. Zira, bu tür hadiseler ilk kez olmuyor.

İhracata darbe

Dövizin düşüş en büyük darbeyi ihracat sektörüne vuruyor. Doların 1.600.000 lira olduğu tarihte sipariş alan ihracatçı bugünkü kurdan tahsilat yaptığında zarar ediyor.

İhracat ülke ekonomisinin önünün açılması için en büyük araçtır.

İhracat demek döviz demektir, daha çok üretim demektir, daha çok istihdam ve iş imkanı demektir. Bu politikada ısrar edilirse ulusal üretim azalacak, işsizlik daha da büyüyecek, GSYİH düşecek, ihracat için üretim yapan birçok fabrika kapanacak, ithalat ve ithalattan geçinenlerin milli gelirden aldığı pay azalacaktır.

Önümüzdeki günlerde ihracattaki artış yavaşlamaya ve ithalat ise ivme kazanmaya başlayacak. Dış ticaret açığı ve cari işlemler açığı büyüyecek. Nitekim İMF'ye verilen niyet mektubunda 2002 yılında cari işlemlerin açıkla kapanacağı tahmin edilmektedir.

Baskı altına alınmış döviz politikası yüksek reel faiz ödenmesine yol açan sıcak para politikasının uygulanmasına da imkan sağlayacaktır. Bu yolla da ülke dışına döviz çıkışı olacaktır.

Sonuçta döviz açığı büyüyecek, talep baskısı dövizin fiyatını patlatacak, geçen yıl Şubat ayındaki krizden daha kötüsünü yaşayacağız. 1994 ve 2001 yıllarındaki filmi yeniden seyredeceğiz. Ülke kaybedecek, büyük çoğunluk kaybedecek. Üç-beş kişi sefasını sürecek.


23 Ocak 2002
Çarşamba
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED