T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
'Biz adam oluruz'

159'un nasıl uygulandığını görmek isteyen Güngör Uras'ın da bu maddeden yargılandığına, 312'nin nasıl uygulandığını görmek isteyen Cihan Aktaş'ın kitabının bu maddeye dayanarak toplatılmasına, başörtüsü yasağının nasıl dramatik hale geldiğini görmek isteyen İHL'li Esma Sağ'ın aldığı cezaya ve bu ülkede siyasetin hangi şartlarda yapıldığını görmek isteyen Adalet Bakanı Sayın H. Sami Türk'ün konumuna baksın...

Biraz açalım.

Günlük siyasi yazılar yazan ve ülkedeki sancılı yapıyı eleştiren yazarlar-siyasetçiler için soruşturma, dava, mahkumiyet son derece normal. Böyle gelmiş bu iş. Özal ne demişti: "Siyasetçinin bir bayramlık, bir de idamlık gömleği olur." Siyasetin kuralı bu, bu ülkede. Ama iktisat yazan, üstelik olabildiğince zarif bir üslup tutturan bir insanın 159'luk bir davaya konu olması, ya o maddenin alabildiğine çarpık kullanıldığına, ya da ülkenin en terbiyeli insana bile "Çıkar ağzından baklayı" denebilecek bir savrulma içine girdiğine işaret eder. Milliyet yazarı Güngör Uras, benim yazılarını zevkle okuduğum ve zarafetini hep takdir ettiğim bir insan. İşe bakın ki siz, önceki günkü (29 Ocak) yazısından öğrendiğimize göre, onun hakkında da 159'dan yani "devletin ....kuvvetlerini tahkir ve tezyif"ten dâvâ açılmış. Bereket yargılanıp, beraat etmiş. İşin dramatik boyutunu sergilemesi açısından sütunundan birkaç satırı almak istiyorum:

"Bu dâvâya kadar mahkeme nedir bilmezdim. Hayatım altüst oldu. Yazdığım her yazıdan kuşku duyuyorum. Asker, ordu, savunma gibi konulara değinmek korku vermeye başladı. Yurt dışındaki toplantılara çağırıyorlar. "Acaba yurt dışına çıkışım yasaklanır mı? Çıksam kaçtı derler mi?" diyerek çekiniyorum......Ama beraatime bile sevinemedim. hâlâ bu dâvânın etkisi altındayım."

Nasıl? Dâvâ açanlar amaçlarına ulaşmışlar mı? Biz adam olur muyuz?

Cihan Aktaş'ın "Bacıdan Bayana" isimli kitabı toplatılmış. Karar 312'den alınmış. "...Kin ve düşmanılğa tahrik..." etmekteymiş kitap halkı... Şaşırmamak elde değil. Halk nerde, kin-düşmanlık nerde, tahrik nerde? Kitap, Cihan Aktaş'ın "İslami camia"ya yönelik içerden ve içten bir eleştirisi niteliğinde... İran'daki uygulama "Siyah Yorgunluğu" diye girmiş kitaba. Bu yazıdan daha önce bu sütunda bahsetmiştim. Siyah çarşaf sembolüyle, İran'da kadına yönelik uygulamanın, İranlı kadında oluşturduğu ruhi yorgunluğu tahlil ediyordu. "Bacıdan Bayan"a da bir bakış tarzı değişimini ele alıyor İslâmî camianın erkeklerinde... Buradan nasıl çıkar kin ve düşmanlık anlamak mümkün değil. Aksine bu yönde, son zamanlarda yoğunlaşan eserler, daha çok özeleştiri niteliği taşıyor ve kadına bakıştaki tutarsızlıkları, yanlışlıkları gündeme getirerek bir zihni gelişimin yolunu açıyor.

312'nin elinin buralara kadar uzanması özgür düşünce adına çok manidar.

Evet çook! Biz adam oluruz vesselam!

Ya Esma'cık için ne dersiniz? Hani şu, Güngören İHL'de okuyan, son sınıfa kadar başörtülü gelen, her karnede takdirnameler getiren Esma Sağ. Karne almadan tasdikname almış okuldan. Dört yıldan beri başörtülü okuduğu okulu, son sınıfta başörtüsü ile geldiği için atmış onu... Bir kızımız intihar eder, bir kızımız lolita yarışmasında birinci olur, birisi başörtüsü sebebiyle okuldan atılır, birisi okuyabilmek için yurt dışına gitmek zorunda kalır...

Evet evet, biz kesin adam oluruz!

Adalet Bakanı Sayın Prof. Dr. Hikmet Sami Türk bu ümidimizi daha da pekiştiriyor. 312 için bakın ne söylemiş:

"Bu, benim gönlümdeki tasarı değil, gönlümde daha fazlası var. Ama bu haliyle hükümet mutabakatını savunmak zorundayım. Siyaset 'ya hep ya hiç' değildir. Siyaset ancak gerçekleştirebileceklerinizi yapabileceğiniz bir alandır." (Murat Yetkin, Radikal, 30 ocak 2002)

Bir bilim adamı Sayın Türk. İnsan hakları, özgürlükler, hukuk devleti konusunda duyarlı bir insan. Ama gelin görün ki, hukuk devleti, insan hakları, özgürlükler konusunda inanmadığı bir çerçeveyi savunmayı "siyaset icabı" sayacak kadar da gerçekçi!! "Ya hep ya hiç" olmazmış siyasette... Siyaseti öğreniyoruz sayelerinde... "312'nin zorlamak suretiyle 163 yerine kullanıldığı" gerçeğini de kendilerinden öğrenmiştik. Cihan Aktaş'ın kitabı hangi maddeden toplatılacak veya yargılanacakken o madde olmadığı için 312'ye girdi bilmiyoruz, ama şimdi madde muhtevasına giren "olasılık"la Orhan Pamuk'un Kar'ı da 312'lik hale gelirse şaşırmamamız lazım. Nasıl o siyaset icabı inanmadığı şeyleri savunmak zorunda kalıyorsa, bizler de bu ülkede yaşıyor olmamızın sonucu, böyle şaşırtıcı şeylere alışkın olmamız lazım. Adam olmanın yolu bu ne de olsa...

Sözü toparlarsak, Güngör Uras'a 159'dan dava açmak, en zarif insanlar bile bu madde kapsamına girebilir anlamına geliyor.

Cihan Aktaş'ın "Bacıdan Bayana" isimli kitabını 312'den toplatmak, yazı yazıp konuşma yaparken 312'nin kapsamının en akla gelmez alanlara bile uzanabileceği ihtimalini gözden uzak tutmamayı ihtar ediyor.

Esma Sağ'ın okuldan ihracı, Türkiye'de milli eğitim adı altında gençleri seven bir kurumun varlığından şüpheye düşürüyor insanı... Çok mu zayıf söyledim? Ne yaparsınız 159 ve 312 var!

Ve Adalet Bakanı'nın tavrı, bu ülkede iyi şeylerin olabileceği noktasında siyasete yönelik ümitleri Kaf Dağı'nın arkasına atıyor! Kürsü sahibi bir bilim adamı bile siyasete girince, hesapların içinde kaybolursa kimden ne bekleyeceksiniz? Bu da sert mi oldu? Olsun, hiç olmazsa onun 159'dan dava açmayacağından ümitlenebilirim.

Son söz: İster inanın, ister inanmayın biz adam olacağız!


31 Ocak 2002
Perşembe
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED