T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

202 milyon
neyinize yetmiyor?

Sinema Oyuncuları Derneği (SODER)'nin çiçeği burnunda başkanı Yusuf Sezgin, yapılan her filmin ardındaki başarının Yeşilçam'a ait olduğunu söylüyor. Çiçeği burnunda olsa da 15 yıldır derneğin pek çok kademesinde hizmet veren başkan Sezgin, zaman zaman ekonomik sıkıntılarıyla gündeme gelen emektar oyuncuların bu davranışını ise kınıyor. S ezgin, 202 milyon maaş, tedavi, yakacak ve yiyecek yardımı aldıkları halde, bazı emekli oyuncuların bu konudaki şikayetlerini haksız buluyor.

SODER'de öncelikle hedeflediğiniz bir konu var mı? Neler yapacaksınız?

Bizim şu anda hayati derecede önem taşıyan bir konumuz yok. Varolan hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Oyuncuların sosyal hakları ile uğraşıyoruz. Zaten üyelerimizin tümü SSK'dan emeklidir. Ve tümü de SODER'in çabalarıyla emekli edildi. Tonlarla yakacak, yiyecek yardımı yapıyoruz. Vefat eden üyelerimizle ilgileniyoruz.

Siz pembe bir tablo çizdiğiniz halde nasıl oluyor da, eski Yeşilçam emektarlarının çektiği ekonomik sıkıntılarla ilgili haberler gündeme gelebiliyor?

Herhalde onların bağlı oldukları kurumlar yeterince ilgilenmiyordur, diye düşünüyorum. Bakın bizim her üyemiz aylık 202 milyon emekli maaşı alıyor. Ayrıca bütün tedavileri karşılanıyor. Artı çocukları da bundan faydalanıyor. Bu bir çare değil mi? Ekonomik kriz nedeniyle üyelerimize yakacak, yiyecek yardımı da yapılıyor.

Peki ama mesela Sami Hazinses olayı...

Biz Sami Hazinses'e katılamıyoruz, artı bu olayı da kınadığımızı belirtmek istiyorum. Hem emeklidir kendisi, hem de Kültür Bakanlığı kanalıyla yardım almıştır. Biz ona huzur evi dahil pek çok alternatif sunduk. Ama sanırım unutkanlık gibi bazı sıkıntılarından dolayı medyaya çıkıp öyle konuştu.

Kaç üyeniz var ve yardıma muhtaç olanların oranı ne ?

Bizim 125 üyemiz var. Bu şekilde yardıma muhtaç olanlar, 15 kişiyi geçmez. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit gibi isimler de üyelerimiz, ama diğer yardımcı oyuncu dediğimiz emektar arkadaşlarımız da var. Zaten yardıma muhtaç olanlar da bu arkadaşlar içinde var. Özellikle belirtmek istiyorum: Biz iş ve işçi bulma kurumu değiliz.

HAR VURUP HARMAN SAVURDUK

Türk sinemasının Sivori lakaplı yardımcı erkek oyuncusu Necdet Kökeş, günümüzde ekonomik sıkıntılarla mücadele eden Yeşilçam'ın emektar oyuncuları arasında yeralıyor. Ancak Kökeş bazılarının aksine, içinde bulunduğu durumdan sadece kendisini sorumlu tutuyor. 'Battal Gazi' serisi, 'Bu Şehrin Belalısı', 'Bak Yeşil Yeşil' gibi yüzlerce filmde rol alan emektar oyuncu, "Zamanında çok para kazandım. Ama ileriyi göremedik. Bütün birikimlerimizi içkiye, kumara verdik. Har vurup harman savurduk anlayacağınız" diyor.

İbret alsınlar

Şu anda 202 milyonluk emekli maaşı ve SODER'den aldığı yardımlarla geçinen Kökeş, rol aldığı onca filme rağmen bir eve dahi sahip olamadığı için hayatını Beyoğlu'nda bir otelde kalarak sürdürüyor.

İçinde bulunduğu ekonomik sıkıntıdan dolayı, ne devleti, ne Türk sinemasını, ne de bağlı olduğu derneği suçlayan Necdet Kökeş, "Kendim ettim, kendim buldum" diyerek özeleştiride bulunuyor.

"Yılda 300 filmin çekildiği bir dönemden, ancak 10 filmin çekilebildiği günümüze geldik. Türk sineması zamanında bana çok kazandırdı. Bu günleri o zaman kestiremedik" diyen Kökeş, bütün birikimlerini har vurup harman savurarak ortada kaldığını belirtmekten çekinmiyor.

Genç oyunculara da uyarıda bulunan Kökeş şöyle diyor: "Gençlere tavsiyem, bizim düştüğümüz tuzağa düşmesinler. Geleceği iyi düşünsünler. Kazanımlarını savurmasınlar. Hele alkol, kumar ve sigaraya hiç yaklaşmasınlar. Çünkü üçü de her şeyi bozuyor. Önce tatlı pembe gelebilir insana, ama işin sonuna bunların bir katkısı yok. Hep zarar veriyorlar. Eğer bunlara yaklaşmazsalar sonları iyi olur."

BAŞARI YEŞİLÇAM'IN!

Gelelim sinemaya. SODER Türk sinemasının gidişatını nasıl görüyor ?

Türk sineması büyük bir aşama yapmıştır. 2000'de 15 olan film sayısı 2002'de 25'e çıkmıştır. Bu Türk sinemasının ne kadar güçlendiğini gösteriyor. Kaliteli filmler yapılıyor. Türk sineması tekrar gündeme geliyor. Büyük maliyetlerle filmler yapılıyor. Geçmişteki siyah beyaz Türk filmleri de Tv'lerde keyifle izleniyor.

Son zamanlarda kaliteli filmler yapıldığı doğru. Ama sinema eleştirmenleri bunları "Yeşilçam'ın değil de, onun dışında faaliyet gösteren, bir takım insanların bireysel gayret ve başarısı" olarak görüyor...

Yeşilçam dışında film çevirip başarılı olanlar kaç kişi ki? Yılmaz Erdoğan sinemaya ilgi duyup film yaptıysa bunu başka şeylere yormanın ne anlamı var?! Şener Şen sinema kökenli değil mi? Yeşilçam sadece özel televizyonların ilk çıktığı dönemde bir sarsıntı geçirdi, onun dışında hep başarılıydı. Geçmişte olduğu gibi bundan sonra da böyle başarılı olacaktır.

 
Mandolini film yaptılar!
Louis de Bernieres'in romanından sinemaya uyarlanan Yüzbaşı Corelli'nin Mandolini'nde Nicolas Cage ve Penelope Cruz başrollerde.
ANNEM DENİZİ İLK KEZ ELLİSİNDE GÖRDÜ
Konya Devlet Tiyatrosu yeni yıla günümüz Fransız tiyatrosunun önde gelen oyuncularından Denise Chalem'in yazdığı, Esen Özman'ın dilimize çevirdiği "Annem Denizi İlk Kez Ellisinde Gördü" adlı oyunla girdi. İstanbul Devlet Tiyatrosu (İDT) sanatçılarından Nur Subaşı'nın sahneye taşıdığı oyunda, Gılman Kahyaoğlu Peremeci, Güldeniz Aytutuldu ve küçük oyuncu Tuğçe Eryılmaz rol alıyorlar. Genç yaşta annesini yitiren bir kızın, kendisiyle ve geçmişiyle giriştiği hesaplaşmanın buruk öyküsünün anlatıldığı oyun temelde iki kişi üstüne kurulmuş bir piyes. 50 yaşındaki çalışan anne ile 25 yaşında öğretmen olan kız oyunun baş kahramanları. Anne geleneksel özelliklere sahip bir kişilik arz ediyor. Anaç tavrı, kızı üstündeki "baskıcı" tutumu, sergilediği bağlılık, yaşadığı ailevi düş kırıklıkları, kapalı iç dünyası, yaşam mücadelesi ön planda. Kızı ise, onun üstüne bu kadar fazla düşmesinden sıkılmış ve biraz dik kafalı bir tutum sergiliyor. Ev içi gündelik yaşam onu bunaltmış, dışarı açılma isteği taşıyor. Ancak bütün bunlar oyunda, annenin ölümünden sonra kızın anılarını canlandırması şeklinde veriliyor. Kız, onunla yaşadıklarını ve ilişkilerini anlatan bir şiir yazarken bir yandan da yazdıklarına ilişkin olaylar sahnede canlandırılıyor.
İslam düşüncesi Divan'da
Bilim ve Sanat Vakfı'nın İlmi Araştırmalar Dergisi Divan'ın son sayısı İslam düşünce geleneğinin genel düşünce tarihi içindeki süreklilik unsurları ile genel insanlık birikimi ile olan irtibatını geniş bir şekilde ele alıyor. Bu amaçla Harun Anay'ın "Çağdaş Arap düşüncesi üzerine" isimli makalesiyle konuya giriliyor. Anay makalesinde, Arap düşüncesi örneğinde İslam düşünce birikiminin modernite ile yüzleşmesinin çarpıcı bir muhabesini yaparken, hem modern Arap düşüncesinin bir haritasını sunuyor, hem de modern Türk ve Arap düşünceleri arasındaki geçişkenlikleri ve etkileşimleri vermek suretiyle bütüncül bir modern İslam düşüncesi tahlilinin ana unsurlarını ortaya koyuyor. Pek çok önemli makalenin yanısıra "Yitirilmiş hikmeti ararken: İslam felsefesinin günümüzdeki anlamı" başlıklı yazısında İlhan Kutluer ise, İslam düşüncesinin yeniden teşekkül girişimine olan ihtiyacına vurgu yapıyor. Divan/Tel: 0 212 528 22 22
31 Ocak 2002
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED