|
|
|
|
Biri 1910, diğeri 1923 yılında kuruldu. Süper ligin eski kulüplerinden ikisi Pazar günü Ankara'da karşı karşıya gelecek. Ankaragücü hedefini UEFA kupasına çevirdi. Yani Süper ligdeki hedefini büyülttü. Esasında geç kalan bir hedef, ama olsun, henüz ipin ucu kaçmamış durumda. Herşeyden önce, fikstür avantajı var. Bu avantajı kullanırsa, Milyon Dolar saçan Fenerbahçe'nin üzerine rahatlıkla çıkabilir. Diğer Ankara takımı ise Gençlerbirliği, ilk yarının bitiminde iyi görüntü veremiyordu. Ama Bursaspor maçından aldığı 3 puanla, önce küme düşme çizgisinin üzerine çıktı, şimdilerde de daha üstlere tırmanmanın heyecanı içinde. Ankara futbolunu Süper ligde temsil eden bu iki takımın son haftalardaki görüntüsü mükemmel. Bu mükemmelliği de Pazar günkü maça taşımak için harıl harıl çalışıyorlar. Klasik düşünce ile bu maçı "kim iyi olursa, O kazansın" dedikten, başka bir konuyu taraftar konusuna getireceğim. Gençlerbirliği seyircisi "hırçın" değil. Zaten bir avuç kadar taraftarı var. Bunun ötesinde Ankaragücü taraftarları ise, geçen sezona kadar "hırçınlığı" ile dikkat çekiyordu. Sarı-Lacivertli taraftarlar "hırçın" ve "kavgacı" idi. Ancak, bu sezonun başından beri o "hırçınlığı" bir kenara bırakılıp, sadece takımını teşvik eden, yenildiğinde dahi futbolcuları kucaklayan bir yapıya büründüler. Pazar günkü maçta iki takımın taraftarı bu konuda son sınavlarını verecek. Ben bu sınavdan iki takım taraftarının, başkalarına örnek olacak şekilde, başarı ile çıkacakları görüşündeyim. Bunun ötesinde, sahanın sahibi görünen Gençlerbirliği yönetimi, maçı izleyecek bayanlarla çocuklardan bilet ücreti almayacağını ilan etti. Bu olumlu hava, Pazar günü sergilenirse, Ankara'nın güzelliğine güzellik katacak. Hem de, "hırçınlıktan" başka birşey düşünmeyen bazı asırlık kulüplerimizin taraftarlarına örnek olacak. Onun için, Ankaralılar bu fırsatı değerlendirmeli.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |