T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
MGK, Erdoğan ve militan demokrasi

Bazı gazeteciler Tayyip Erdoğan'ın Amerika'da başarısız kaldığı inancında. Ağzıyla kuş mu tutacak? Yoksa denizin üzerinden mi yürüyecek?

Mamafih denizin üzerinden yürüse bile, "Neden sekerek geçmedi" diye eleştirir bu basın onu.

Gelin görün ki, Türk milleti farklı bakıyor Tayyip Erdoğan olayına. Zaten, ABD'nin Erdoğan'a ilgisi de, halkın desteğinden kaynaklanıyor.

ANAP anketinde AKP

Yoksul kitleler, Tayyip Erdoğan'ı, kendilerine yakın görüp sahipleniyor. 1970'lerin 'Karaoğlan'ından sonra, böyle bir lider ilk defa çıkıyor meydana. Düzenin değişmesini isteyenler onun peşine takılmış gidiyor. O da "Çaresizlerin çaresi, kimsesizlerin kimsesi" olacağı mesajını veriyor.

Bütün kamuoyu araştırmalarında bu yüzden AK Parti birinci.

Geçen gün, Hasan Cemal'in sütununda yayınlandı ANAP'ın düzenlediği bir anket. Buna göre AK Parti'nin oy oranı % 23.9. Onu, % 9.4 ile CHP takip ediyor. DYP % 8, ANAP % 7.2, MHP % 6.8, DSP % 5.4, HADEP % 4.6, SP % 3, BBP % 1.6, Oy vermem % 10.8, Boş oy % 14.3, Diğer % 5 (26 Ocak 2002 Milliyet)

AK Parti, her 4 kişiden birinin oyunu alıyor. "Oy vermem" ve "Boş oy atarım" diyenler yüz rakamından düşüldüğünde, sonuçta % 23.9'luk oran, daha da yüksek olarak sonuca yansıyacaktır.

Amerika tabiî ki Kemal Derviş'i Tayyip Erdoğan'a tercih eder. Lisan bilmeyen bir Erdoğan, elbette kendisini anlatmakta güçlük çeker. Ama sonuçta kararı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları vermeyecek mi?

Erdoğan'ın seyahatini icazet alma gayreti gibi görmemek lazım. Dünya siyasetinin şekillendiği bir merkez, gözardı edilemez. Özellikle, AK Parti ve liderini karalama mekanizması son hızıyla çalışırken, Erdoğan ve arkadaşlarının birinci elden kendilerini tanıtmaya çalışmaları bence çok normal.

MGK Kararı

Milli Güvenlik Kurulu'nun, "Kürtçe eğitim talepleri bölücülüktür" açıklamasını yaptığı gün, Tayyip Erdoğan'ın kendisine yöneltilen soruları cevaplandırırken "Ülke bütünlüğünü ve resmi dil olarak Türkçeyi korumak kaydıyla", Kürt dilinde TV yayınına ve seçmeli eğitime yeşil ışık yakması, hoş bir tesadüf.

İşte düzenin değişeceğinin işaretlerinden biri böylece verilmiş oldu. Tayyip Erdoğan'ın bu açık sözlülüğü, onun genel cevaplar verip dinleyicileri tatmin etmediği iddiaları ile de çelişiyor. Erdoğan, Kürt kökenli vatandaşlarımıza karşı kesin bir taahhüde giriyor: AK Parti iktidar olursa, kültürel kimliklerin muhafazası yolunda adım atılacaktır.

Peki, acaba Kürtçe eğitimi bölücülük ile eşdeğer ad'eden tesbit doğru mu?

Ülke bütünlüğü ancak, Kürt kimliğini red'eden asimilasyoncu politikalarla mı sağlanır?

Kimlik bunalımı

Fransa veyahut İtalya gibi ülkeler, bütünlüğü muhafaza etmek ve ulus-devleti sağlam temeller üzerinde kurabilmek amacıyla, özellikle dil konusunda işi sıkı tuttular. Resmi lisanlarını yaygınlaştırdılar, diğer "dillere/lehçelere" izin vermediler. Türkiye de benzer bir süreçten geçti.

Ama geldiğimiz bu noktada, dünyadaki gelişmeleri de dikkate alarak, bir tavır değişikliğine gidilmesi gerekmez mi? Bir yandan PKK ile HADEP, bir yandan onların yarattığı/yönlendirdiği olaylara devletin gösterdiği aşırı tepki, ülkemizin güneydoğusunda kimlik arayışının derinleşmesine yol açtı. Seçimlerde, güneydoğu illerinde yaşayan vatandaşların büyük çoğunluğunun HADEP'e oy vermesi normal mi? Bu oylar, aslında bir çığlıktır. Diğer siyasi partiler o yöreden büyük ölçüde tasfiye oluyor.

Bence MGK, Kürtçe eğitim taleplerini bölücülük ile eşdeğer tutmadan önce, oturup bunun sebeplerini düşünmeliydi.

Sebep sadece ekonomik çöküntü değil. Ekonomik çöküntü, her türlü perişanlığı ona katlayan bir faktör. Ama, dışardan, içerden yara kaşınıyor bile olsa, bir kimlik bunalımı yaşandığını görmezden gelemeyiz.

Kürtçe eğitim veyahut Kürt dilinde televizyon taleplerinin, siyasi bir zemine çekilmeden, uzun tartışmalara konu edilmeden süratle karşılanması gerektiğine inanıyoruz.

MGK desteğindeki hükümetin, olayları polisiye gözlüklerle görmesi, insanlara kolayca "bölücü" damgasını yapıştırması, sadece HADEP'in oyunu birkaç puan arttırmaya, Türkiye'yi de Avrupa Birliği'nden birkaç adım daha uzaklaştırmaya yarar.

Tehlikelere karşı

Kendisini savunan bir demokrasi, bir başka ifade ile "militan demokrasi", işin ucu kaçınca, demokratik olma vasfını kaybediyor. Ortada sadece boş bir militanlık kalıyor.

11 Eylül'den hareketle 28 Şubat'a varamazsınız. Çünkü 11 Eylül bir terör eylemidir. ABD, yurt dışından gelen terörist saldırıya karşı, savunma refleksini çalıştırarak kendisini korumaya yönelmiştir. Demokrasiyle bağdaşmayan kararları, savaş psikolojisi içinde almıştır.

28 Şubat ise, -dış düşmanı değil- İmam Hatipler'i, başörtüsünü, seçilmiş bir iktidarı siyasi partileri ezip geçmiştir...

İrticaya karşı olmak başka başörtülülerin üniversitelerde okumasını engellemek başka.

Hatalı bir laiklik tarifinden yola çıkarsanız varacağınız nokta faşizmdir, zulümdür, baskıdır.

Hatalı tarif

Eski Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, "Militan Atatürkçülük" kitabında laiklik ilkesini sadece devletin değil, toplumun da dinden arındırılması olarak tarif ediyor:

"Laikliğin, sosyal açıdan işlevi, dini, toplumu etkileyen bir öğe olmaktan çıkarıp, kişisel niteliğe büründürmesidir. Laikliğin bu yanı, çağdaşlık aşamasına ulaştırır." (s. 329)

"Genellikle, kabul gören bir yaklaşımla laiklik, insanı ahiretle ilgilenmekten, yani ibadete yönelik eyleminden alakoymaz. Ancak din ile ilgilenmenin, dünya yaşamını etkilememesini ve yönlendirmemesini öngörür." (s. 331)

Hatalı laiklik tarifleri yüzünden başörtülü kızlar irtica ile eşdeğer tutuluyor. Dinin görünür olması bu gibilerin zihninde, irticaın yaygınlaştığı ve devleti tehdit ettiği korkusunu yaratıyor. O zaman, başörtüsünü savunmak 312'lik suç haline gelip parti kapattırabiliyor.

Vural Savaş, "İrtica, yakın tehlike değil, yaşanan tehlike" diyebiliyor. Çare, tarifleri doğru olarak ortaya koymaktır.

"Başörtüsü=irtica"; "Kürt dilinde eğitim=bölücülük" derseniz, cadı avında önce sağduyunuzu, arkasından da demokrasiyi kaybedersiniz.


31 Ocak 2002
Perşembe
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED