T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"İçime öyle doğuyor..."

Nota bilmeden nasıl beste yaptığını soranlara Yıldız Tilbe "Bilmiyorum, içime öyle doğuyor" diye cevap veriyormuş (Hürriyet Cumartesi, 15 Aralık 2001, s. 3).

Aslında, bu durum yalnızca ona mahsus değil: nota bilmeden beste yapan başka sanatçılar da var. Hem de pek çok.. Üstad Saadettin Kaynak da bestelerini nota bilmeden yapıyordu. Notayı sonradan, beste yapmak için değil, fakat yaptığı besteleri muhafaza edebilmek için öğrenmiş. Yıldızının parladığı yıllarda devlet radyolarına sokulmayan ama ölümünden sonra eserleri devlet radyosunun koro ve solo repertuvarlarında yer alan hüzzam meftunu bestekâr Abdullah Yüce de, öteki pek çok meslektaşı gibi, nota bilmeyenlerin safında yer alıyordu. Gene son dönem müziğimizin vazgeçilmezleri arasında bulunan Tamburi Ali Efendi, Fehmi Tokay, Suphi Ziya Özbekkan, Bimen Şen, Semahat Özdenses (şaşılası bir durum ama) nota bilmeyenlerden..

Nota bilmek, beste yapmanın şartı değil. Beste yapmak, zihninde âhenkli sesler, melodiler, ritimler oluşturabilme yeteneği (dehası) ile ilgili. Nota bilmek beste yapabilmenin şartı olsaydı veya her nota bilen beste yapabilseydi, bütün müzik öğretmenlerinin, müzik bilginlerinin de beste yapması beklenirdi. Müziğin ilmi ile beste yapmak suretiyle müziğe katkı sağlamak farklı alanların konusu.

Bu durum sanatın öteki alanları (resim, heykel vb.) için geçerli olduğu kadar, edebiyat için de geçerlidir. Edebî ürünler meydana getirenlerin arasında acaba kaçının doğru dürüst bir edebiyat bilgisi olduğu bir soru konusudur. Nasıl konservatuvardan mezun olanların illâ da beste yapması gerekmiyorsa, edebiyat tahsil edenlerin de şiir, öykü, roman vb. yazması gerekmiyor.

Bizim edebiyatımızda Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Falih Rıfkı, Refik Halit, Yakup Kadri, Peyami Safa, Memduh Şevket, Sait Faik, Melih Cevdet, Orhan Veli, Oktay Akbal, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve daha niceleri yüksek tahsil imkânını bulamamışların arasında yer alıyor. Bu isimlerin bir kısmı yalnızca ilkokul mezunu olduğu gibi bazıları liseden terk..

Edebiyat alanında ürün (şiir, öykü, roman) verebilmek için de edebiyat tahsil etmenin gerekmediği belli. Başka alanlarda tahsili olup da şair ve edip olarak ün yapmış olanların sayısı, doğrudan edebiyat tahsili yapmış olanlardan daha çok. Veya edebiyat tahsili yapanların oranı, şair ve edip olmak için, öteki alanlara mensup olanlardan daha fazla değil.

Şiir, öykü vb. ürünler meydana getirmek için de, bestekârlıkta olduğu gibi, gerekli olan, yalnızca zihninde imgesel dünyalar kurabilmektir. Zihninde böylesi yeteneği bulunmayan birine tahsil görmenin yararı olmaz. Tahsil görmek, hiç kuşku yok ki, disiplinli düşünebilmenin yolunu açar; ibda edici yeteneğin gelişmesini ve kavileşmesini sağlayabilir, ancak tek başına yeterli olmaz.


31 Ocak 2002
Perşembe
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED