T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

A K T Ü E L

Bir bayram böyle geçti

Alışık olduğumuz görüntülerin ötesinde 'karaborsaya düşmüş kurbanlar' bu kurbanın en ilginç gelişmesi olarak hafızalarımda yer etti. Bunun etkisini gelecek kurban da da hissedeceğiz gibi...

Yavaş yavaş "geçmiş bayramın mübarek olsun" cümlelerini kurduğumuz şu anda aklımıza "bayramımız nasıl geçti?" sorusu geliyor. İki bayram arası yapılması adetten ertelediğimiz hangi işimizi yapabileceğiz? Yoksulluğun kol gezdiği bir ülkede bir bayram nasıl geçirilirse öyle geçti bayramımız.

Geçmiş bayramlardan edindiğimiz çoğu alışkanlıklarımızdan uzak bir bayram geçirdik. Mesela çocuklarımıza öyle içimize sindirirek özene bezene bayramlık alamadık. Babadan dededen bayram kesmeyi adet haline getiren binlerce kişi kurban kesemedi. Kurban kesmek isteyen kurban bulamadı. Her yıl büyük şehirlerde bedava yapılan toplu ulaşım bu yıl paralı yapılarak bayramların vazgeçilmezlerinden bayram ziyaretlerimiz "sabote" edildi. Kimi bayramlaşma 30 kontürlük telefon kartlarının süresi kadar tutuldu. Kimileri de telefon faturalarına gelecek ay yansıyacak yüklü faturaların tedirginliği içinde...

Bayramda "soğuk ve yağış" olacak şeklindeki meteoroloji tehminleri yüzünden birçok vatandaş şehirlerarası yolculuklara çıkmak istemedi. Âdet olduğu üzere yapılmayan birçok alışkanlıktan uzak, "havadan nem kapan" bir tedirginlik, yoksulluk içinde, kurban derileri kovalamacasıyla, "acemi kasaplarıyla" "tavukları birbirine karışanların" sınırın iki yakasındaki hüzünlü bayramlaşmalarıyla ve bu bayramın "suni gündemi" "kurbanlıkları nerede kestirmeli" tartışmasıyla bir bayramı geride bıraktık.

Bayramda "hayvan yerine kendini kesen" kasap görüntüleri televizyon ekralarına gazete sayfalarında yine yer aldı. İçimizden yine "Herşeyde olduğu gibi bu kasaplığı da öğrenemeyeceğiz" sözü geçti. Bu bayramın ilk günü 2002 kişi kurban keserken kendini yaraladı. "Acemi kasap" sıralamasında İstanbul 224 kişiyle ilk sırayı bu yıl da kimseye kaptırmadı. Zaten sorunlu olan hastaneler tatilin "ekstra hastalarını" tedavi etmekte zorlandı.

Suni kurban tartışması

Kurban Bayramı öncesi yine "medyamız" tarfından gündemleştirilen kurban kesme tartışmasına tanıklık ettik. Bayramın suni gündemi de ortaya çıkmış oldu. Hacıların keseceği kurbanları Türkiye'ye getirmelerinden hacıların kurbanlarını Türkiye'de kesmelerine kadar çok çeşitli öneri ile bayrama girdik. Bayramda ise bu tartışmalardan uzak bildiğimiz gibi kurbanlarımızı kesmek istedik ama bu sefer karşımıza "kurban karaborsası" çıktı. Ucuz almaktan vazgeçen vatandaş bu kurbanda kesecek hayvan bulamadı. Belki de bu bayramın en ilginç olayı kurban kesmede yaşanan bu durum oldu.

Kurban derileri tartışması bu bayramda da sürdü. Türk Hava Kurumu'na ihale edilen kurban derileri hükümetin bütün telkinlerine rağmen vatandaşın "sivil ittihatsiz" bir tavrı ile karşılandı. Ajan gündemlerine "kaçak kurban derisi" haberleri eksik olmadı. Bu bayramda da yine Türkiye-Suriye sınırının birbirinden ayırdığı akrabaların hüzünlü bayramlaşmalarına tanıklık ettik. Anlaşma gereği 2 bin 966 Suriye vatandaşı tel örgüleri geçerek Türkiye'de bayramlaştı. Şimdi bir bayramı geride bırakırken kutsal topraklardan gelecek hacıları bekleyeceğiz.

 
BU DA FANATİK ÇEKİRDEK
Diyarbakır'da bir kuruyemişçi, Diyarbakırspor'un renkleri olan yeşil-kırmızı renkli çekirdek üretti. Seval Kuruyemiş İmalat ve Satış Şirketi sahibi İbrahim Yalaz, koyu bir Diyarbakırspor taraftarı olduğunu, bu nedenle renkli çekirdek imalatını yaptığını belirterek, üretimini gerçekleştirdiği çekirdeğe "Fanatik Çekirdeği" ismini verdiğini söyledi. Türkiye'deki birçok takımın renklerini taşıyan kredi kartları başta olmak üzere çok sayıda ürünü olduğunu ifade eden Yalaz, "Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve Beşiktaş takımlarına ait çok sayıda ürün var. Diyarbakırspor'un ise herhangi bir şeyi olmamasını içime sindiremedim. Bunun için de uzun süren arayışlar sonucu Diyarbakırspor'un simgesi olan yeşil-kırmızı renklerde çekirdek ürettim" dedi.
Yarım asırlık turşucu İzmir'in Kemeraltı Çarşısı'nda yarım asırdır baba mesleğini sürdüren meşhur turşucuda, 100'e yakın meyve ve sebze turşusunun en has müşterilerini turistler ve hamileler oluşturuyor. Babasından devraldığı turşuculuğu 30 yıldır sürdürdüğünü belirten Ziya Ülgüt, turşu çeşitlerini giderek artırdıklarını, özellikle meyve turşularının çok fazla ilgi gördüğünü söyledi. Çağla badem, erik, ceviz, fındık, kapari, patlıcan, sarmısak, mısır, muz, pırasa, elma, karnabahar, şeftali, ayva, limon, kayısı gibi sirkülasyonu fazla olan sebze ve meyve turşularının en has müşterilerinin turistler olduğunu belirten Ülgüt, şunları söyledi: "Kemeraltı'nı ziyaret eden turistler, ilk durak olarak dükkanımıza geliyor, turşumuzdan istiyorlar. Özellikle Japon ve Alman turistler, ülkelerine dönerken çağla, kapari, erik ve ceviz gibi turşuları kavanozlarla alarak götürüyorlar." Turşuculuğun kolay bir meslek olmadığını dile getiren Ülgüt, "Rakip tanımıyorum" dedi.

26 Şubat 2002
Salı
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED