T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

İstanbul 5 milyar
dolara kurtulur

İstanbul'daki binaların yüzde 92'sinin projesiz olduğunu belirten Prof. Dr. Ercan, "Bu binaların tamamı, hiç vakit kaybetmeden yıkılarak yenileri yapılmalı" dedi.

UYARIYORUZ...

17 Ağustos Gölcük depreminin ardından uzun süre "İstanbul'da deprem olacak mı, olmayacak mı?" sorusunu tartışan Türkiye, yerli ve yabancı bilim kuruluşlarının Marmara Denizi'nde peşpeşe yaptıkları çalışmaların ardından kesin ve net sunuca ulaştı: İstanbul'da deprem olacak... Hem de herbiri büyük, yıkıcı, yakıcı ve birden fazla deprem olacak. Deprem olmadan senaryosu da hazır: Eğer birşeyler yapılmazsa, en az 100 bin kişi ölecek, 100 milyar doların üzerinde de maddi kayıp olacak. Bilimadamları haykırırcasına uyarıyor. Devlete, politikacılara çağrıda bulunuyor, görevlerini, birinci derecede sorumluluklarını, varlık sebeplerini hatırlatıyor: "İnsanın en kutsal varlığı, hatta 'kendisi' olan 'yaşama hakkı'nı teminat altına almak sizin birincil göreviniz. Depremden sonra ceset toplayıp torbalara doldurmak, enkaz kaldırmak ise ikincil göreviniz. Eliniz kolunuz bağlı, muhtemel kıyameti bekleyemezsiniz". Afyon depremi ile yeniden gündeme gelen 'İstanbul'da olacak deprem' gerçeğini, bu konudaki detaylı çalışmalarıyla tanınan Türkiye Jeofizik Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan'ın çarpıcı açıklamaları ekseninde, "aydınlatma ve uyarma" görevimiz çerçevesinde bir kez daha kamuoyunun, sivil toplum örgütlerinin, hepsinden öte, sorumluların; siyasetçilerin dikkatine sunuyoruz.

Türkiye Jeofizik Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, İstanbul'u yıkıp yeniden yapmanın maliyetinin 5 milyar dolar olduğunu belirterek, "Aksi takdirde muhtemel bir depremde 100 bin insan ölecek, 100 milyar dolarlık zarar meydana gelecek" dedi.

Yeni Şafak'a konuşan Prof. Dr. Ercan, 17 Ağustos Marmara depreminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, İstanbul'u bekleyen depremlerin yolaçacağı büyük can ve mal kaybına karşı hiçbir tedbir alınmadığını kaydetti. İstanbul'da bir değil, birden fazla deprem olacağını ifade eden Ercan, bunlardan birinin zamanının geldiğini, hatta geçtiğini vurgulayarak, "Bilimadamları olarak yıllardır alarm veriyoruz. Deprem olduktan sonra ahlanıp vahlanmanın bir faydası yok. Kurtarma ekipleri kurmak, ölü torbası depolamak elbette gerekli. Ama ölenler geri gelmiyor, milyarlarca dolarlık hasar toplumun üzerine kâbus gibi çöküyor. İnsan hayatını korumak devletin görevi, anayasal bir görev. Biz, siyasetçileri anayasal görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz" dedi.

"İstanbul şantiye olmalı"

İstanbul'da binaların ancak yüzde 8'inin projesinin bulunduğuna işaret eden Ercan, bu binalarda güçlendirme yapılabileceğini ancak geri kalan yüzde 92'si için hiçbir mühendislik desteğinin geçerli olmadığını belirterek, "Bu binaların tamamı, hiç vakit kaybetmeden yıkılarak yenileri yapılmalı" diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 17 Ağustos depreminden sonra yaptığı 'mikro bölgelendirme' çalışmasından övgüyle söz eden Ercan, "Ancak bu çalışma projesiz binalar için altyapı özelliği taşımıyor. Yüzde 8'lik projeli binalar dilimi ile bundan sonra yapılacaklar için yararlı olabilir" dedi. "İstanbul derhal şantiye haline getirilmeli" diyen Ercan, İstanbul'u yıkıp yeniden yapmanın maliyetinin 5 milyar dolar olduğunu kaydederek şunları söyledi: "Aksi takdirde olası bir deprem sonrasında 100 bin insan ölecek, 100 milyar dolarlık zarar meydana gelecek. Ya depremden önce 5 milyar dolar, ya depremden sonra 100 bin ölü ve 100 milyar dolar... Türkiye kararını vermekte acele etmeli. Sivil toplum örgütleri politikacılara baskı yapmalı. Politikacı isterse derhal kaynak bulur. Son özel bankaların batmasının Türkiye'ye getirdiği yük 12 ve kamu bankalarının ise 20 milyar dolardır. Hükümet, isterse insan hayatı için bu kaynağı bulur".

İSTANBUL'A GİRECEK DEPREM KIRANI

Ercan'ın verdiği bilgiye göre, 17 Ağustos depreminde kırığa 10 ila 135 kilometre uzaklıkta yer alan Yalova, Bolu, Avcılar, Bağcılar ve Bursa'da 20 bin kişi (45 bin kişi olduğu söyleniyor) ölmüştür. Bu kentlerin deprem öncesi toplam nüfusu yaklaşık 2 milyon kişidir. Yani her 100 kişiden bir kişi ölmüştür. Gölcük'te ise her 20 kişiden 1 kişi ölmüştür. Yıkık ve ağır hasarlı yapı sayısı 67 bindir. Yıkılan yapı başına 3.3 kişi ölmüştür. Bu orantı İstanbul'a vurulursa en kötü koşulda İstanbul'da insan kaybı 75-110 bin kişi olabilir. Yıkılacak ve ağır yıkım görecek yapı sayısı 340 bin'dir. Evsiz kalan insan sayısının ölüm sayısına oranı 30 evsiz/ölüm'dür. Bunun maliyeti ise ortalama 100 milyar dolar olacaktır. Bu, Türkiye'nin kesintisiz ulusal gelirinin (GSMH'nin) hemen hemen yüzde 50'sidir. Bu durumun ekonomik olarak Türkiye'yi batırabileceğine dikkat çeken Prof. Ercan, "Beklenen yaralı sayısı ise yaklaşık 300 ila 400 bin kişidir, depremden etkilenecek insan sayısı yaklaşık 3.4 milyon kişidir. Oysa tüm Türkiye'deki hastanelerde yatak sayısı 180 bindir" dedi.

DEPREMİN GİZEMLİ SAYISI:45

Jeofizik verilere göre geçmişte Marmara'da olan depremler tek değil, demet depremlerdir. Her bir deprem demetinde oluşan depremlerle boşalan toplam yer gerilimi 45 Hiroşima atom bombasına denktir. Her deprem bölgesi 45'i tamamlayıncaya değin gerilim boşaltmayı ve deprem üretmeyi sürdürmektedir. İstanbul ve Marmara Ereğlisi açıklarında bu gerilim biri 6.4, diğeri 7-7.2 büyüklüğündeki depremlerle ve onlara eşlik edecek daha küçük ölçekli depremlerle boşalacaktır.

DÜZCE VE KOCAELİ TEKRAR SALLANIR MI?

1999 Gölcük depreminde boşalan gerilim 70-80 atom bombasına denktir. O nedenle en az 7 ila 30 yıl içinde Kocaeli'de yeniden bir deprem olması beklenmemektedir. Eğer deprem büyüklükleri doğru bulunduysa, Kocaeli depremi ile tetiklenen Düzce depreminden çıkan toplam gerilim 40 atom bombasına denktir. Bunun 45'e tamamlanması için 5 atom bombasına eşdeğer boşalım açığı, ileriki yıllarda Düzce-Bolu arasında beklenen 6 büyüklüğünde depremle tamamlanabilir.

TÜRKİYE'NİN DEPREM HARİTASI

Sarsıntı etki değerlendirme haritasında ayrı renkler, ayrı depremsellik ve yer özelliklerini simgelemektedir.

1. Derece Deprem Bölgesi sarı renkle gösterilmiştir. Türkiye topraklarının yüzde 45'i birinci derece deprem kuşağı içindedir. Prof. Dr. Ercan'ın yaptığı yeni haritaya göre depremlerin en yoğun olduğu yerler, Kuzey Anadolu Kırığı yüzde 52, Doğu Anadolu Kırığı yüzde 13, Batı Anadolu kırıkları yüzde 33, Rodos Eğirdir Gölü Kuşağı, Niğde - Eskişehir Trakya Kuşağı, Seydişehir- Afyon, Kütahya Kuşağı, Haymana- Kırıkkale- Amasya Kuşağı, Mersin- Kayseri- Sivas- Suşehri Kuşağı, Adıyaman- Kemaliye- Erzincan Kuşağı, Kahramanmaraş, Adıyaman- Lice- Siirt- Hakkari Kuşağı olarak sayılabilir.

2. Derece Deprem Bölgesi, yeşil renkte gösterilen yerlerdir. Topraklarımızın yaklaşık yüzde 20'sini kapsar. Çoğunlukla birinci derece kuşakların çevresindeki deprem etkilenme bölgelerini simgeler. Bu bölgelerle büyük deprem oluşturacak kırıklar yoktur. Ancak, birinci derece deprem bölgesinde oluşacak büyük depremler, bu kuşaktaki yerlerde 5.0'ten küçük deprem üretebilir.

3. Derece Deprem Bölgesi, diri kırıkların yeralmadığı, deprem oluşması bakımından suskun, yarı suskun olan yerler ile kayaçların sarsıntıyı söndürme özellikleri nedeniyle şiddetin hiç ya da az hissedildiği yerlerdir. Bu bölgeler Türkiye topraklarının yüzde 25'ini oluşturmaktadır.

17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinden sonra edinilen deneyimlerin bir ürünü olarak çıkarılan yeni Türkiye Deprem Bölgelendirme Haritası, öncekinin göz önüne aldığı salt depremselliğin yanı sıra yerin mühendislik özelliklerinin de bu haritaya yansıtılmış biçimidir.

Yeryüzünde kaç deprem oluyor?

Yeryüzünde yılda 3.5-4 milyona yakın deprem olmakta olup, bunların yaklaşık 1000 tanesi hasar vericidir. Bunlardan bir tanesi 8'den büyük çok yıkıcı, 12 ila 18 tanesi 7-7.9 aralığında yıkıcı, 120 tanesi 6-6.9 büyüklüğünde güçlü, 800 tanesi 5-5.9 aralığında orta, 6200-6500 tanesi 4-4.9 aralığında hafif, 50 bin tanesi 3-3.9 aralığında küçük, yaklaşık 400 bin tanesi 2-2.9 aralığında olmaktadır. Yeryüzünde her yıl depremlerle boşalan toplam enerji, yaklaşık 3250 atom bombasına denktir. Gölcük depreminde boşalan yer enerjisi 80 atom bombasına denktir. Yeryuvarı, her yıl, tüm yeryüzünde boşalttığı enerjinin yalnızca yüzde 1 ila 3'ünü Türkiye'de boşaltmaktadır. Yeryuvarında depremsiz yerler de vardır. Diğer yerlere göre daha sakin olan yerler: Kanada, Brezilya, Baltık, Kuzey Asya'da Angana, Afrika, Batı Avustralya, Antartika, Hindistan, Arabistan, Madagaskar, Grölland, Pasifik Okyanusu'nun Havai Adaları dışında kalan alanlar. Yeryüzünde en çok deprem olan yerler bellidir. Bunlar genellikle yer kabuğunun levha kırıkları boyuncadır. Bunlar; Pasifik'i çevreleyen kuşak ve kolları, bu kuşağın devamı olan Alp-Himalaya kuşağıdır. Türkiye'nin üzerinde yer aldığı bu kuşak Asya'da-Avrupa'ya ulaşır. Orta Asya'da Pamir-Baykal kuşağı, Atlantik-Kutup kuşağı, Orta Hint Denizi kuşağı ve kolları, Doğu Afrika'da olduğu gibi sırt kuşakları, Alp-Himalaya ile Pamir-Baykal arasında kalan doğu Asya üçgeni, yaşlı dağ oluşum bölgelerindeki ikincil yerlerdir.

 
Hakemleri kim dinliyor?
Telefon dinlemeyle patlak veren futbolda şike skandalı öncesinde Merkez Hakem Komitesi'nin tüm hakemleri, 'Telefonlarınız dinleniyor' diye uyardığı ortaya çıktı.
KARAPARA DOSYALARI MASAK'TA BEKLİYOR
Çeteyi ifşa eden yazar kayıp
Susurluk'tan sonra ortaya çıkan Türkiye'deki çetelerin kitabını yazan Salman Yüksel'den haber alınamıyor.
Bayramda dönüş çilesi
Kurban Bayramı ve sömestre tatilinin son gününde yurt genelinde etkili olan soğuk ve yağışlı hava özellikle tatilcilere otobanlarda zor anlar yaşattı.
Okullarda bugün dersbaşı
17 gün süren yarıyıl tatilinin ardından bugün, eğitim-öğretim yılının ikinci dönemine başlanıyor. Karne günü ise 14 Haziran'da.
İthal doğalgazın yarısı havaya uçacak
Gerekli altyapı yatırımları yapılamadığı için Türkiye'nin 2005 yılında satın alacağı dogalgazın yarısı havaya uçacak.
Türk Hava Kurumu umduğunu bulamadı
Türk Hava Kurumu (THK), bu yıl umduğu kadar deri toplayamayınca, vatandaşların kendi elleriyle derilerini teslim ettikleri şehit aileleri dernekleri, Kur'an kursları ve cami derneklerini suçladı. THK Ümraniye Şube Saymanı Saadet Yıldırım, Kur'ân kurslarına toplanan derilerin terör örgütlerine gittiğini iddia etti. İzmir Şube Başkanı Hami Gürtunca, bayram süresince toplanan deride geçen yıla oranla yüzde 20-25 düşüş olduğunu belirtirken, THK Diyarbakır Şube Başkanı Atakan Aydın da "Şehit Aileleri Derneği ve Kuran kursları bizden çok deri topladı" dedi. THK Büyükçekmece Şube Başkanı Halim Bölükbaşı, bu yıl 3 bin 200 küçükbaş, 480 büyükbaş hayvan derisi toplayabildiklerini söyledi.
38 evden hırsızlık yapan 6 kişi yakalandı
Kadıköy, Maltepe ve Ümraniye'deki 38 evden hırsızlık yapan 6 kişi yakalandı. Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, bir ihbarın değerlendirilmesi sonucu yakalanarak gözlem altına alınan Ayhan Çağlar, Sefer Uğrun, Songül Temiz, Kader Sayman, İ.O ile Ç.Ç, kiraladıkları otomobille Kadıköy, Ümraniye ve Maltepe'yi dolaşarak, buralardaki çok sayıda evden hırsızlık yaptıklarını itiraf ettiler. Toplam 38 evi soyarak çeşitli ziynet eşyası, cep telefonu ve para çaldıkları anlaşılan bu kişilerden, 7 adet altın burma bilezik, 4 adet altın bileklik, 4 adet altın yüzük, 1 çift altın küpe, 5 adet cep telefonu, 5 adet kol saati ve 1 adet 7.65 çapında çalıntı silah elde edildi. HORTUMA KARŞI ÖNLEMLER PAKETİ
Kamu bankalarındaki hortumlamalara karşı mücadele eden devlet birimleri arasında, işbirliği ve koordinasyon eksikliği olduğu bildirildi. Emniyet'in hazırladığı önlem paketinde şu önerilerde bulunuldu:
  • Banka kurucusu olmayı engelleyen bir suç nedeni ile banka kurucusu olunduktan sonra hüküm giyilmesi durumunda banka kuruculuğu, sahipliği veya hissedarlığı devri konusunda BDDK'ya yetki verilmelidir.
  • Murahhas üye, genel müdür ve genel müdür yardımcılarına bankacılıkla ilgili suçlardan hükümlü olmamak koşulu getirilmelidir.
  • Cumhuriyet savcılığı ve kolluk teşkilatları, iddia edilen suç fiilleri nedeniyle resen araştırma yapabilmeli, ancak elde edilecek bulgular kuruma bildirilmesinden sonra kovuşturma şartlarından olan "izin" ve "talep" ayrı ayrı veya birlikte işletilebilmelidir.
  • Kanunda dli kovuşturma ile ilgili özel bir düzenleme yapılmamıştır. Bankaların içinin boşaltılmasına karşı yapılan mücadelenin bir parçası olan adli soruşturmanın özel hükümler ihtiva etmesi gerekir.

  • 26 Şubat 2002
    Salı
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED