|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Amerika'nın ünlü The New York Times gazetesi yazarlarından Paul Krugman, 28 Haziran'da, yayınladığı "Dolandırmanın tadı" başlıklı yazısında, Amerika'daki "alavere dalavere" işlerin nasıl yapıldığını yazdı. Ünal Adaş'ın çevirdiği bu yazıya dikkatinizi çekerim. Özellikle borsada para kazanmayı umanlar için iyi derslerle dolu. "Varsayın ki bir dondurma dükkanı işletiyorsunuz. Çok karlı bir iş değil, öyleyse nasıl zengin olabilirsiniz? Şimdiye kadar üstü örtülen bütün büyük iş skandallarının herbiri, değişik bir yöntemle yönetenlerin " kendi kendine iş yapma"' uygulamalarına işaret ediyor. İlk olarak Enron yöntemi. Müşterilerinizle her gün bir külah dondurma satmak için 30 yıllık kontrat imzalarsınız. Her külah dondurmanın maliyetini kasten düşük gösterirsiniz ve sonra planlanan, gelecekte satılacak dondurmanın satış karını bu senenin kayıtlarına geçersiniz. Aniden sizin bayağı karlı bir işinizin olduğu gözükür, böylece hisselerinizi dükkanınızda şişirilmiş fiyatlarla satarsınız. Sonra Dynegy yöntemi var. Dondurma satışları karlı değil, ama siz yatırımcıları bunun ileride karlı olacağına ikna ediyorsunuz. Ve sonra caddenin aşağısındaki diğer bir dondurma satıcısıyla gizli bir anlaşma yapıyorsunuz: her biriniz diğerinden her gün yüzlerce külah dondurma alıyor. Ya da alıyormuş gibi yapıyor. (O kadar külah dondurmayı al taşı bir sürü sıkıntı be kardeşim.) Bunun sonucu siz iş aleminde artık büyük bir oyuncusunuz ve hisselerinizi şişirilmiş fiyattan satabilirsiniz. Veya Adelphia yöntemi var. Müşterilerle kontrat imzalarsınız ve yatırımcıların dikkatini kontratların karlılığından ziyade hacmine yöneltirsiniz. Bu yöntemde hayali satışlarla uğraşmazsınız. Basitçe hayali müşteri kitleleri icat edersiniz. Abone olan müşteri sayınız hızla artar, analistler size yüksek derecelendirme notları verir ve hisselerinizi şişirilmiş fiyattan satarsınız. Son olarak WorldCom yöntemi vardır. Burada siz hayali satışlar yaratmazsınız, gerçek maliyetlerinizi gizlersiniz, işletme giderlerinizi – dondurma, şeker, çikolata şurubu – yeni bir buzdolabı almış gibi gösterirsiniz. Böylece sizin karsız işiniz, kağıt üzerinde bayağı karlı, sadece yeni ekipman alımı için borç alan bir işmiş gibi gözükür ve hisselerinizi şişirilmiş fiyattan satabilirsiniz. Aman neredeyse unutuyordum, kendinizi kişisel olarak nasıl zengin edeceksiniz? Bunun en olay yolu kendinize hisse ayırmanızdır, böylece şişirilmiş fiyatlardan kar elde edersiniz. Fakat Enron tipi özel maksatlı mülk, Adelphia tipi kişisel borçlar ve böylece parana para kat. CEO olmak ne güzel şey. Bu çeşit yaramazlıklarla ilgili birkaç kötü haber var. İlk olarak bu tür büyük iş alemi skandalları değişik senaryolarla yapıldı. Yani diğer birkaç şirketin daha, Enron ve WorldCom'un hilelerini uygulayabileceklerini söylememiz zor. Elbette diğer şirketler kendi özgün hilelerini bulacaklardır. İkinci olarak bu tür senaryoları anlamak zor olmamalı, örneğin WorldCom şimdi geçen yıldaki yatırımlarının %40'nın sahte olduğunu, bunların gerçekte işletme gideri olduğunu söylüyor. Peki şirket dolandırıcılıklarını izlemekle ilgili insanlar (denetmenler, bankalar ve devlet yetkilileri) bu kadar büyük şeyleri nasıl atladılar? Cevap, elbette, ya görmek istemediler yada engellendiler. Bütün Amerikan şirketlerinin laçkalaştığını söylemiyorum. Ama şirketini kötü duruma düşürmek isteyen yöneticilerin önünde birkaç engel olduğu açık. Denetmenler kendilerine dünyanın parasını ödeyen şirketleri zorlamak istemiyorlar. Banka yöneticileri, Enron olayından öğrendiğimiz gibi ilgilenmiyorlar, bırakın karlı yan anlaşmalar yapsınlar. Ve seçilmiş yetkililer, kampanya bağışları ve diğer sebeplerle uysallaştırılıyorlar, düzenleyicileri kendi işlerini yapmaktan alıkoyuyorlar. Para karşılığı kendi kurumlarını öldürüp, düzenlemelerde " kara delikler " yaratıp dolandırıcılara el sallatıyorlar. Hatta WorldCom alenen suçlanıyorken, (George W. Bush rezil "Enron İstisnası") bu şirketi detaylı bir incelemeden kurtaracak yasa taslağını hazırlayan adamla görüşmeye hazırlanıyor. Ve bazı kongre üyeleri şirketin batış araştırmasıyla ilgili bir şeyler yapacaklarına, New York Baş Savcısı Eliot Spitzer'in başına ekşiyorlar. Aynı zamanda açıklamalar da durmadan geliyor. Altı ay önce, genişçe suçlamalarda bulunduğum yazımda, "Enron skandalının sonunda, Amerika'nın kendine bakışında 11 Eylül'den daha fazla iz bırakan dönüm noktası olacağını" belirmiştim. Bugün kulağa daha mı mantıksız geliyor?" İşte Paul Krugman'ın yazısı böyle. Yapılan dolandırıcıları açık seçik yazıyor. Çünkü gazetesi bir holdinge bağlı değil. Patronunun borsada kağıtları işlem gören yüzlerce şirketi yok. O gayet rahat. Medyanın tekelleştiği ve rakiplerine karşı bir "silah gibi kullanıldığı" ülkemizde insanların dikkatini çekmek istedim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |