T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Rahşan Ecevit olmasa acaba kime yüklenirdik?

Arkadaşımız Kürşad Bumin, dünkü yazısı ile, hepimizi uyandırdı aslında..

Gerçekten Ecevit hasta olduğundan beri, "İlliyet Rabıtası" denilen mantık çizgisini kaçırdık..

Sebeplerle sonuçları karıştırıyoruz..

Kürşad Bumin bu olayı, "Korkunç Yenge Dalgası" nitelemesi içinde yakalamış..

Buna göre, "İktidar savaşı böyle karmaşık hale gelince, ortaya Korkunç Yenge figürü atmadan, işin içinden çıkmak imkansızlaşıyor.."

Gerçekten de, totaliter ve otoriter rejimlerde, hep "Korkunç Yenge"ler vardır.. Diktatörü sevenler, hataları hep yengelere yüklemeyi yeğ tutarlar..

Çin'de Mao'nun, Güney Vietnam'da Diem'in, Endonezya'da Sukarno'nun, Filipinler'de Marcos'un günahları, hep Korkunç Yengeler'e yüklenmemiş miydi?

Bizde de, "Değişim"i hiçbir alanda ve özellikle siyasette başaramayınca, sorumluluğu "Korkunç Yenge" olarak Rahşan Ecevit'e yüklemeyi, galiba en kolay yol olarak bulduk..

Elbet olup bitenlerde, Rahşan Ecevit'in de olumsuz katkısı vardır.. Sanki kimin yok ki?

Ayrıca, Bülent Ecevit'i içine kapalı bir dünyada tutmak konusunda da, mutlaka Rahşan Ecevit'in etkisi vardır.. Sanki hangi erkeğin özel hayatını, eşi etkilemez ki?

Ama Türk sosyo-politik yaşamının bütün çözümsüz sorunlarının hepsini, Rahşan Ecevit'e bağlamak, hem akıl dışıdır, hem bilimsel bir yaklaşım değildir..

Eğer Bülent Ecevit görevini aksatacak kadar sağlıksız ise ve yine de değiştirilemiyorsa, bunun sebebi, hem Anayasal Sistem'deki boşluklardır, hem de Siyasal Yapı'daki kural dışılıklardır..

Bu açıdan olaya bakarsınız, Ecevit'i Başbakan olarak koltuğunda oturtmak için, Rahşan Ecevit, Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz ve DSP-MHP-ANAP milletvekilleri, elele, halay çekmektedirler..

Ecevit Başbakanlığı bırakırsa yeni bir hükûmet (veya koalisyon) kurulacağı için ve bir ön-seçim kaçınılmaz hale geleceği için, Ecevit'in arkasında Rahşan Ecevit nasıl kapı gibi duruyorsa, Devlet Bahçeli ile Mesut Yılmaz da, koltuğun bacakları olarak Ecevit'in altında duruyorlar..

Tabiî ki, siyasal sistemimizin tek aksak yanı veya Anayasal rejimin tek boşluğu, "Hasta Başbakanı değiştirememek" değil..

Anayasa profesörü Mustafa Erdoğan, bu konuyu, Liberal Düşünce Topluluğu'nun sitesinde (www.liberal-dt.org.tr) "Devlet Adamlığı" başlığı altında irdelemişti geçenlerde..

Buna göre Türkiye'deki "Zahîrî Demokrasi"de, öyle devlet meseleleri vardır ki, bunları siyasetçiler karara bağlayamaz..

Siyaset adamları, "Hükûmet Politikaları"na bakar.. "Devlet Politikaları"na karışamazlar..

Bir "Siyaset Adamı", halktan uzaklaşıp, Devlet'e yakınlaştıkça "Devlet Adamı" olur..

Biz bir örnek verelim..

"Siyaset Adamı", tarımda taban fiyatı verebilir ama, mesela Kıbrıs konusundaki politikayı değiştiremez..

Avrupa Birliği için gerekli uyum çalışmalarına Devlet "evet" demeden, siyasetçi bunları yapamaz..

Demek ki, Ecevit'i koltukta sadece Rahşan Ecevit değil, bazı "Devlet Adamları" da tutuyor..

ŞAKA

Buluttan nem çıkartmak!.

Akşam'ın "Politik Adam"ına göre, Devlet Bahçeli, Liderler Zirvesi'ne "sivil plakalı" araçla gelerek, Koalisyon ortaklarına "çekilirim ha" mesajı vermiş..

Buna karşı Ecevit de, her yere "minibüs"le giderek, acaba ne mesajı veriyor?

Ya Mesut Yılmaz'ın her yere "özel uçak"la giderek verdiği mesajlara ne demeli?

ECEVİT KIPIRDAMIYOR BİLE

Medya için deniz bitiyor mu?

Öyle bir tablo var ki ortada, Bülent Ecevit'in görevini tam yapamaz halde bulunması, sanki sadece gazetelerin ve köşe-yazarlarının sorunu..

Bunu, DSP'li milletvekili ve gazeteci Ahmet Tan, bir başka açıdan almış ele Akşam'daki yazısında..

Diyor ki..

- Ekranlarda, köşelerde Ecevit'e "Sen hastasın, ölmek üzeresin" diye üstünü başını paralayanlara, kimse kulak asmıyor.. Medyayla içiçe olan ya da Ecevit'e hep karşı olmuş çevreler dışında, bu velveleye kulak asan yok. TBMM de, Cumhurbaşkanı da, MGK da, Koalisyon partileri de kulak asmıyor..

Aslında Ahmet Tan'ın gözlemi doğru olsa bile, ortadaki tablo, sadece "medyanın gücü" açısından değil, sistemin duyarsızlığı açısından da bozuk..

Aynı medya RTÜK'ü çıkartırken Ecevit üzerinde etkili.. Aynı medya, "Andıç"larla özgür düşünceyi sustururken etkili..

Ama hastalıklı bir iktidarın, hasta Başbakanı'nı eleştirirken etkisiz..

Acaba bu, "Medya İktidarı"nın sonu mu?


4 Temmuz 2002
Perşembe
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED