|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Öykü kelimesi, 1950'li yıllarda arı dil sürecinde hikaye kelimesinin karşılığı olarak kullanılmaya başlanmıştı. Öykü kelimesinin "öykünmek"ten türetildiğini sanıyorum. Öykünme kelimesi ise Maraş ağzında "ökünme" olarak kullanılır. Gündelik dilde "ağzına ökünme" biçiminde geçer. "Birinin ağzına ökünmek", onun ağız hareketlerini biraz da abartarak ve kişiyi gülünç düşürmeye çalışarak taklit etme anlamında kullanılır. "Ağzına ökünülen kimse" bu işten genellikle gocunur ve bu işi yapan kimseyi "Ağzıma ökünme" diye uyarır. Kırklar dergisinin Haziran sayısında Cihad Şahinoğlu'nun, öykü yazarı Necati Mert ile "öykü/hikâye" eksenli bir söyleşisi yer alıyor. Şahinoğlu'nun bu iki kelime arasındaki farka ilişkin sorusunu Mert şöyle cevaplandırıyor: "Olay etkisini belirtmek için 'hikaye', olay azlığına dikkat çekmek için 'öykü' kullanılıyor galiba. İlkinde 'anlatmak' baskın, ikincisinde 'göstermek'. Olay anlatmak eski bir alışkanlık. Roman, hele sinemadan sonra, bunu 'hikaye'ye bırakıyor. Hiç olmazsa gevşetiyor, aza indiriyor. 'Öykü' bu değişimin ürünü." Ancak Mert, hikaye kelimesinin öykü kelimesiyle değiştirilmesine razı değil; bir sonraki sorunun cevabından şöyle söylüyor: "...Tamam, bu hikaye o eski dinî, aşkî veya destanî hikayeler gibi değil. Ama yeni dönemin şiiri de eski dönemin şiiriyle aynı değil. Öyleyken 'şiir' sözcüğü dimdik ayakta." İleri sürdüğü görüşünde ve görüşünü destekleyen argümanında ve defisinde Mert'i haklı buluyorum. Ancak bir kelimenin tutup tutmaması ile ilgili ve konumuzu farklı bir boyuttan ilgilendiren başka bir faktörle de karşı karşıyayız burada. Gerçekten de, öykü kelimesinin ileri sürüldüğü yıllarda şiir kelimesinin karşılığı olarak da "yır" kelimesi öngörülmüştü. Bu kelime bir süre kullanıldı ve bırakıldı. Oysa öykü kelimesi tuttu. Bunun nedenlerini araştırmak gerek. Hangi kelimenin nasıl bir tılsımı var da, biri tutuyor, öteki tutmuyor? Bu türden, daha başka kelimeler de var, mesela Sayıştay, Danıştay, Yargıtay, savcı, yargıç vb. kelimeler tutmuş ve bu gün eskileri hatırlanmayacak kerte bir yaygınlıkta kullanılıyor. Ama aynı fasıldan bir "saylav" kelimesi tutmadı. Bu kelimenin mebus veya milletvekili karşılığında üretildiğini bu gün belki bilen bile kalmamıştır. Ancak öykü kelimesinin tutmasında sanıyorum bazı görüşler ileri sürmek mümkün. Hikaye kelimesi, başlangıçta, aslında Batı edebiyatında da yeni ortaya çıkan bir türün karşılığı olarak kullanıldı. İngilizcede bu türü geleneksel "story"den ayırmak için çoğu kez "short story" deyimi (veya tanımlaması) tercih edildi. Bizde de, gene yoğunlukla 1950'li yıllarda "kısa hikaye" deyişi kullanılıyordu. Ancak yeni olan bu tür için yeni bir kelime bulunmamıştı. Bu gün öykü adı altında kavramsallaştırdığımız tür, bizdeki kıssanın veya hikâyenin "modernleşmiş" hali değildir. Tümüyle yeni bir türdür. Batı edebiyatı için de durumun böyle olduğunu sanıyorum."Short story" mesela hiç de "fabl"ın değişmiş, dönüşmüş veya "modernleşmiş" bir evresini oluşturmaz. Poe'nun öykülerinin, aynı damardan gelen bir geleneği var mıdır, bilmiyorum. Aynı şey Maupassant, Gogol gibi öykücüler içinde geçerlidir. Onların yazdığı öykülerin de, kendi edebiyat geleneklerinde bir geçmişi bulunduğunu sanmıyorum. Çünkü tür, bütünüyle yeni ortaya çıkıyor. Bu yeni türe yeni bir ad verilmesi de, aslında, bence, gerekiyor. Türkçe bu bakımdan bence talihli sayılmalıdır. Ben bu kelimeyi (öykü) benimsiyor ve seve seve de kullanıyorum. Özellikle kendi öykülerim için kullanılmasını da isteme yanlısıyım. Hikaye ve öykü kelimeleri, yalnızca bu iki kelimeden birinin eski ötekinin yeni olması bakımından ayrılmıyor. Kelimeler edebi tür olarak da farklı kavramları işaret ediyor. Hikayenin içeriği ile öykünün içeriği, içerik özellikleri farklılık taşıyor. Bu farklılık, eski şiirle yeni şiir arasındaki farklılık anlamında bir farklılık gibi görünmüyor. Şiirdeki o farklılıklar, belirli telakki tarzlarının adı olarak anılmaya uygun düşüyor ve öylece de anılıyor. Oysa "hikaye" alanında, hikayenin içeriğinin değişmesi gibi bir olayla karşı karşıya bulunmuyoruz. Orada karşımıza yeni bir hikaye anlayışı değil, fakat yeni bir tür çıkıyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |