T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ecevit karşıtı kampanyaların anlamı

Görünen o ki bu büyüklü küçüklü medya gruplarından hemen tüm siyasi partilere, İslami kesimden diğerlerine uzanan bir mutabakat var ortada. Herkes Ecevit'in istifasını istiyor. İstemekle de kalmıyor "ülkenin yaşadığı tıkanıklığı sadece Ecevit'in sağlık durumuna bağlıyor." İş burada dursa da iyi. "Daha öte, Ecevit'in gitmesi ya da istifası tüm sorunların çözülmesinin ana aracı gibi algılanmaya başlıyor."

Kısacası Türk siyaseti ilginç bir şekilde hem içerik olarak hem görüntü olarak Ecevit'i istifa ettirme kampanyasından ibaret hale geldi.

Bu, en az Ecevit'in durumu kadar sağlıksız bir tablodur...

Önce şunu bilmek ve görmek gerek:

Bugün sorun olarak karşımızda duran Ecevit'in sağlık durumundan çok, mevcut siyasi iktidar kompozisyonudur ve bu kompozisyonun kendi içinde yaşadığı kilitlenmenin kabul edilemez safhaya ulaşmasıdır.

Nitekim son liderler zirvesinde çıkan "2004'e kadar hükümete devam kararı", bu çerçevede "devam koşullarının AB sürecinden daha önemli hale gelmesi" ve tabii bu koşulların Kopenhag kriterlerine uyum yerine bu kriterlere direnç olarak şeklini alması", Ecevit'ten çok "hükümet ortakları arasındaki çatlaklarla ve partilerin seçim beklentileriyle ilgilidir."

Ecevit'in sağlık durumunun sürekli bir belirsizlik havasını pompalayarak, seçim kokusu yayması elbette bu bu dengeyi zorlayan bir faktördür. Ama diğerleri arasında sadece bir faktördür. Bu faktörün ortadan kalkması, yani Ecevit'in başbakanlıktan hemen çekilmesi diğer olumsuz faktörleri ortadan kaldırmaz.

Son yazımızda da vurguladık, Ecevit'in yapması gereken aslında geçişi sağlamaktır. Önce olağanüstü bir kongre tarihi açıklamak, onu takip eden birkaç gün içinde erken seçimlere ilişkin bir mutabakat yapmak ve çekilmek. Ne var ki, bu pek mümkün görünmüyor. Zira Ecevit'in böyle bir niyeti yok. Bu durumda en büyük tehlike ani bir durumla karşılaşmak, Ecevit'in başbakanlık yapamayacak hale gelmesiyle ortaya çıkacak kaosun ocağına düşmektir.

Ancak şunu da teslim etmek gerekir:

Bugün sürdürülen Ecevit karşıtı kampanyanın arzu edilen sonucu da farklı olmaz. Siyasi partiler arasındaki gitgide belirginleşen, erken seçime endeksli kavga hali, devlet-siyaset arasında yaşanan 28 Şubat'tan kalma dengesizlikler, AB süreci meselesindeki aşırı popülist bölünmüşlük, istenilen istikrarı üretmeye imkan vermeyeceği gibi, ortaya çıkacak tablo bugünkünden daha vahim olur.

Bu görüntü Ecevit faktörünün ötesinde, derindeki bir soruna işaret etmektedir. Bu sorun, bugün yenilenme isteyenlerin, ürettikleri kolu bacağı budanmış, 28 Şubat kalıntısı bir siyasi sistemin sorunudur.

Yani örselenmiş, temsil krizi içine düşmüş, bu krizi telafi yolunu "devlete ve milliyetçiliğe endeksli ucuz bir popülizm"le telafi etmeye çalışan siyasi partileriyle güdük bir sistem...

Yani marjinalize edilmiş, kamuoyu safsatasıyla "medya elinde manipüle edilme, hatta keyfi bir şekilde temsil edilme kıvamına getirilmiş toplum yapısı"yla, tesettür meselesinden Kürt meselesine, gecekondulara kadar askıya alınmış, bırakın temsilini, ifadesi bile yasaklanmış sorunlarıyla bloke bir sistem...

Yani siyasi iktidarlara bıraktığı alanı iyice daraltmış, devlet ve asker kontrolunu olabilecek en üst noktalara taşımış, "milli politikaların toplumsal ve akılcı politikalara tahakküm kurduğu" kavruk bir sistem...

Yani büyük sermaye gruplarını sivil toplum örgütü sanan, "AB konusunda retçi bir ataerkillikle devletçi ya da devletten bekleyen bir liberalizm arasına sıkıştırılmış düşünce dünyası"yla garip bir sistem...

Tüm bu sorunları, bu sorunların bir parçası olan, hatta bu sorunların ürettiği bir aktör olan Ecevit'in istifasıyla aşmayı beklemek tam bir gaflettir.

Ecevit'in akıllı bir geçiş politikasıyla bu sorunların en azından bir kısmının normalleşmesi için adım atması elbette arzu edilir. Ama yukarıda da söylediğimiz gibi bu gerçekçi değildir. Değildir, zira ne Ecevit buna hazırdır; ne de safiyane amaçlarla sürdürüldüğü havası verilen içi pislik dolu mevcut kumpaslar buna imkan verecektir.

Zira bugün yapılan, Ecevit'i istifaya zorlamanın ötesinde, "DSP'yi ve yeni hükümeti dizayn etme girişimleri"dir ve bu sadece geri teper...

Bu safiyane görüntülü kumpaslarla yarın konuya devam edeceğiz...



6 Temmuz 2002
Cumartesi
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED