T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Dil nasıl diler?

-Sözcükler olmasaydı, düşünce(ler) dile getirilemezdi. Yani düşünce(ler) sadece dil aracılığıyla dile getirilebilir; zira "dile getirilebilir olan" ancak dile getirilebilir. [Gottlob Frege ise 1897'de şöyle yazıyordu: "Birşey dile getirilirse, ancak birşey aracılığıyla dile getirilir."]

O halde şöyle de denebilir: Dil, düşünce için evvelemirde bir 'imkân'... bir 'vasat'... ve en nihayet bir 'vâsıta'...

Neyin imkânı, neyin vasatı, neyin vâsıtası: düşünme'nin (=düşünme eyleminin) mi, düşüncelerin mi (=düşünme eyleminin sonuçlarının mı)?!?

İlk şık tercih edilirse, şu yar-gı ile karşılaşılır: "Sözcükler olmasaydı, düşünemezdik."

Oysa başta sözcüklerin, düşünceleri dile getirme'nin bir imkânı, vasatı, vâsıtası olduğu söylenmişti; düşünme'nin/düşünce'nin bir sebebi, illeti olduğu değil. Yani dil düşünme'yi mümkün kılan bir imkân değil, aksine düşünce'yi dışa vuran, aktaran, aktarmakla temsil eden, temsil etmekle tefsir eden bir imkân...

"Sözcükler olmasaydı, düşünemezdik" diyebilseydik, bu, şu anlama gelecekti: Düşünme eylemi ancak sözcükler aracılığıyla 'gerçekleşebilir'; sözcükler varsa, düşünme de vardır; yoksa yoktur. Sözcüklerin varlığı düşünmenin varlığını, yokluğu da düşünmenin yokluğunu gerektirir.

Sözcükler, düşünce'nin temsili için bir imkân olmaktan çıkıp, onun varlığının sebebi kılınınca pekâlâ tersi de söylenebilir: Düşünmenin varlığı, sözcüklerin varlığını gerektirir; yokluğu da sözcüklerin yokluğunu.... yani düşünce varsa, sözcükler de vardır, yoksa yoktur. Böylelikle bu koşullu önermenin 'muttasıla' olması değil, bilakis 'lüzûmiye' olması, dil'i (sözcükleri) düşünme'nin (düşüncenin) ve tabiatıyla düşünme'yi de dil'in illeti (varlık sebebi) kılıyor; dolayısıyla lâzım-melzûm münasebetinden de 'lüzûm' doğuyor.

Buna karşın ikinci şık kabul edilir ve dil'in 'düşünme' için değil, 'düşünce' için bir vasat ve vâsıta olduğu söylenebilirse, o takdirde dil'in düşünce'ye bir temsil ve tefsir imkânı sunduğu belirtilmiş olur.

İmdi temel-yargıyı şöyle demekle kes(k)inleştiriyoruz: "İnsanoğlu sözcüklerle düşünür" değil; "İnsanoğlu kavramlarla düşünür."

Kalınlaşan düşünce gövdesini tekrar yarıp işbu "yar-gı"mızı şu şekilde özetliyor, öze getiriyoruz: Dil, düşünme için değil, düşünce için, düşünce'nin dile getirilebilmesi için bir imkândır; sözcükler kavramları dile getirmek, onları dilde tutmak için bir vasat, vâsıtadır. Şöyle ki: Sözcükler olmasaydı, kavramlar dile getirilemezdi. Düşünce (=kavram) düşünme'nin (=kavrama'nın) hâsılası.... Sözcükler ise düşüncelerin/kavramların temsili...

Düşünmek, düşlemek midir? Elbette hayır! Düşlemek sadece tasavvur etmek değil, tahayyül etmektir de aynı zamanda... hayal kurmak yani... 'Hayal' kurulan, kuruntulanan bir 'şey' olduğundan, tahayyülün varlık'a nisbeti haberî değil, inşaî'dir; hakikî değil mecazî'dir. Düşünce hep düşler çünkü... Tasavvur etmek ise dışarıdan al-ınan, al-gılanan sûretlerle işlem yapmaktır; dolayısıyla önce tasavvur, sonra tahayyül ederiz. Dışarıdan aldığımız sûretlere al-gı (idrak), bu algıları yara yara (bölerek) vardığımız neticelere ise yar-gı (hüküm) diyoruz. Algılar zihinde bazen yarılmış (bir yargı halinde) bazen de yarılmamış olarak (yargısız bir sûrette) bulunabilir. Dolayısıyla herbir algı için tek tek 'doğru' ya da 'yanlış' yargısı verilemez; verilebilmesi için algıların yarılması, doğru ya da yanlış demeyi mümkün kılacak şekilde varlık'a bir nisbetinin kurulması gerekir. Tasavvurun varlık'a nisbeti 'muhayyile' aracılığıyla değil, 'müfekkire' aracılığıyla olduğunda algılarımız da, yargılarımız da 'düşünce' (tefekkür) adını almaya hak kazanmış demektir.

İşte dil bu yarılmış algıları diler ve algıların yarılmasını yeterli bulmayıp doğası gereği onları tekrar dilemek ister. Lâkin asıl sorun şu:

Dil nasıl diler?


6 Temmuz 2002
Cumartesi
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED