T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Şah Mesud'u kim öldürdü?

Soykırım, savaş suçu, katliam gibi insanlığa karşı suç işleyenleri yargılamak için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi üzerinde Avrupa Birliği ile Amerika arasında yaşanan restleşme, iki blok arasındaki tansiyonu Soğuk Savaş'ın sona erdiği günden bu yana ilk kez bu derece yükseltti. Sovyetler'in yıkılmasıyla "Batı'nın liderliği"nden "dünyanın liderliği"ne geçme fırsatı yakalayan, uluslararası hukuku yeniden tanımlayan, uluslararası kurumları ABD dış politikasının araçları haline getiren, küresel kaynaklara el koyan, hırçın bir istila histerisine tutulan ABD, 11 Eylül sonrası başlattığı küresel savaşı sınırlayacağı korkusuyla mahkemeyi sabote etmeye, Avrupa ise, ABD'nin hegemonya savaşını sınırlamaya çalışıyor.

Aslında kimsenin savaş suçları, katliam, soykırım gibi ihlallerin önlenmesi diye bir derdi yok. Kavga, iki güç arasında 1990'larda başlayanın yeni bir boyutu.

Katliam hakkı ve ABD-AB restleşmesi

Mahkemenin yetki alanından çıkmak için askeri tehditlere başvuran ABD, bir vatandaşının tutuklanıp Lahey'e götürülmesi halinde askeri yöntem kullanmak için "Hollanda'ya müdahale yasası" adında kanun bile çıkardı. ABD, kendi askerlerinin yaptığı katliamların, tecavüzlerin, işkencelerin, Guantanamo'daki esirlere uygulanan yöntemlerin, ABD askeri üslerinde tutulan sayısı bilinmeyen esirlerin kimseyi ilgilendirmediğini düşünüyor. Dolayısıyla vatandaşlarının muaf tutulmasını, yani "katliam yapma hakkı" istiyor. ABD'nin BM Büyükelçisi John Negroponte bile Nikaragua'daki CIA operasyonları nedeniyle suçlanan bir kişi. İmtiyaz verilmeyince Bosna Barış Gücü'nün süresinin uzatılmasını veto etti. Ardından, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinin kendisi gibi muaf tutulmasını önerdi.

ABD'nin Bosna'daki bu güçte 46 askeri var. NATO liderliğindeki güçte ise birkaç bin askeri. Tartışma konusu polis gücü olarak kullanılan bu 46 asker. Bu anlamda, BM'nin 18 operasyonunda ABD polisi var. Oysa dünya geneline dağılmış "iki yüz bin" ABD askeri var. Bunlar barış için değil, savaş için dünyaya dağılmış durumda. AB'nin baskısına karşı ABD bir taşla iki kuş vurmayı planlıyor: Hem Ceza Mahkemesi'ni sabote edecek hem de 'barış gücü' angaryasından kurtulacak.

George Bush yönetimi, göreve geldiğinden bu yana bu programdan kurtulmaya çalıyor. "Amerika savaşır, kazanır ve istediğini alır. O ulusu yeniden inşa etme gibi bir görevi yoktur" diyen Bush yönetimi, bu politikasını Afganistan'da uyguladı ve "angarya" işleri başka ülkelere yıktı. Kabil'i koruyan ISAF gücüne karşı çıktı. Bu konuda İngiltere ile aralarında ciddi anlaşmazlık belirdi. İngiltere'nin ortaya attığı formül üzerine gücün yönetimi Türkiye'ye devredildi. ABD, Ceza Mahkemesi konusunda istediğini alsa bile artık "barış gücü"nde yer almayacak. Tek başına Orta Asya'da, Ortadoğu'da, Orta Afrika'da ve Güneydoğu Asya'da askeri harekatlarını sürdürecek.

Avrupa/Rusya/İran ekseni

Avrupa'nın, 11 Eylül saldırılarından hemen sonra başlayan küresel savaşta ABD'nin yanında yer almasının tek nedeni, küresel enerji kaynaklarından tamamen dışlanma korkusuydu. Enerji kaynaklarının ABD'nin denetimine geçmesi, "yeni süper güç" olarak ortaya çıkan Avrupa'yı kendi sınırlarına hapsedecekti. Savaşın kapsamı genişledikçe AB sınırlı desteğini geri çekmeye, ABD-AB arasındaki rekabeti yeniden canlandırmaya başladı. Euro ile ABD dolarının 70 yıllık global egemenliğine savaş açan AB, siyasi ve ekonomik rekabet alanlarını Ortadoğu, Rusya, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz, Kafkaslar, Orta Asya ve Hindistan'a kadar yayıyor. ABD'nin Irak'a müdahalesine karşı çıkarken İran'la sağlam ilişkilere giriyor. ABD'nin İsrail'e tam destek vermesine karşın Filistin'i önceleyen bir politika uyguluyor. NATO'nun ABD'nin savaş gücü olarak görev alanını dünyaya yaymasına karşı Avrupa Ordusu ile askeri alanda da rekabetin ilk adımlarını atıyor. ABD, AB'nin meydan okumasına parlak askeri gücü ile karşılık verdi. Afganistan savaşı ABD'nin hem Avrupa'ya yaptığı bir şov oldu.

Rekabetin önemli kareleri 11 Eylül öncesine ait. Almanya, Fransa, Rusya, Çin ve İran arasında oluşturulan ve Avrupa'da'ya, Orta Asya'dan Basra Körfezi'ne inen "ekonomi/güvenlik ekseni", Orta Asya'da, Hazar enerji kaynaklarında ve Kafkasya'da ABD çıkarlarını yerle bir etti. Hazar petrolleri üzerindeki ABD tezlerini bitiren eksen, Taliban'ı devirip Afganistan'ı da kontrolü altına alarak enerji projelerine Hint Okyanusu'na da kattı. Bu stratejik hat, ABD'nin küresel hegemonya hedefine karşı Avrupa'nın açık meydan okumasıydı.

Afganistan'a kim hakim olacak?

Taliban'a karşı savaşan Ahmed Şah Mesud, AB tarafından Strasbourg'a davet edildi ve en üst düzeyde ağırlandı. Mesud, Avrupa Parlamentosu'ndaki konuşmasında "Afganistan'ı yeniden fethetmek" için yardım istedi ve bu desteği aldı. AB, Mesud'a Taliban'ı devirmek için ekonomik ve askeri destek taahhüt etti.

Avrupa'nın meydan okuması Afganistan'la tamamlanacaktı. Taliban devrilecek, Avrupa'ya, daha doğrusu Fransa'ya yakın Mesud iktidara getirilecek, böylece Kıta Avrupası tarihinde ilk kez Afganistan üzerinde etkin güç haline gelecekti. "Büyük Oyun" ve Afganistan üzerinde 1 Dünya Savaşı yıllarındaki Alman-İngiliz rekabeti gözönüne getirilince bu Avrupa için tarihi bir zafer olacaktı. Afganistan üzerinden Orta Asya/Kafkaslar, enerji kaynakları ve boru hatları üzerninde ABD/İngiliz planları bertaraf edilecekti. Ancak Mesud Avrupa'dan döndükten kısa süre sonra öldürüldü. Ardından 11 Eylül saldırıları oldu ve ABD Afganistan'a ve Orta Asya'ya yerleşti. ABD/İngiliz hegemonyası kıta Avrupa'sının planlarını yerle bir etti. Ardından savaşın kapsamı dünyanın bütün kaynaklarını içine alacak şekilde genişletildi ve devam ediyor. Bizler, "İslamcı terör" palavralarını tartışaduralım, ABD-Avrupa arasındaki rekabet her alanda şiddetini artırırken, dünyayı yeniden biçimlendiriyor.

Mesud'u kimlerin öldürdüğünü bu bakışaçısıyla yeniden düşünmekte yarar var. Ayrıca, "ABD/İngiltere/İsrail üçgeni"nin "tetikçi gücü" olmayı tercih eden Türkiye'nin AB ile ilişkilerini ve Kıbrıs sorununu da bu açıdan ele almak gerekiyor.


6 Temmuz 2002
Cumartesi
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED