T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bu ne biçim Deniz Gezmiş?
Bu ne biçim devrimci film?

Sinemada da görmüştüm, ama, merakıma mağlup olup bir kez de televizyondan izledim.

Reis Çelik'in "Hoşçakal Yarın" filminden sözediyorum.

Politik bir film.

Reis Çelik, öyküyü oluştururken Avukat Halit Çelenk'in anlattıklarından (anılarından) yararlanmış. Zaten Çelenk'in anılarını çıktığınızda, ortada öykü namına bir şey de kalmıyor.

Finaldeki dramatik sabuklamalar da, büyük ölçüde Çelenk'in anlattıklarından...

İşinin erbabı bir yönetmen Çelenk'in "dehşet" öyküsünden iyi bir film, ne bileyim en azından Kosta Gavras düzeyinde bir "politik kurdela" çıkarabilir.

Reis Çelik çıkarabilmiş mi?

Hayır...

Kötü, son derece kötü bir film "Hoşçakal Yarın."

Üstelik, kötü bir ajitasyon örneği...

Hele (Deniz Gezmiş rolünde) Berhan Şimşek ve muhtemelen "Ali Elverdi-Baki Tuğ" karışımı bir tipi canlandıran Tunçel Kurtiz'in abartılı ve çoğu zaman "komik" kaçan rol kesmeleri...

"Görüntü Yönetmeni"nin adını okuyamadım? Önemli bir isim olsa gerek. Yeşilçam yetiştirmesi sıradan bir yardımcı yönetmen de bu kadar görüntüyü alabilirdi.

Ses efektleri ve Cengiz Özdemir'in müziği iyi.

Onun dışında "sinema" adına bir şey yok.

Daha da kötüsü ne?

Reis Çelik, klâsik ifadesiyle, "filmi birtakım politik mülahazalara" kurban etmiş. Meğer Deniz Gezmiş ve arkadaşları, anayasayı ilga suçundan değil, 61 Anayasası'na sahip çıktıkları için asılmışlar.

Filmin bir sahnesi var ki, tam fecaat:

Halk adına "tam bağımsızlık" için savaşan Deniz Gezmiş, yakayı ele verdiğinde hükümetin asayiş kuvvetlerine (polise) teslim olmayı reddediyor; "satılmışlara ve işbirlikçilere teslim olmam" deyip, jandarma komutanına yöneliyor...

Kötü polis, iyi asker muhabbeti.

Film boyunca, alttan alta 60 darbesinin "görece özgürlük ortamı"na (!) göndermeler var.

Halk adına savaşanlar, halkın tesis ettiği bir iktidardan neden şekvacı olurlar, anlamak mümkün değil! Hele, bu iktidarın, tek parti faşizmine son veren 50 devriminin üzerine oturduğu düşünülürse?

Senaryoyu İlhan Selçuk yazsa, daha isabetli olurdu.

Çok partili sistemi "Osmanlı gericiliği" ilan eden; subayın, daha doğrusu "ilerici subay"ın siyasete karışmasını doğal ve "olması gereken bir davranış" sayan İlhan abi, daha net, daha açık mesajlar verebilirdi.

Filmi izlediğinizde 60 darbesinin "iyi", 71 ve 80 darbelerinin "kötü" olduğunu öğreniyorsunuz.

Tipik "aydınlanmacı" bakışı...

Filmde bir tek Marks, bir tek Lenin, bir tek Mao ismi geçmiyor.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları, "Marksist" terminolojiyle değil, "Kemalist" terminolojiyle, yani resmî düşünceyi arkalayarak kalkışıyorlar eyleme.

Ve film, 28 Şubat'ı haklı gösteren mülahazalarla son buluyor.

Ben Reis Çelik'in yerinde olsaydım, müziği postmodern darbe sürecinin "gözde" starı Kenan Doğulu'ya yaptırır, Çevik Bir'in "balans ayarı" çekerkenki görüntüsünü de mutlaka bir yerlere sokuştururdum.


6 Temmuz 2002
Cumartesi
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED