T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Hangi yenilik?

"Kırk yıllık Kani olur mu Yani?"

Bu sözü İsmail Cem için kullanmak istemezdim. Ama dünkü profili, Mevlana Hazretleri'nin "Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım" sözüne atıfta bulunsa da Cem'i böyle bir çerçevede görmeye zorluyor. Nedir Kani? Son Sosyal Demokrasi'ye rampa yapan çağdaş CHP çizgisidir. Cem, klasik CHP'nin tüm kutsallarını temel çerçeve olarak sunuyor. "Türkiye'nin Cumhuriyet ihtilalilin doğrultusunda kendisini yenilemesi..." Bunlar seçilmiş ilginç kelimeler... Bir Neo- Kemalizm yorumu... Adresi belli bir sol üsluptur. Seslendiren bakımından inanılırlığı tartışmalı da olsa...

Cem'in bu çizgisi ile yeni oluşumla ilgili "merkezi kucaklama" hesabı da bir anlamda ıskalanmış oldu.

Bu hüviyeti içinde Cem'in temel yanılgısı, bu çerçevenin toplum zemininde "çağdaş çoğunluk" olduğunu, böylece "Türkiye'yi kucaklayacağı"nı zannetmesi. ...

Şu söylenebilir ki bu çerçeve, bizzat ilk hitab edeceği sol - kemalist çevrede bile - ki şu anda 6 kadar ayrı siyasi yapılanış halindedir- ciddi redde maruz kalacaktır. Nitekim CHP Genel Sekreter Yardımcısı Algan Hacaloğlu'nun ilk tepkisi "Türkiye'nin kurtarıcılara ihtiyacı yok" şeklinde oldu Cem'in ilk beyanatına...

Geniş halk kitlelerine gelince, orada çok daha zayıf bir ilgiye mazhar olacaktır Cem'in konuşması... Bir kere Cem, şu an iktidarda bulunan bir hükümetin içinden çıkıp geliyor. Bu hareketin içinde aynı hükümetin hemen tüm DSP'li bakanları var, bu hükümete güç vermiş milletvekilleri var. Yani bu hükümetin yapamadığı hangi şeyi yapabilme iktidarına sahip olacaktır bu hareket? Ya da "Bütün günah Ecevit'te miydi?" diye sormak gerekmmez mi? Aynı şekilde Ecevit bilinen ölçüde rahatsız hale gelmeseydi, Cem - Özkan ve ötekiler, ayrı bir siyasi hareket için harekete geçecekler miydi?

Cem'in liderliğini yaptığı hareketin tek yeniliğinden, pazarlanabilir tek özelliğinden söz edilebilir o da Kemal Derviş boyutudur. Şu söylenebilir sanıyorum: Hüsamettin Özkan'ın lider olarak hiç şansı yoktu. Bu doğru. Ama eğer bu hareketin liderliğini Cem değil de Kemal Derviş yapsaydı, en azından bugüne kadarki nisbeten nötr imajı sebebiyle, daha geniş bir yelpazede ilgi uyandırması mümkün olabilirdi. Ve sanıyorum ki Derviş, Cem kadar halkta allerjik etkiler yapan "sol - kemalist" vurgular taşıyan bir üsluba yönelmeyecekti.

Bununla birlikte, Kemal Derviş boyutu da, Türkiye'nin yönetilmesi açısından her gün daha dramatik bir görünüşün uzantısı durumuna gelmektedir.

Şu tesbiti birlikte okuyalım:

"Türkiye'yi Dünya Bankası idare etmiyor. Dünya Bankası veya İMF yardımcı olmadan önce de Türkiye vardı.... Türkiye, Hazine Bakanı'nı Ekonomi Bakanı yaptı ve 'her şey' haline getirdi. Şimdi de şaşırıyor, 'ne oluyor' diye." Bu sözün sahibi 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'dir.

Demirel'in bu sözünü tersinden okumak, sözün maksadını anlamak için daha doğru bir yol olur, sanırım. Yani Demirel "Derviş'in şahsında yaşananlar, Türkiye'yi Dünya Bankası ve İMF idare ediyor gibi bir görüntü sergiliyor" demek istiyor.

Derviş Cem'le birlikte hareket ediyor, bunun için istifa ediyor, ama İMF ile ilişkiler sebebiyle istifa etmemesi isteniyor, hükümet içinde isyancı bir hareketin uzantısı olarak duruyor. Nasıl? Demokratik açıdan şık mı? Madem o orda duracak, ötekiler, yani DSP ve MHP nasıl orada durabiliyor hâlâ?

Türkiye hiç bir zaman böylesine tek adama endeksli hale gelmemişti ki bunu da İMF ve Dünya Bankası politikaları bu noktaya getirdi. Elbet Türkiye'nin İMF ve Dünya Bankasına böylesine muhtaç duruma düşürülmesinin günahından da söz etmek gerekir, ama bu iki global finans kuruluşunun "işgüderi" konumunda bir görünümden yola çıkıp, siyasette "kurtarıcı" rollerine soyunmak da, ona bu payeyi vermek de, Türkiye siyaseti açısından utanç vericidir. "Uluslararası finans çevreleri, kanırta kanırta, Türkiye'ye lider empoze ediyor" demek yanlış olur mu? Ve eğer böyle bir gerçeklik varsa, ortada halk iradesi diye bir şeyin kaldığından söz edilebilir mi?

Halka denmek isteniyor ki:

-Bak, Dünya Bankası ve İMF, ve bu kurumların arkasında bulunan uluslararası irade Türkiye için en ideal olanı seçti. Uluslararası medya müthiş heyecan duyuyor. Derviş ve Cem, CNN İnternational'de birinci haber... Adamlar yayını kesip Cem'in açıklamasını canlı yayında veriyorlar. Sanki ihtilal olmuş gibi. Ulusal medyanın bu uluslararası heyecandan başı dönüyor. Bundan sonra senden de beklenen onu oylarınla iktidar yapmaktır. Eğer bunu gerçekleştirmezsen ölümlerden ölüm beğen. Derviş istifa edince ne oluyor, istifadan dönünce ne oluyor bir gün değil, bir saat içinde olan bitenleri, borsanın, dövizlerin , faizlerin iniş çıkışını gözlüyorsun. Artık aklın varsa durumu kavrarsın. İMF ve Dünya Bankası, Türkiye'nin arkasından çekilirse bu ülkenin başına nelerin geleceğini görmek istiyorsan Arjantin'e bak.

Dayatma budur.

Bir büyü içine sokulmak isteniyor Türkiye...

İşin garibi, halk büyülenmek istenirken, büyücülerin yandaşları kendi büyülerinin büyüsüne kapılmış durumda.

Oysa halk, öyle kolay büyülenecek gibi değil. Çünkü derisinde, Türkiye gerçeklerinin yakıcı izi bulunuyor. Cem'in ne Yorgo ile dansetmesi bir anlam taşıyor halk için, ne de Derviş'in İMF ve Dünya Bankası ile kusursuz tangosu... Dört kişilik ailenin açlık sınırı 384 milyon, yoksulluk sınırı 1 milyar 79 milyon olmuş... Türkiye nüfusunun yüzde kaçı açlık, yüzde kaçı yoksulluk sınırı altında? İşsizlik kimleri yakıyor? Kaç genç üniversiteli işsizi var bu ülkenin? Büyüye gelecek gibi değil insanlar...

Burada bir konuya daha temas etmek gerekiyor:

Bu hareket karşısında belirli çevrelerin gösterdiği heyecan, biraz da Tayyip Erdoğan hereketi karşısında bir alternatif bulma umuduyla alakalıdır. Uluslararası sistemin ve yerli uzantılarının kaç zamandır sıkıntısı buydu. Dünya sistemi IMF kredileriyle halk iradesi nezdinde böyle bir alternatifi satın aldığını düşünüyor olmalıdır. Bu sevinç gözleniyor. Ama bu ülke insanının müstesna bir hiss-i seliminin bulunduğunu da unutmamak gerekiyor. Birilerinin erken sevindiğini düşünüyorum.


13 Temmuz 2002
Cumartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED