|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bak şu kurtarıcılara
"Türkiye'yi kurtaracak ekip" olarak takdim edilen, İsmail Cem liderliğindeki 'yeni oluşum' Türkiye'deki krizin baş aktörleri.
İSMAİL CEM: Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile sirtaki oynaması ve özel dostluk kurması dışında Türk dış politikasının etkinliği konusunda bir çabası görülmedi. Türkiye'de yapılan uluslararası toplantıların, İslam ülkeleri ile olan ilişkilerin etkinliğini değerlendiremedi. Ancak Papandreu, Cem ile "fotoğraf" vermenin dışında AB konusunda Türkiye lehine bir çıkışta bulunmadığı gibi, Kıbrıs konusunu sürekli "tehdit" unsuru olarak gündemde tuttu. Cem'in de, ekonomik kararların altında imzası yer alıyor. HÜSAMETTİN ÖZKAN: 55. , 56. ve 57. hükümetler döneminde hep kilit isim oldu. Özellikle, 57. hükümet döneminde "gölge başbakan" olarak biliniyor. Onun döneminde, Türkiye Kasım ve Şubat krizlerini yaşadı. 19 Şubat tarihli MGK toplantısında da, "yolsuzluklarla mücadele etmiyorsunuz" diyen Cumhurbaşkanı Sezer ile "kavga ederek" Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizin fitilini ateşledi. Sezer'e "Seni biz seçtirdik, nankör kedi" dediği iddia edildi. Ayrıca, "Ekonominin Susurluk'u" olarak bilinen Türkiye Halk Bankası da ona bağlıydı. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, Halkbank ile ilgili 13 ayrı dosya hazırladı. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nun Halkbank hakkında 40'a yakın soruşturma talebi bulunuyor. DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Özkan hakkında, batık bankaların dosyalarını sümenaltı ettikleri suçlamasıyla fezleke hazırladı. RECEP ÖNAL: 57. hükümetin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Önal, döneminde, IMF ile üç yıllık istikrar programı uygulandı. Ve bu programla birlikte, Türkiye Kasım ve Şubat krizlerine girdi. Tüm bürokratları istifa etmesine rağmen, Önal istifa etmedi. DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in batık bankaların dosyalarını sümenalatı ettikleri suçlamasıyla hazırladığı fezlekede Özkan'la birlikte adı geçiyordu. Görevini Derviş'e teslim ederken de Devlet Bakanlığı'na getirilmeyi içine sindirebildi. METİN BOSTANCIOĞLU: Bostancıoğlu, en uzun süre Milli Eğitim Bakanlığı yapan üçüncü kişi olarak tarihe geçti. Kendi partisinden gelen tepkilere rağmen bu koltuğu korumayı başardı. 8 yıllık zorunlu eğitim için getirilen vergilere ve toplanan bağışlara rağmen eğitim sisteminde iyileşme sağlanamadı. Toplanan paraların sağlıklı dökümü yapılamadı. Taşımalı eğitim nedeniyle onlarca öğrenci kazalarda can verdi, onbinlercesi ise soğuk kış günleridne yaya yürümek zorunda kaldı. Okullarda başörtüsü yasağı nedeniyle onbinlerce öğrenci eğitim hakkından mahrum bırakıldı. Okullarda da "laik-anti laik" ayrımını körükledi.
|
|
|
|
|
|
|
|