|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dıs borca güvenen her ülke iflas eder
Yenişafak Cezayir barış toplumu hareketi (MPS) partisinin lideri mahfuz Nahnah ile görüştü Cezayir Barış Toplumu Hareketi (MPS)'nin lideri Mahfuz en-Nahnah, geçtiğimiz günlerde Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSİAD) davetlisi olarak İstanbul'a geldi. 30 Mayıs 2002'de yapılan en son seçimde 389 kişilik Cezayir Parlamentosu'ndan 38 milletvekili çıkaran MPS'nin lideri Nahnah'la arkadaşımız Turan Kışlakçı görüştü. Türkiye ve Cezayir arasındaki iktisadi ilişkileri nasıl buluyorsunuz? Türkiye ve Cezayir arasındaki ilişkiler çok eskiye dayanıyor. 21. yüzyılın başında bu ilişkilerin tüm yönleriyle yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Akdeniz'in doğusuyla batısındaki bu iki ülke arasında bir köprü oluşturup, tarihi hatalar da izole edilirse böylece yeni fırsatlar üzerine bir şeyler inşa edilerek kuvvetli bir bağ geliştirilebilir. Ekonomik kriz, Türkiye ve Cezayir toplumlarını derinden vurdu. Ülkelerimizin çok büyük imkan ve tecrübeleri var. İşte bundan yola çıkarak ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesinde tarihimiz önemli bir rol oynamakta. Türkiye ve Cezayir arasındaki ilişkilerin gelişmesinde yeni şeylerin üretilmesinde işadamlarına çok büyük vazifeler düşmekte. Birçok işadamının Cezayir'e ihracat yaptığını biliyoruz. Cezayirliler de buradan mal ithal ediyor. Bu aşamayı ilişkilerin gelişmesinde ilk adım olarak kabul edebilir miyiz? Bu adımlar olumlu elbette ki. Biz bu tür ilişkileri teşvik edenlerdeniz. Biz bu tacirler ve üreticilerin çabalarını takdir ediyoruz. Ayrıca Cezayir'de onlara imkan sağlayıp karşılayanları da takdir ediyoruz. Bir şeyleri biriktirip ve yeni şeyler inşa etmek bazı talepleri gerektiriyor. Birincisi her iki ülke arasındaki rasyonalist ilişki. İkincisi üreticiler arasındaki faaliyet ilişkisine gereksinim görmektedir. Üçüncüsü ise her iki ülkeyi, iki kutbu (doğu ve batıyı) temsil edecek bir güç oluşturmak. Her iki güçlü kutup Akdeniz düzeyinde birbirine destek olmalı. MÜSİAD iki ülkeyi yakınlaştırdı Konuşmanızda Cezayir'in de IMF'den yardım, borç ve destek aldığını belirttiniz. Bu Cezayir'i krizden kurtulmasına mı yaradı yoksa krizin daha bir içine sürüklenmesine mi neden oldu? Her kim sosyalist nizamı uyguladı ise iflas etti ve her kim yabancı borca dayanırsa iflas eder. Bunun için Akdeniz'deki ülkeler güçlü bir ilişkiye girmelidir. Ayrıca Afrika, Avrupa, Asya ve Amerika ile de anlaşmalara gidilmelidir. Birbirini tamamlayan iktisadi bir bina kuruluncaya dek biz Barış Toplumu Hareketi olarak Cezayir ve Türkiye arasında en yakın zamanda resmi ve toplumsal bir anlaşmanın sağlanacağına inanıyoruz. İşte MÜSİAD'ın da yapmak istediği bu. MÜSİAD'ın bu çalışması tüm işadamı üyeleri ile birlikte Türkiye ve Cezayir'deki işsizliği ortadan kaldıracaktır. Eğer işsizlik önlenemezse bu zamanla gazap ve intikama dönüşecektir. İntikamın tercümesi ise terördür. Terörü ortadan kaldırabilmemiz için demokrasinin mutlaka işleme sokulması gerekiyor. Peki sayın Nahnah Türkiye ve Cezayir ilişkilerinin geleceği hakkında ne tür beklentileriniz var? Gelecek bize diyor ki, açık bir şekilde, tek bir siyasi nizama ve iktisadi devlet yapılanmaya alan yoktur. Bunun için mutlaka güçlü iktisadi, beşeri, tarihi bir yapılanmaya ihtiyaç var ki, böylece o devlet rahat bir şekilde kalkınabilsin. Türkiye, Cezayir, Libya, Tunus, Mısır ortak iktisadi bir birlik inşa edebilirler. Bu vesileyle ilk önemli merhalenin ilk adımı atılmış olur. Bu da ortak bir bankanın kurulmasını gerektiriyor. Bu ilk amacımız olmalı. Cezayir ve Türkiye arasında ortak bir banka ve Arap-Türk bankası. Bu da anlaşmalı ülkelere borçlanma ve destek olma konusunda yardımcı olmalıdır. Ancak bu malların aklanma (kopyalanması) fikrinden uzak olmalıdır. 11 Eylül olaylarının ardından özellikle Müslüman ülkelere ve Müslümanlara yönelik şiddet arttı. Bunu nasıl karşılıyorsunuz? 11 Eylül sadece Müslümanları değil tüm ülkeleri etkiledi. Milliyetçi hareketler de, İslami hareketler de gücünü kaybetmeye ve gerilemeye başladı. Herkes gerilemeye başladı. Hatta, ABD de eski ihtişamını yitirdi. Halkların ve devletlerin ABD'ye olan sevgisi azalmaya başladı. Çünkü, terörizme karşı hikmetli bir şekilde tasarrufta bulunmadı. Cezayir'in ilk nişanlısı Türkiye Cezayir, doğalgaz ve enerji zengini bir ülke olmasına rağmen sizce neden ekonomik bir kriz içinde yaşıyor? Cezayir doğal kaynaklar yönüyle zengin bir ülkedir. Ancak Cezayir, diğer bazı devletler gibi merkezi iktisadi sistemi yani sosyalist sistemi uyguladı. Ayrıca, tek partili bir sistemi uyguladı. Sonra tek partili sistem ve sosyalist nizamın İslam alemi ve üçüncü dünyada problemlerin kaynağı olduğunu gördük. Cezayir yönetimin iflasının sebebi de tek partili sistem ve merkezi iktisadi nizamdır. Bu ve buna benzer nedenler Cezayir'in zengin olmasına rağmen krizde yaşamasına neden oldu. Sonunda Cezayir'i İMF'ye bağladı. Cezayir, İMF'den yardım, borç ve destek talep etti. Fakat Cezayir ve Türkiye'nin mashalatlarını kontrol altına alabilecek başka bir yol bulursak, muhakkak ki onu teşvik edeceğiz. Hedefimize götürecek bir yol olmalı. Burada bir şeyi belirtmek istiyorum. Cezayir, pazar ekonomisine girmesiyle bir geline benzedi. Herkes onunla nişanlanmak için didiniyor. Fakat, Akdeniz'de Cezayir'in ilk nişanlısı Türkiye'dir ve temennimiz, her iki taraf arasında kabul ve rızanın olmasıdır. Bu da her iki ülkenin maslahatına yarayacaktır. Mahfuz Nahnah kimdir? 1940'da el-Belide'de dünyaya geldi. Öğrencilik yıllarında İslami hareket saflarında yer alan Nahnah, uzun bir zaman Cezayir üniversitelerinde tefsir ve siyer dersleri verdi. Nahnah'ın, 1990'da kurduğu Barış Toplumu Hareketi (Hareketu'l Muctemau's Silm), 30 Mayıs 2002'de yapılan seçimlerde, Cezayir Parlamentosunda, 38 milletvekili ile girmiş bulunuyor. RÖPORTAJ: TURAN KIŞLAKÇI
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |