|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türk siyasetindeki gelişmelerin benzerlerini, geçen yıllarda Rusya'da, Endonezya'da, Arjantin'de, Güney Kore'de ve benzer ülkelerde izledik.. Önce Rusya'da, sonra Uzakdoğu'da, arkasından Latin Amerika'da patlayan ekonomik krizler, bazı ülkelerde rejimleri, bazılarında da yönetim kadrolarını değiştirdi. Uzun yıllar, ülkelerinin adıyla özdeşleşmiş Yeltsin gibi, Suharto gibi isimler devrildi gitti.. Güney Kore'de yasaklı bir politikacı cumhurbaşkanı oldu.. Arjantin'de birkaç ay içinde 3-4 cumhurbaşkanı değişti.. Aslında 2001 yılında patlayan ekonomik kriz sonunda, aynı "Değişim Rüzgârı"nın Türkiye'de de fırtına şiddetinde esmesi beklenirdi.. Ama iki etken, ekonomik krizin, Türkiye'deki siyasete gecikerek yansımasına sebep oldu.. Birincisi, "Türk medyası"nın içinde bulunduğu sağlıksız durum.. İkincisi de, 11 Eylül terörist saldırısı sonunda, Amerika'nın "Türkiye'nin coğrafyasına" İMF aracılığı ile fon sağlaması.. Toplumun her kesiminin yoksullaştığı ve zengin-fakir her Türk'ün hayat ve servet düzeyinin indiği bir ortamda, "Ecevit-Bahçeli-Yılmaz" 3'lüsünün oluşturduğu koalisyon, sanki hiçbir şey olmamış gibi ayakta durdular.. Bu sürede sadece medya sektöründe 4-5 bin kişi, bankacılıkta 35-40 bin kişi işsiz kaldı.. Bir dönem Türk toplumuna mucize adamlar olarak sunulan "Yuppie"ler, geçim sıkıntısına düştüler.. Banka, fabrika, holding sahipleri battılar.. Bazıları Adliye'ye düştü.. Ama medya bu tabloyu, topluma yansıtmadı.. Ecevit o dönemde de sağlıksızdı ve işlere hakim değildi.. Ama medya, Ecevit'i yağladı, pompaladı.. Ünlü ünlü profesörler, emekli yüksek bürokratlar, televizyonların programlarında, ekonomi üzerinde geyik muhabbeti yapıp "herşey mükemmel" dediler.. Kemal Derviş, 2001'in ve krizin zorunlu hediyesi oldu Türkiye'ye.. Derviş, İMF programını başarıyla uyguladı.. Ama sonuçta, onun Türkiye'de ekonomi yönetimine geçtiği günden bugüne, iç ve dış borç, 50 milyar dolar civarında arttı.. Bunlar da, medyada pek ele alınmadı.. "11 Eylül sendromu" ve Afganistan operasyonu sonrasında, Washington'dan gelen ek kaynakla, değirmen "taşıma suyla" biraz daha döndü.. Ve nihayet "Ekonomik kriz" içinde bulunduğumuz günlerde "Siyasi kriz"e döndü.. Şimdi Rusya'da, Endonezya'da, Arjantin'de tanık olduğumuz sahneler, Türkiye'de de tekrarlanıyor.. Bazılarına göre bu krizin sebebi, Ecevit'in hastalanmasıdır.. Biraz mantıklı olalım.. RTÜK Kanunu için sabahlara kadar TBMM'de oturtulan Ecevit, o zaman sağlıklı mıydı? Ve Ecevit ile Rahşan Ecevit, DSP'den Sema Pişkinsüt'ü susturup çıkartırlarken, bu partide demokrasi mi vardı?.. Şimdi Türkiye'ye "Yeni ümit" olarak sunulan Hüsamettin Özkan, ülke krizden krize sürüklenirken, muhalefette miydi, yoksa "Fiili Başbakan" mıydı? Söylemek istediğimiz şu.. Ecevit de, ülkeyi bu tablo içine sürükleyen siyasi kadrolar da, değişmeli ve siyaset yenilenmelidir.. Ama bu iş, gerçekten "yenilenme" olmalıdır.. "Ecevit'siz Ecevit yönetimi"ni arayan kadroların, Türkiye'nin ümidi olarak sunulması, Türk medyasının Türk halkına yeni bir uyku hapı vermesi operasyonuna dönüşmemelidir.. Kriz, sokağa inebilir bu böyle giderse.. ŞAKA
Ah bu Mevlana!..
İsmail Cem'e başarı diliyoruz.. Parti kurma yoluna, Mevlana'dan "Artık yeni şeyler söylemek lazım" sözleriyle çıkan Cem'in "Değişim" ve "Yenilenme" yolundaki çağrılarını destekliyoruz.. "Değişim" ve "Yenilenme" yolundaki arkadaşı Hüsamettin Özkan'ın da değişmesini ve yenilenmesini diliyoruz.. Bakalım Ecevit'in sağ kolu, Cem'in sol kolu olabilecek mi? AKIL YAŞTA DEĞİLDİR..
Ecevit de, Derviş de kötü oynadılar!..
Siyasette herkes elindeki son kartı, en kötü şekilde kullanıyor Türkiye'de.. Bunların arasındaki en kötü oyuncumuz, Başbakan ve DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'tir.. Eğer Ecevit, Hüsamettin Özkan'ın DSP'den ve kendisinden ayrıldığı gün, "DSP'nin 9 muhalifi"nin önerisine kulak verip, "Olağanüstü kurultay topluyorum" deseydi, bugünkü perişan duruma düşmezdi.. İsmail Cem'in de, Hüsamettin Özkan'ın peşine takılan milletvekillerinin de, olağanüstü kurultayı beklemekten başka çareleri kalmazdı. Ama Ecevit hem bunu yapmadı ve hem de, anti-Avrupa'cı Şükrü Sina Gürel'i, Başbakan Yardımcısı yaptı.. Sonuç ortada.. Ecevit şimdi, milletvekili sayısı DYP'ye eşit olan bir partinin başında ve koltuk değneği ile, yani MHP desteği ile Başbakanlık'ta duruyor.. Elindeki kartı kötü kullanan bir diğer isim de Kemal Derviş.. Derviş'in hem hükûmette, hem muhalefette olması, ne siyasî ahlâkla, ne "Devlet geleneği" ile bağdaşıyor.. Yani Derviş'in büyüsü gitti, kozunu ziyan etti.. Yağlama-yıkama bu gerçeği örtemez..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |