|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yeni partiler, yeni oluşumlar, yeni reçeteler gırla... "Ölü partiler mezarlığı" Türkiye, kurtuluş umudunu, tahsisli, icazetli, manifülatif partilerin ispat-ı vücut etmesine bağlamış durumda. İki kere iki dört: Türkiye'de "merkezkaç" olarak tanımlanan güçlerin, taban siyasetini benimseyerek, siyaset sahnesinde boy göstermeleri, hem birtakım uluslararası güçleri, hem de onların içerideki uzantılarını ürküttü... Ürkütüyor... Belki bu nedenle çok sık darbe oluyor. Belki bu nedenle sık sık parti kapatılıyor. Ama, Türkiye'nin kadim ve kronikleşmiş sorunları bir türlü çözülmüyor. Çünkü, yönetim sağcı muhafazakârların eline geçse de, solcu ilericilerin eline geçse de, ülkenin elini kolunu bağlayan ikiyüz yıllık tarassut ve gizli denetim sürüyor. Niyazi Berkes, bir yazısında, iktidarı oluşturan mekanizmaların özerk ve bağımsız olmadığından yakınıyordu. Niyazi Berkes'le alettakrip aynı çizgide görüş serdeden yazar da, sol ve sağ iktidarlar döneminde Türkiye'de temel bir değişiklik olmadığını "tarih"i mehaz göstererek açıklamaya çalışıyordu: "Türkiye'de ("kalkınmacı" bir rota izlemelerine karşın, M.E.Y.) sağ iktidarlar, 'sistem'in dayattığı ekonomik reçeteleri gık demeden benimser, Türkiye'nin aleyhine bir sürü şartı şurtu -tıpkı Tanzimat sonrasında olduğu gibi- uygulamaya koyarlar. Görünüşte ülke 'millidir ve muhafazakârdır' ama, gerçekte ecnebi içerde istediği gibi at oynatmaktadır ve Türkiye'yi haraca kesmeye başlamıştır." Peki "sol" iktidarlar döneminde? Onu da, Niyazi Berkes'ten aktarma yaparak şu şekilde cevaplıyordu yazar: "Diyelim ki tersi oldu, iktidar kendisine 'solcu' denilen birtakım 'ilericilerin' eline geçti... Bunlar, üstyapısal kültür batıcılığının zavallı kuklalarıdır; tamamıyla 'alafranga' oldukları için, Batı'dan her şeyi 'aynen' aktarmak hastasıdırlar. Böylece 'sistem'in istediği kültür müesseseleri bize uyar mı uymaz mı, yarar mı yaramaz mı araştırılmadan 'aktarılır'; yeni yetişen nesillerin tartışmasız batı yandaşı olmaları garantiye bağlanır. Daha da müthişi, bu işler yıllardır 'Atatürkçülük' etiketi altında yapılır... " Yani? Yani "sistem"in (özellikle Amerika'nın) kazançlı çıkması için Türkiye'de ille muhafazakârların iktidar olması gerekmiyor. Onlar aslında işlerini pekala "laiklerle" de yürütmesini biliyorlar. Peki, günün birinde "üçüncü ihtimal" gerçekleşse ve yönetim sivil, tabandan gelen "merkezkaç" güçlerin eline geçse... İşte bu olmaz. Sistem, merkezkaç siyaseti bir punduna getirip merkezîleştirecek ve sisteme dahil edecektir. Olmuyorsa yok edecektir. Çünkü, "sistem" (örneğin Amerika) nüfuz edemediği, kolayca denetimi altında tutamayacağı siyasi kadroları işbaşında görmek istemedi/istemiyor. Türkiye'yi "ölü partiler mezarlığı"na dönüştüren süreç, gücünü sadece sistemden değil, sistemin (kimi zaman kendilerini "yurtsever", "kurtarıcı", "ekonomi mehdisi" olarak kaktıran) uzantılarından da alıyor. Daha çok parti kurulacak. Daha çok oluşum start alacak. Daha çok reçeteler yazılacak.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |