|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Siyaset arapsaçı; hükûmet uzatmaları oynuyor. İhanet baştâcı. İsmail Cem, nihayet resmen istifa etti. Yaptığı konuşmada kurulacak partinin sosyal demokrat özelliğini vurguladı. Elbette bütün Türkiye kucaklanacaktı ama, sosyal demokrasinin evrensel değerleri ile cumhuriyetimizin temel değerleri ön planda tutulacaktı. Siyasi entrika
"Cumhuriyetimizin temel değerleri" sözü, sol kimlikli birinin ağzından dökülünce, bunun anlamı açıktır: "Milletle yabancılaşan bir laiklik anlayışı, her türlü manevî yaklaşımı ve hassasiyeti irtica ad'eden bağnaz bir yorum." Unutmayalım, bu yeni oluşumda eski Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu da var. Kartel tarafından sürekli yaldızlanan yeni oluşumun başını, Cem-Özkan ve Derviş çekiyor. "Bu grup neden DSP içinde olağanüstü bir kongre talebini seslendirmedi?" sorusu soruluyor. Seslendirselerdi acaba sonuç alabilirler miydi? Alamayacaklarını düşündükleri için, önce "Ecevitsiz DSP" formülünü denediler. Başbakan'ın rahatsızlığı bir saray darbesini kolaylaştırmıştı. DSP'yi ele geçireceklerdi. Ecevit'in 11 Temmuz'da doktor muayenesine gitmemesi, -yalanlasa bile- Başkent Hastanesi hekimlerine karşı araya mesafe koyması, emsaline ancak korku filimlerinde rastlanan bir komployu akla getiriyor. Mesut Yılmaz'ın zirvede "Doktor raporu alın" telkininde bulunması, belli ki bu yöndeki taleplerin daha yoğun bir biçimde basına yansımasını sağlayacaktı. Büyük ihtimalle, 11 Temmuz'da gerçekleşen tıbbî kontrolde, Ecevit'in çalışamayacağı, doktor raporuyla tesbit edilecekti. Hüsamettin Özkan, Hürriyet gazetesinin ısrarla vurguladığı gibi, DSP'nin patronu olacaktı. MHP lideri Bahçeli'nin, zirvede, Mesut Yılmaz'ı "entrika yapmakla" suçlaması herhalde boşuna değil. Anap lideri de bu işin içinde. Ecevit'in önlerini açmayacağını anlayan grup, önce parti zemininde darbe yapmaya kalkıştı; Özkan'ın zoraki istifasıyla, aynı amaca yönelik çalışmalar, bu defa milletvekili transferleriyle devam ettirildi. Ecevit'in "İlkesel temelde ne farklılık var" diye sormasını yadırgıyoruz. Fazilet Partisi içindeki yenilikçilere de aynı soru soruldu. Oysa partinin yönetilme biçimine karşı bir tepkiydi bu. Orada Erbakan dışardan müdahale ediyordu. Burada, Ecevit'in fiziki yetersizliği söz konusu. Yalnız, Fazilet'te, böyle çirkin ayak oyunları, ihanete varan davranışlar sergilenmedi. Kartlar açık ve meşru zeminlerde oynandı. Yetkin'in tespitleri
Bilmiyorum Murat Yetkin'in 10 Temmuz 2002 tarihli yorumunu okudunuz mu? Orada çok önemli bilgiler veriliyor: 1) "19 Şubat 2001'deki MGK toplantısında Cumhurbaşkanı'nın hedefi Hüsamettin Özkan ve Mesut Yılmaz'dı. Özkan, lâfın kendisine geleceğini anlayarak, Başbakan'ı toplantıyı terk etmeye ve 'kriz başlamıştır' konuşmasını yapmaya yönlendirmişti." Bu malûmatı, 21 Şubat günü Rahşan Ecevit Murat Yetkin'e veriyor. Kendisini uyaran bir DSP'li bakanın ve "saygın bir bilim adamı kimliği ile öne çıkan bir DSP milletvekilinin" ihbar mektuplarını Radikal'de yayınlamasını ondan istiyor. Haber Radikal'da çıkınca, Hüsamettin Özkan Yetkin'i arayıp, haber kaynağını soruyor. Yetkin "O güne dek hep yakın ve düzeyli bir haber kaynağı-gazeteci ilişkisi içinde olduğum Hüsamettin Özkan'ı tanıyamıyordum. Haber kaynağımı açıklamayacağımı söyledim. Özkan bunun üzerine çok kızdı. Ertesi gün Kültür Bakanı İstemihan Talay aradı. Tehdit etti" diye yazıyor. 2) Murat Yetkin'in gün ışığına çıkardığı bir başka ve çok önemli olay daha var. 29 Ekim 2001'de Çankaya Köşkü'nde Cumhuriyet Bayramı davetinde, bazı orgeneraller ve kuvvet komutanlarıyla konuşuyor. Ecevit'in sağlığı o günlerde de eleştiri konusu. İşte o orgenerallerlerin, isimleri açıklamamak suretiyle kamuoyuna verdikleri mesaj şu: "Ekonomi ve siyaset tıkanma noktasına geliyor. Ecevit, DSP'yi devralacak birini işaret ederek, ülkenin önünü açmalı. Bu meseleyi Bodrum'da biraraya geldiğimiz Hüsamettin Özkan'a söyledik. Neden Ecevit yerini ona bırakmıyor? 'Ben duymamış olayım. Ecevit'le geldim, onunla giderim' cevabını verdi." Murat Yetkin duyduklarını Ecevit'e naklederken, "Hüsamettin Beyin de bu durumdan haberi varmış, generaller ona da söylemiş" diyor. Ecevit ani bir hareketle Özkan'a dönüp hayretle soruyor: "Öyle mi?" Özkan "Öyle efendim, size arz edemedim" cevabını veriyor. Gürsel'in mektubu
Doğrusu Murat Yetkin'in bu satırlarını okurken, 27 Mayıs darbesi öncesinde, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel'in, Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes'e gönderdiği, Bayar'dan şikâyet eden mektubu hatırladım. Bu mektubu Adnan Menderes okumuştu. Kendisini öven bir cümle vardı. Mektupta bütün sıkıntının Bayar'dan kaynaklandığı belirtiliyordu. Ne Adnan, ne de Ethem Menderes, Gürsel'in bu mektubundan Bayar'a bahsetmişlerdi. Üstelik Menderes, "askerin kendisini sevip takdir ettiği" gibi hatalı bir yoruma bu mektup yüzünden saplanmıştı. Mektubun muhtevasından Bayar'ın ancak darbeden sonra haberi oldu. Geçenlerde Kartel'in gazetelerinde, Özkan'ı öven satırlar içinde "Askerle de arası iyi, onu seviyorlar" diye bir cümleye rastlamıştım. Medyayı bu tip bilgilerle besleyen şüphesiz Hüsamettin Özkan'dı. Herhalde o da, orgenerallerin bu gibi tekliflerini "şahsî sempati" olarak değerlendirmişti. Derviş'in istifası
Bir başka entrika örneğini -haber kirlenmesi olayını- Derviş'in istifasıyla yaşadık. Sözde Ecevit, Derviş'i azletmeye yeltenmiş; ama Derviş erken davranmış ve azilden önce istifa etmiş. Cumhurbaşkanı'nın ısrarıyla da istifasını geri almış. Oysa Fikret Bilâ tam tersini söylüyordu: "Ecevit 'kalınız ekonomi için önemlisiniz' demişti. Buna rağmen Derviş istifa etmişti. Bunun üzerine Ecevit, Cumhurbaşkanı'na durumu açarak istifanın geri alınmasını sağlamıştı." Bilâ'nın versiyonu daha doğru geliyor. Çünkü, Ecevit-Derviş görüşmesi öncesinde, 9'ların Ecevit'e ziyareti var. Onlar, Derviş'in kalması için ısrarlı davranılmasını söylüyorlar. Ecevit de bu talebe olumlu bakıyor. Zaten Derviş'in kalması hükûmetin lehine. Bir an önce gitmek isteyen kişi Kemal Derviş. Amacı, kendisinin ekonomiyi yüzüstü bırakmadığı, bakanlıktan Ecevit tarafından gönderildiği izlenimini vermek. Sen, ekonomiyi düzeltecek bir teknokrat olarak gel; 30 milyar dolar İMF'ye ülkeyi borçlandır, sonra da batan gemiyi terk edip, ekonominin bu hale gelmesinin diğer baş sorumlularının (Recep Önal ve Hüsamettin Özkan'ın) yanına koş. Bu ne biçim siyasi hırs! İrtemçelik'in açıklaması
Ve eski Devlet Bakanı, İstanbul bağımsız milletvekili İrtemçelik'in bu yeni oluşum hakkındaki görüşleri. İrtemçelik, yanlış haberi düzeltiyor ve triumvira ile neden hiç ilgisi olmadığını şu cümlelerle açıklıyor: - Türk halkının, belirli odaklardan maruz bırakıldığı propaganda bombardımanına rağmen, her sabah yeniden cilâlanmaya muhtaç omurgasız görüntelere artık pabuç bırakmayacağı umudundayım. - Halkımızın, ikbal uğruna ilkesizliği kimlik edinmişlerin, yıllar yılı kula kulluk etmekten utanmamış olanların, kendisini yeni ambalajlarda "çıkış yolu" diye pazarlamasına itibar etmeyeceği umudundayım. -"Adam olmak" ile "vezir olmak", "koltuk sevdası" ile "Türkiye sevdası" arasındaki farkı halkımızın iyi bildiği inancındayım. İlkesizlik
Kartel, kimleri üfürüp, sonra da bir kenara atmadı ki! Geçen yasama döneminde Demokrat Türkiye Partisi baştâcı idi. Mehmet Ali Bayar, ABD'den döndüğü gün, hatta daha öncesinde, Kartel tarafından "umut" diye manşete çıkmadı mı? Şimdi varsa yoksa troyka. Ecevit'in parmak bastığı gibi, bu kadar ilkesizlikle hangi ilkeli siyaseti yürütebilecekler?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |