|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Son günlerde rakımı yüksek yerlerdeki gözü dönmüş hırs nöbetleriyle start alan iktidar savaşlarını, bu hengameden yara almadan çıkabilmek için oradan oraya seğirten adamların canlı yayınını izliyor Türkiye. Tıpkı bir buçuk yıl önce başlayan 'kriz soap operası'nı fert fert 'bana bir şey olmaz canım'larla izlediği gibi. İzlenme rekoru kıran 'Arkası Yarın'ın son demi şimdilerde gösterilen. Neredeyse dört yıldır süren "Aşk ve Gurur" tefrikasının ihanet, intikam, ihtiras kokulu final bölümü yani. "Her aşkın bir başı, bir sonu vardır" nakaratını zihinlerine dolamış aktörlerin, en savunmasız halleriyle yakalandıkları bir fotoğraf bu. Kaybedecek bir şeyi kalmamışların savaşı. Bu yüzden keskin, bu yüzden gürültülü ve bu nedenle bu derece vahşi. Ve tıpkı diğerleri gibi bu savaş da, başdöndürücü bir hızla zihinlerin bir önceki katmanına basıp geçiyor, altta kalan ne varsa, hepsini ayağıyla hafızaların kullanılmayanlar çöplüğüne fırlatarak. Karede başka şeyler de yok değil tabii; Gözünü kıstığında...
Onca endişeyi, onca sıkıntıyı, umutsuzluğu bünyesinde barındırmasına, bunca asap bozucu bir sahne olmasına rağmen hafif yollu bir komedi de yok değil bu flu manzarada. Öyle ki, gözünü kısıp baktığında, "bahçede oyun oynarken 'top sendeydi, yok bendeydi' dalaşından alt alta üst üste kavga çıkaran oğlanlar" tipinden pek de uzağa gidemeyen bir durum var sanki. Artık ortalık, "Ben sana küstüm" istifalarına, "bak giderim haa, yok yok gitme" hallerine kesmiş durumda. Artık o derece yani. Çocukluğun vurdumduymazlığıyla hafife alınabilecek bu öfkeyi, taş gibi ağır hale getiren ise, büyüklüğe özgü şeyler. Çocukların hiç bir zaman öğrenemeyeceği ayak oyunlarını öğrenmişlerin, saf öfkeyi bulandıran, acı halleri yani. Halktan arındırılmış bölgeler
Takım elbiseli erkekler kalabalığında, ortama hep nahoş bir hava bırakan şeyler oluyor sanki çoğu zaman. Hep üstten bakıyormuş izlenimi uyandıran bir duruş, ciddiyet telkin eden ifade, hayli klas konuşma vs... Ama ya içerisi? İşte orası yani, halktan arındırılmış bölge, sokaktaki adamın 'aklının kesmeyeceği', 'teknikıl dövüş'lere sahne. Bütün bunlar olurken, öteden beri yaptığı gibi, 'sarı çizgi'yi geçmeden yol kenarlarına birikerek ağzı bir karış açık olanları izleyen kalabalıklar, 'neler oluyor yahu?' bakışlarıyla işin içyüzünü anlama telaşesinde... Bu keşmekeşin ortasında, kafasını kaldırıp ileriye bakabilenler ise, titrek bir ürperti hissediyor nedense omurgasında. Öyle bir şey ki bu; kötü kurulmuş cümleler gibi bir tedirgin, uğultulu itiş kakış manevralarının gelecekten çaldığına dair, uğursuz bir his. Gelecekten yani, doğmamış çocuklardan...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |