T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Daha neler!

Kaç gündür yazacağım ama olmadı, demek kısmet bugüneymiş... Öyle kıyıda köşede kalmış bir haber değildi. 22 Haziran tarihli Hürriyet'in manşetine kurulmuştu. Aynen şöyle: "'Efemine' tiplere öğretmenlik yok/Milli Eğitim, 'efemine' davranışları olanların öğretmen olmalarının önüne geçmek için önlem alıyor" (!) Hadi bakalım, kolaysa çıkın haberin içinden!

Bana göre, bu manşetin üzerine ciddi olarak eğilmek lazım. Özellikle de iki açıdan. Bu açılardan birincisi, tahmin ettiğiniz gibi, adı haberde "Milli Eğitim" olarak geçen devlet aygıtının haberde söz konusu olan "önlem"i almaya yetkili olup olmadığının gözden geçirilmesidir. Haksız mıyım, durun bakalım nerede yaşıyoruz? Bir "hukuk devleti"nde (Ben Anayasa'nın yalancısıyım!) "Milli Eğitim"in "efemine tipler"in önünü kesmesi görülmüş şey mi? İkinci açı ise, bir gazetenin (hem de ülkenin en büyük gazetesinin) böyle "damdan düşen" bir haberi hiç mi hiç sorgulamadan/sorgulatmadan manşetine yerleştirmesi meselesidir. İsterseniz "ikinci açıdan" başlayalım:

Hürriyet'in "Kamuran ZEREN/Ankara" kaynaklı haberi gerçekten bir habercilik şahaseri. Zeren ve gazete aktardıkları bilgiden ve gelişmeden o kadar emin ki, "bol keseden" atmakla meşgul: "'Efemine davranış' biçimi, 'kişilik bozukluğu' tanımı içine alındı. Çocukların, kişiliklerinin oluştuğu dönemde, öğretmenlerini örnek alarak 'efemine davranış'lara özenmelerinin önü kesilecek." / "Eğitim fakültelerinin okul öncesi ve sınıf öğretmenliği programlarını tercih eden 'efemine' tipler uyarılacak. Buna rağmen bu programlardan mezun olanlar 'sağlık kurulu raporu' ile engellenecek." / "Bakanlığın, öğretmen olmayı engelleyen şartlar arasınına aldığı 'efemine' sözcüğü, sözlükte, 'Yumuşak davranışlı, fazla kibar, kadınsı tavrı bulunan erkek' olarak tanımlanıyor."(!)

Haksız mıyım, böyle habercilik olur mu? Gazetenin "efemine tipler"in bütün "uyarılar"a rağmen "sağlık kurulu raporu" ile nasıl olup da "engellenecekleri" üzerine bir saniye bile düşündüğü yok! Hangi "sağlık kurulu", hangi "sağlık kurulu"nun hangi ölçütlerden kalkarak vereceği hangi rapor, hangi ve ne hakla "engelleme"? Hürriyet'in ya dünyadan haberi yok, ya da bir cumartesi günü okurlarını makaraya sarmakla meşgul...

Hepsi bu değil, dahası da var... Hürriyet'in manşete çıkan bu haberinde şöyle "tuhaf" bilgiler de var: "Yine, tıbbi adı 'pedofili' olan 'sübyancılar' da okul öncesi ve sınıf öğretmenliğinin yanı sıra 'yakın temas' gerektiren beden eğitimi, müzik, resim öğretmenliği gibi öğretmenlik programlarında görev yapmalarına da izin verilmeyecek."(!) Haydaaa! Bu ne biçim haber böyle? Ya Hürriyet bu günlerde çok yorgun, ya da Milli Eğitim hepten şaşırmış. Bir taraftan "efemine tipler"e "fazla kibar" oldukları için öğretmenlik yolunu kapa, diğer taraftan "sübyancılar"a "yakın temas" gerektiren dersler dışında "Maarif Ordusu"nun kapılarını aç! Mandolin çalmayı öğretemesinler ama fizik-kimya öğretebilsinler!

Bitmedi, daha dahası da var... Öğretmen olamayacaklar arasında sayılan şu kategorilere bakın: "Psikozlar, nevrotik ve kişilik bozukluğu bulunanlar, (...) obezler, nörolojik engelliler, obur ve sübyancılar..."(!) Şu sınıflamanın "bilimselliği"ne bakar mısınız? Tabii ki özellikle de "obur ve sübyancılar" sınıflamasına! Yani bir öğretmen adayının "obur" ya da "sübyancı" olması Milli Eğitim açısından pek farketmiyor... Ben sayılan "özürler" arasında şu faslı da çok beğendim: "Parkinson hastaları ile ağır kalıcı yanık ve travma yarası taşıyanlar 'fen bilimleri' grubu öğretmenlik programına alınmayacak." Oldu mu şimdi? Bu durumda "Parkinson hastaları"nın da hakkı yenmiyor mu? Onlar hayatlarını nasıl kazanacak? Hepsi de başbakan olamaz ki...

Bir gazetenin önemli bir bölümünü aktardığım böyle bir haberi hiçbir sorgulamadan geçirmeden olduğu gibi manşete taşıması vahimdir. Diyelim ki haberin altında imzası bulunan muhabir böyle bir gelişmeden haberdar oldu ve olduğu gibi gazeteye geçti. Peki ya gazetenin yazıişleri sorumluları? Onlar söz konusu haberi ölçmeden biçmeden, bilimsel ve hukuksal yönlerden irdelemeden olduğu gibi manşete nasıl taşıyabiliyorlar? Yok eğer haberde aktarılan gelişmeler doğru, Milli Eğitim'in niyeti gerçekten de söylendiği gibiyse, o zaman da nasıl isyan etmiyorlar? Böylesine "damdan düşen" bir habere bu kadar da kucak açılmaz, bu kadar da "gönüllü" olunmaz ki...

Şimdi dönelim "birinci açı"ya: Eğer haberden öğrendiğimiz gelişmeler doğruysa, yapılacak ilk iş Milli Eğitim'in "hukuk dairesi"nin yeni atamalarla güçlendirilmesidir. Öğretmenlik belgesi verme yetkisi kendisinde diye bir kurum bu derece "keyfi" ölçütler koyabilir mi? Bırakın "sübyancılık" faslına ilişkin saçma sapan "önlemler"i, "efemine tipler" avcılığına çıkmak da kimin aklına geldi? Öğretmenlik belgesi verme ve "Okul"u denetleme yetkisi kendisinde diye, bakanlığın "Ali Baba'nın Çiftliği" misali kendi hukukunu kendisinin koymasına hangi "hukuk devleti"nde izin verilir?


20 Temmuz 2002
Cumartesi
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED