|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Troyka"nın biri iyice gizlendi: Hüsamettin Özkan. Çünkü halk nezdinde sicili hiç de parlak değil. Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in hazırladığı suç duyurusu dosyası -mevzuat mâni olduğu için bakan hakkında fezleke düzenlenemiyor- Adalet Bakanlığı'nda. Bize de mi lolo...
Ecevit'in gölgesi Özkan, halkın sempati duyduğu isimler listesinde hiçbir zaman ön sıralarda yer almadı. Ama malûm medyanın daima baştâcı oldu. Amaç, bir saray darbesi ile Ecevit'in yerine Hüsamettin Özkan'ı geçirmekti. Galiba doktorlar bile entrikaya âlet edilmişti. Bu oyun tutmadı. Özkan Rasputin'di, Brütüs oldu. "Rasputin"ken, milletvekillerine halkın sempatisini ölçen www.yanki.com sitesinde, en fazla tepki çeken isimdi. Özkan, % 93.9 oranında beğenilmiyordu. Yeni Oluşum'da bizi ilgilendiren diğer önde gelen isimlerden Ali Ilıksoy da % 93.6 oranında başarısız bulunuyordu. Metin Bostancıoğlu % 89.5 ile, diğerlerinden bir nebze iyi durumdaydı. Buna mukabil İsmail Cem'den, % 67.55 hoşnuttu. www.yanki.com'a göre, Yeni Oluşum'un en beğenilen ismi (İsmail Cem), seçim bölgesi olan Kayseri'ye gitti. Karşılaştığı duruma bakın! Herhalde Kayserili vatandaş şöyle düşünmüş olmalı: "Yahu eşeği boyayıp, satan benim... Şimdi benim silâhımla, benim yöntemlerimi kullanarak beni mi aldatacaksınız!!!" Hani halk içinde bir tâbir vardır: "Bize de bi lolo İsmail Bey!" TÜSİAD'ın raporu
TÜSİAD'ın hazırladığı ve 18 Temmuz 2002 tarihli Hürriyet'te yayınlanan raporun özeti, bizim de elimize geçti. Tabiî senaryolar Hürriyet'in takdim ettiği gibi değil. Hürriyet'in sürmanşetini okuyunca, büyük sermaye çevrelerinin, AK Partisi'nin oylarının yükselmesinden duydukları endişeyle, askerin paçasına sarıldıkları izlenimi doğuyor. Hürriyet, "AK Parti değişmezse 28 Şubat gelir" başlığını, ön plana çıkarmış. Tehlike çanlarını çalıyor. Oysa, TÜSİAD raporunda, 28 Şubat'a tek bir kelime ile bile atıf yok. Ayrıca genel hava, AK Parti'nin bir merkez partisi olduğu, AK Parti - Anap veya AK Parti - DYP koalisyonundan endişe duyulmaması gerektiği istikametinde. Raporun en önemli bölümü, "AK Parti'yi kesinlikle hükûmette görmek istemeyenlerin oranı" Bu oran DSP için % 45.5'ken, AK Parti için sadece % 28.1. Araştırma, Anap, MHP, DYP ve CHP'yi hükûmette görmek istemeyenlerin oranını vermemekle birlikte, "denenmiş siyasî oluşumların" en azından Anap'ın, DSP ölçüsünde tepki yaratmış olduğu düşünülebilir. Bence, TÜSİAD araştırmasında ön plana çıkarılması gereken husus, "AK Partisi iktidarı yeni bir 28 Şubat'a yol açar" iddiası değil. Raporda böyle bir bölüm zaten yok. Sadece, AK Parti, laiklik anlayışında köklü değişiklik yaparsa, buna toplumun büyük bölümü ve silâhlı kuvvetler karşı çıkar, düşüncesinin endişe yarattığı kaydediliyor. AK Parti'yi hükûmette kesinlikle görmek istemeyenlerin oranı % 28.1 ile sınırlı kaldığına göre, bu endişe halkın büyük çoğunluğu tarafından paylaşılmıyor. Zaten rapor da, halkın büyük çoğunluğunun AK Parti'yi "aşırı uç" gibi görmediğini, "merkeze yerleştirdiğini" belirtiyor. %28.1'in anlamı
TÜSİAD raporu, Hürriyet'te, AK Parti'nin aleyhinde gibi sunulmakla birlikte, esasında çok lehinde. 1) Askeri, doğru enforme ediyor ve milletin AK Parti'ye hem sempati beslediği, hem de endişe duymadığı ortaya çıkıyor. Bu durumda, benim tanıdığım asker, -halkın hassasiyetlerine göz yummayacağı için- AK Parti'ye karşı tavrını mutlaka yumuşatacaktır. 2) % 28.1 oranı, İsmail Cemli-Hüsamettin Özkanlı Yeni Oluşum'un hitap ettiği, Kartel çevrelerini, Kartel'in sadık okurlarını, üç kağıtlarını yürütmek isteyen kimi sermaye çevrelerini, dini, irtica ile karıştıran Kemalist (Atatürkçü demiyorum) kesimi temsil etmektedir. Zaten işte bu zihniyet, beni bile "irticacı" bulduğu için, milletvekilliğimi sona erdirmiştir. 3) Yeni parlamentoda AK Parti belirleyici olacaktır. Eğer, sadece DYP ve CHP barajı aşarsa, AK Parti % 26 ile bile tek başına iktidara gelebilecektir. TÜSİAD raporundaki senaryo 4'e göre, AK parti % 26, DYP % 15.2, Anap % 9.5, DSP % 6.1, CHP % 13.3, MHP % 9.5 ve Hadep % 6.3 oy alıyor. Bu durumda AK Parti'nin sandalye sayısı 278 (276, güvenoyu almak için yeterli), DYP 160, CHP de 112 milletvekilliği kazanıyor. Elbette AK Parti'nin % 26 ile tek başına iktidar olması, olumlu bir gelişme değil. Çünkü halkta temsil kabiliyeti sınırlı iken, parlamentoda aşırı ölçüde, çok fazla sayıda milletvekili ile temsil edilmiş oluyor. Diğer partilerin çok düşük oy alması, çok sayıda parti bulunması, böyle istenmeyen bir sonuç doğuracaktır. Bence bir yandan Tayyip Erdoğan'a haksızlık yapmayı sürdürsünler, -meselâ onu seçimlere sokmamayı denesinler- bir yandan yolsuzluk, hırsızlık devam etsin, halk fukaralıktan göçmüşken, "ekonomi programı başarılı" diye alkış tutulsun, görelim sandık n'eyleyecek...! Halkın iradesine çomak sokuldukça, arzu ettiklerinin tersine bir gelişme ortaya çıkıyor. Şu Yeni Oluşum bile, solun oyunu daha fazla bölmeye, CHP'nin önünü kesmeye hizmet ediyor. Anap'ı da paçasından aşağı çekiyor. DSP'nin küskünleri
TÜSİAD'ın bulguları, AK Parti'nin oy oranını şimdilik % 30 civarında gösteriyor. Bu oranla, ya AK Parti, tek başına iktidara çok yakın bir milletvekili sayısına (260-266) ulaşıyor. Veyahut tek başına iktidar oluyor. Gene araştırmaya göre, AK Parti, Fazilet Partisi seçmeninin sadece üçte birinin desteğini alıyor; seçmenin üçte ikisi diğer partilerden geliyor. Demek, AK Parti iddia edildiğinin aksine, bir kutup, İslâmcı bir odak değil. Gerçekten yeni bir oluşum. Fazilet'in "tıpkısının aynısı" da değil. Daha şimdiden farklı bir sosyolojik tabana hitap ediyor. Oysa, İsmail Cem-Hüsamettin Özkan ikilisi DSP'den kopan bir parça: "DSP'nin küskünleri" Aynı, 1999 seçimleri öncesindeki "Küskünler hareketine" benziyor. Bir daha seçilemeyeceklerini anlayan milletvekilleri biraraya gelip, eski partilerine sövmeye başlamışlardı. DSP'nin küskünleri de öyle. Ama İsmail Cem'in Kayseri seyahatinde de gördük ki, millet de onlara küskün.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |