T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Haksız ve meşruiyetten yoksun

Irak'a yönelik muhtemel operasyonu ciddiye alanlar haklı; Bush yönetimi Saddam Hüseyin'i devirmeyle sonuçlanacak bir askerî operasyon konusunda kararlı görünüyor. Ancak, ABD'nin en yakın müttefikleri bile Irak operasyonu konusunda tedirgin; bir çok başkent uyarı görevini yerine getirme yarışında. "Yapmayın" diyenler arasında her ulustan yazarlar, düşünürler, hatta askerler bile var. BM adına Irak'ın silâhlanma politikasını denetlemek üzere kurulmuş ilk komisyonun İsveçli başkanı Ralf Ekeus'tan ABD'li üye Scott Ritter'e kadar pek çok 'uzman', ABD'nin Irak'a saldırmasının elle tutulur bir 'gerekçesi bulunmadığı' kanaatlerini ifade ediyorlar.

Bush yönetimi, aylardan beri, Saddam Hüseyin ile 11 Eylül eylemleri arasında dolaylı da olsa bir irtibat arayışında. Bir bölümü dezenformasyon olan haberlerin bütünü, Irak rejimine sempatiyle bakmayan araştırmacı ve haberciler tarafından çürütüldü. Buna rağmen, Washington, saldırı hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor. Bu ay içerisinde ülkemize gelen ABD savunma bakan yardımcısı Paul Wolfowitz'in, Ankara'daki temaslarında, operasyona destek talebinde bulunduğu biliniyor. Güneydoğu'da, 200 bin kadar Amerikan askerinin kalacağı çadırların kurulmakta olduğuna dair haberler gazetelere de yansıdı.

Amerika'ya yakın duran ülkelerin, Bush'un 'teröre karşı mücadelesi'ni destekleyen kalemlerin bile içine sindiremediği Irak operasyonu konusunda, ses çıkmayan, itiraz sesi duyulmayan tek ülke var: Türkiye... Açın gazeteleri bakın, televizyonlardaki tartışmalara kulak verin, hemen herkesin operasyonu doğal karşıladığını, tarihi ve yöntemi üzerinde tahminde bulunmaktan öte bir çaba göstermediğini fark edeceksiniz. Türkiye, komşusu Irak'a yönelik 'haksız' ve 'meşru olmayan' ABD askerî operasyonuna destek vermeye hazır bekliyor...

Hazırlıkları hızla devam eden operasyonun haksızlığı 'gerekçesiz' oluşundan. BM üyesi egemen bir devlete karşı askerî operasyon, 1990-91 Körfez krizi ve savaşıyla irtibat kurularak başlatılamaz; oysa, Oğul Bush yönetimi, Baba Bush'un yarım bıraktığını tamamlamak niyetinde. Varlığı ileri sürülen 'kitle imha silâhlârı' konusunda herhangi bir somut kanıtı yok Washington'un. Saddam Hüseyin'in 'kendi halkına karşı kimyasal silâh kullandığı' gibi geçmiş sâbıkaları ise, çok hazindir, ABD'nin İran'a karşı savaşında Bağdat yönetimini desteklediği günlere ait.

Oysa, 11 Eylül şaşkınlığı kullanılarak 28 Eylül 2001 tarihinde BM Güvenlik Konseyi'nden geçirilen 'terörist saldırılara mâruz kalmış' ülkelerin kendilerini koruma haklarını kabul eden ve uluslararası barışa yönelik tehditlere karşı 'her yola başvurarak mücadele' edilmesini öngören 1373 sayılı karar da, başkana terörist saldırılara karşı duracak yetkiler veren ABD Senatosu'nun 14 Eylül 2001 tarihli 23 sayılı kararı da, Irak operasyonunun meşruiyetini boşlukta bırakıyor. 11 Eylül'le Saddam Hüseyin arasında ilişki bulunduğuna dair somut kanıt ortaya koyamadığı sürece, ABD, Bağdat'a saldıramaz; aksini yaparsa, bu, 'meşruiyetten yoksun' bir saldırı olur.

Bush yönetimi, Irak'a operasyona girişmeden önce, kendi iç hukuku açısından Kongre'ye başvurmak, uluslararası meşruiyet açısından da BM Güvenlik Konseyi'nden yeni bir karar çıkartmak zorunda. Oysa, güvenlik konseyinin veto hakkına sahip iki üyesi, Fransa ve Rusya, Irak'a konmuş ambargonun kaldırılmasını istiyorlar. Moskova ve Paris, kendilerine özgü sebeplerle, Irak'a saldırıya karşılar...

Birbiri ardına iflâsını ilân eden dev şirketler yüzünden Amerikan ekonomisinin bozulması, Bush yönetiminin kilit isimlerinin yolsuzluk kokan mâlî skandallara bulaşması, Washington'u dış meşgaleler arayışına sürüklüyor. Irak'a operasyon tarihinin öne alınma ihtimali, içeride kötü giden işleri dışarıda çıkartılacak bir savaşla perdeleme niyeti yüzünden büyüyor.

Türkiye'nin, yalnızca ekonomisini berbat hale getireceği düşüncesiyle veya komşu bir ülkeye hasmane davranışın yakışmaması sebebiyle değil, Washington'un saldırı niyeti meşruiyetten yoksun ve haksız olduğu için de operasyona kendisini kapaması gerekiyor. Böyle bir macerada Türkiye rol alamaz, almamalı.

İyi de neden bu konuda kimseden ses çıkmıyor?


31 Temmuz 2002
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED